BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs, komisyona havale!..

Kıbrıs, komisyona havale!..

BM gözetiminde New York’ta devam eden dolaylı görüşmeler yarın sona eriyor. Gerçi Denktaş, dönmeyip bekleyeceğim diyor ama, muhatap bulabilirse tabii!..



BM gözetiminde New York’ta devam eden dolaylı görüşmeler yarın sona eriyor. Gerçi Denktaş, dönmeyip bekleyeceğim diyor ama, muhatap bulabilirse tabii!.. Türkiye’nin AB’ye üyeliğe adaylığı için, maalesef Kıbrıs feda edilmiştir! Üstelik Kıbrıs’la beraber Ege de feda edilmiştir. Türkiye, kendisine oynanan oyuna gelmiştir. Ve; Kıbrıs konusunda olsun, Ege konusunda olsun iş, bizim dışımızdaki komisyonlara havale edilmiştir. Bizim anlamadığımız, Hükümet’in, AB’ye üyeliğe aday gösterilmemizi yere göğe sığdıramamış olmasıdır. Haddi zatında burada elde edilen diplomatik başarı tamamenYunanistan’a aittir. Bir taşla üç kuş vurmuştur Yunanistan. Ne kadar bayram etse azdır! Biz ise, 1963 senesindeki, o zamanki adıyla AET’ye müracaatımızla bulunduğumuz noktadayız! Biz önümüze gelen fırsatı, yine Ecevit’in Başbakanlığı döneminde 1978’de elimizin tersiyle ittik. Ondan sonra gelen 1980 askeri müdahale döneminde, ilişkilerimiz büsbütün donduruldu. Bugünlere ise, tamamen merhum Turgut Özal’ın gayretleri ile geldik. Özal’ın müracaatını kabul ettiler, ancak, Güney Kıbrıs’ı üyeliğe aday gören AB, bu niyeti Türkiye’ye göstermedi! AB ile Gümrük Birliği’ne girdik, yine adaylığımızı tescil etmediler. Tabii, Avrupa’nın ve Yeni Dünya Düzeni’ni şekillendirenlerin bekledikleri birşeyler vardı. Özellikle Türkiye’den!.. Türkiye, demokrasisi itibariyle AB ülkelerinin yaşamakta olduğu Kopenhag Kriterleri’nden çok uzaktı. Yani, kâmil manada bir demokrasiden yoksundu. Türkiye’de insan hakları ihlalleri vardı. İşkence gibi... Türkiye’de ferdin hürriyetlerini öne çıkaran ve bunları teminat altına alan kanunlar henüz vazedilmemişti. Yine, Yeni Dünya Düzeni’ni şekillendirenlere göre Türkiye’de bir Kürt meselesi vardı. Kıbrıs meselesi vardı... Yunanistan’la Ege anlaşmazlıkları vardı... Adaylığa üyeliğimizi tescilleyen belgeyi süsleyip, pullayıp bize gönderdiler. Demokrasimizi kendilerininkine benzeteceğimizi anlamanın derin memnuniyeti ile bize övgüler düzdüler. Oysa, bu övgüler dolu metin, gerçekte şekerle kaplanmış zehirden farksızdı. Dereyi görmeden paçaları sıvayan Hükümet, mal bulmuş mağribi gibi belgeyi kabul etti. Halbuki o metinde Kıbrıs konusu Türkiye’nin ve KKTC’nin inisiyatifinden çıkıyordu. Başbakan Ecevit, her sıkıştığında söylediği gibi; içimize sindiremedik ama!.. diyor. İç politikada bunu, bir dereceye kadar anlayabiliriz. Siz bozarsınız, başkaları gelir düzeltir.. Ya dış politikada? Kıbrıs ve Ege bizim için hayatî önemi haiz konular. İçlere sinmekle veya sinmemekle geçiştirilemez. Yine Başbakan Ecevit’in ifadesine göre; Finlandiya Başbakanı yazılı şahsi güvence verdi diyor! Milletlerarası meselelerde, karşılıklı imzalanan antlaşmalar geçerlidir. Günü geldiğinde bu imzalı metni önünüze koyup hesap sorarlar; şahsi güvence denilen şey temenniden öte bir mana ifade etmez. Zavallı Denktaş New York’ta şoke oldu. 1974’teki Barış Harekâtı’nın Başbakan’ı Ecevit’ten, doğrusu böyle soğuk bir duş beklemiyordu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94219
    % 2.13
  • 5.8343
    % -0.59
  • 6.5282
    % -0.96
  • 7.3229
    % -0.53
  • 252.745
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT