BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kutsal Yolculuk

Kutsal Yolculuk

Medine seherleri pembe pembedir, geceler mi eflatun ötesi. Kubbe-i hadra sabaha da yakışır, akşama da.



Şefaat ya Resulallah! Medine seherleri pembe pembedir, geceler mi eflatun ötesi. Kubbe-i hadra sabaha da yakışır, akşama da. Ne bileyim bundan daha sevimli bir bina... Mescid-i Nebi gördüğüm en büyük cami. Sanırım yayıldığı alan, asr-ı saadet yıllarının Medinesi kadar. Namaz vakitleri yüzbinler saf tutuyor. Avlunun altı kat kat dibe iniyor. Yollar, şadırvanlar, garajlar. Ama miladın kendileri ile başladığını sanan Suudi ailesi tarihi dokuyu ortaya çıkaracak yerde, gölgeliyor. Bu projeyi Bin Laden firması gerçekleştirmiş. Üsame’nin siyaset tarzını bilemem, ama inşaattan anlıyor. Medine’nin eski halini bilenler “Bir zamanlar şehir yeşil kubbenin hemen yanından başlardı” diyorlar. “Bu boşlukta daracık sokaklar, çarşılar, seyyarlar vardı. Benzerleri şimdilerde çok azalan camları kafesli evler ve taş hanlar. Eh bu arada sahabe-i kiram devrinden kalan bir sürü hatıra da yok edildi. Meselâ Eyyûb Sultan Hazretlerinin evi bunlardan biriydi. Bu kutlu bina Efendimize 7 ay mekân olmuştu ve görülmeye değerdi. Osmanlılar söz konusu evi kütüphane olarak kullandılar ki, bu hizmet Şeyh-ül İslâm Arif Hikmet beyin gayretleri ile şekillenmişti.” Bu ev istenirse fanus içine alınır, hatta taş taş taşınabilirdi. Ama o hassasiyet nerede? ÖZLENEN ZİYARET Mescid-i Nebi’ye girenler takatları yettiğince namaz kılıyorlar. Zira bu mescidde kılınan namazlar çok efdal. Fırsat bu fırsat, borcu olanlar kazaya duruyor, hesap eksiltiyorlar. Ravda-ı Mutahhara ziyareti en sona bırakılıyor. Çünkü bu koridor çıkış kapısına açılıyor. Dönüşü yok ve insanlar oluk oluk akıyor. Dikkat ediyorum dünyanın dört bir yanından gelen müminlerle aynı salevatları okuyoruz. Onlarda boyunlarını büküyor, tarifsiz bir edeble “Esselâmü âleyke ya Habiballah” diyorlar. Sonra heyecandan titreyen bir sesle “Şefaat ya Resulallah” diye fısıldıyorlar. Ancak Şebekeyi saadet önüne yanaşık düzen sıralanan mutavvalar gözü yaşlı aşıkları iteleyip kakalıyor, “şirk haci şirk” diye sataşarak akılları sıra cehenneme bilet kesiyorlar. Bir ömür bu anı özleyen insanların huzurunu bozuyorlar. Osmanlının çekilmesinden sonra Mukaddes beldelere hakim olan Suudlar, yüzü suyu hürmetine âlemlerin yaratıldığı Server’e sıradan bir ölü muamelesi yapıyorlar. Hatta bir ara Kubbeyi Hadrayı yıkmaya kalktıklarını biliyoruz. Bu teşebbüsle dünya müslümanlarının (özellikle Hindli müminlerin) şiddetli tepkisini çekince geri adım attılar. Halbuki biz Efendimizin salevatlarımızı duyduğuna ve selâmlarımızı aldığına inanıyoruz. Onun şefaatine kavuşmayı “kurtuluş” biliyoruz. Hocaefendinin biri hadiseyi tek cümleyle özetliyor. “Şefaate kimler inanmaz biliyor musunuz?” diyor, “Şefaate kavuşamayacak olanlar!” Neyse, biz güzellikleri görmeye devam edelim. Hiç unutmam Mescid-i Nebi’de vakti beklediğimiz demlerde omuzuma bir el dokunuyor. Dönüyorum iri yarı bir zenci. Katran karası bir cild ve akı sarı gözler. Yanaklarındaki dilim dilim bıçak izleri, kimbilir hangi kabilenin işareti. Korkuyor muyum? Hayır. Ama şaşırıyorum galiba. Mübarek mahçup mahçup gülümsüyor ve elindeki bardağı uzatıyor bana. İnanın bu kadar lezzetli bir su içtiğimi bilmiyorum. Hadi gel de dua etme ona. Yine Mescid-i Nebi’deyiz. Bir Yemenli elindeki miski süre süre geliyor. Huyum kurusun kokuyu da seçerim işte. Limon kolonyasının bile markasını sorarım. Reddetsem bir türlü, alsam bir türlü. Yaklaşıyor. Yüzünde öyle bir berrak tebessüm var ki itiraz edemiyorum. Genç plastik çubuğunu şişesine daldırıp elime sürüyor. Aman ya Rabbi bu kokuyu nereden bulmuş. Böylesine hafif ve değişik bir rayiha. Estetiğimiz yükseliyor mu acaba? “Kuveys!” diyorum, gülümsüyor. Mescid-i Nebi’de zemzem bidonları var, haznelerinde pet bardaklar. Sağda temizler, solda kullanılmışlar. Dikkatsizin biri yere üçbeş damla su dökmüş. Mermerler öylesine temiz ki oncağız bile insanı rahatsız ediyor. Hintlinin biri geçerken damlaları görüyor, cebinden mendilini çıkarıyor ve imparator yaverlerini imrendirecek bir zarafetle eğilip siliveriyor. Mendil kirlendi. Olsun, mermer temizlendi ya. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT