BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şok olmuştu Hacer Ana...

Şok olmuştu Hacer Ana...

Hacer ana dönüp gelinine baktı. Selvinaz korku ve şaşkınlık içinde titriyordu.



Hacer ana dönüp gelinine baktı. Selvinaz korku ve şaşkınlık içinde titriyordu. -Bizimle karakola gelmeniz gerekiyor, dedi jandarmalardan biri. Selvinaz’ın dizlerinin bağı çözülmüştü adeta. Kayınvalidesine tutundu... * * * Askeri jeep, tozu dumana katarak köyden kasabaya doğru yol alıyordu. Jeepin arka koltuğunda oturan iki kadın, karakolda kendilerini bekleyen kötü sürprizin korktukları kadar kötü olmamasını dilerken, çeşitli felaket ihtimalleri kafalarında cirit atıyordu. Bitkin bir haldeki Selvinaz’ın başı yavaş yavaş yana yatarak kayınvalidesinin omuzuna düştü. Dalgın gözleri bir noktaya kilitlenmiş gibiydi. Bekir’le son görüşmesini hatırladı. Yatak odasında çamaşır katlarken Bekir yanına yaklaşmış ve cebinden çıkardığı bir deste parayı kendisine uzatarak; -Al bu paraları sakla, demişti. Selvinaz parayı tedirgin bir halde almış ve; -Bu kadar parayı nerden buldun Bekir? diye sormuştu endişeyle. Bekir önce lafı ağzında gevelemiş, sonra Selvinaz’ı heveslendirmeye çalışmıştı. -Canım, çalışıyorum dedim ya... Hem daha bu birşey değil. Birkaç güne kadar bunun on mislini kazanırım! -Benden birşeyler saklıyorsun belli. Önceden böyle değildin. Bileğinin hakkıyla kazanılan parayı kutsal sayardın. Tarlada, bostanda çalışırdın. Ama şimdi çok değiştin. Geceleri bir yerlere gidiyor, günler sonra geliyorsun... Bu kadar para birkaç günde kazanılır mı hiç? Selvinaz konuşurken Bekir yüzüne bakamamış, pencereden dışarıyı seyrederek bakışlarını ondan kaçırmıştı. Neden sonra yanına gelerek; -Seni üzdüğümün farkındayım Selvinaz, demişti. Ama nolur biraz daha sabret. Bu son işim. Söz, bir daha gitmeyeceğim. Bu sefer çok paramız olacak. İstanbul’a göçer, güzel bir iş kurarım kendime. Mutlu bir hayatımız olur... -Benim çok parada gözüm yok Bekir, diye cevap vermişti ona. Seni yanımda bileyim, o güç yeter bana. Sonra başını öne eğmiş ve; -Bebeğimizin kursağından helal süt geçeceğinden emin olmak istiyorum, demişti yavaşça. Dışardan gelen klakson sesleriyle daldığı hayallerden uyanan Selvinaz, başını kayınvalidesinin omuzundan kaldırarak dışarı baktı. Kasabaya girmişlerdi... * * * Karakol komutanı elindeki bir kağıda bakıyordu. Kağıdı masaya bırakıp Hacer Ana’ya döndü: -Oğlunuzun kaçakçılık işiyle uğraştığını biliyor muydunuz? Hacer Ana oturduğu sandalyeden şok olmuş bir halde ayağa kalktı. -Kaçakçılık mı? Titriyordu. Selvinaz’ın başından kaynar sular dökülmüştü adeta. Bekir’in son günlerdeki kaçamak tavırları bir film gibi geçiverdi gözlerinden. -Evet kaçakçılık, diye tekrarladı komutan. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı... Hacer Ana bu ithamı kabullenmeyen bir tavır ve korku ile oğlunu savundu: -Yoo, benim oğlum böyle kirli işler yapacak biri değildir. O dürüst bir insandır komutan bey!.. -Üzgünüm, dedi komutan. Ama ne yazık ki bir kaçakçılık şebekesiyle birlikte olduğu ortaya çıktı. Gözlerinden yaşlar süzülen Selvinaz, titreyerek sordu: -O şimdi nerede? Komutan gözlerini Selvinaz’dan kaçırarak bir müddet önündeki kağıda baktı ve; -Dün gece sınırda jandarmayla çatışmaya girmişler, diye anlatmaya başladı. Yedi sekiz kişi... İçlerinden sadece biri sağ olarak yakalanmış. O da... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT