BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kan pahasına aşk

Kan pahasına aşk

Erkekler, asırlardır kadınları anlayamamaktan şikayet edip dururlar. Onlara göre kadınlar, anlaşılması imkansız, karmaşık yaratıklar.



Erkekler, asırlardır kadınları anlayamamaktan şikayet edip dururlar. Onlara göre kadınlar, anlaşılması imkansız, karmaşık yaratıklar. Dişilerin verdiği tepkileri tutarsız bulan erkekler, nedense anlaşılmayanın kadınlar değil, anlayamayanın erkekler olduğunu bir türlü kavrayamazlar. Gerçekten de, dünyayı, hayatı ve her şeyi paylaşmak durumunda olan bu iki cins birbirinden farklı yaratılmış. Fizik olarak daha güçlü olmasına karşın erkekler doğurgan olmayan, içgüdüleri daha az gelişmiş ve hayatı daha düz algılayan; kısaca daha pratik olan taraf. Kadınlar ise iç dünyaları renkli, duyguları daha yoğun, hayatı daha fazla sorgulayan; bunun doğal sonucu olarak da daha çabuk yıpranan ve daha çok kırılan cins... Cesaret, gözüpeklik gibi soyut kavramlara gelince... Savaşanlar daha ziyade erkekler olduğundan, bunlar da erkeklere mal edilmiş özellikler. Ama ben bu fikre asla katılmıyorum. Topla tüfekle yapılan savaşlar, sonuçta başlayan ve biten dönemlerdir. Buna karşılık yaşam savaşı, ilk nefesten son nefese kadar sürer ve yuvayı yapmaktan sorumlu olan dişi kuş bu savaşta daha uzun bir mücadele verir. Doğurma anındaki o müthiş acıya dayanabilen kadınlar, buna bağlı olarak her türlü acıya karşı da deneyimlidir. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, sadece erkeklerin cesur olabileceğini söylemek haksızlık olur. Bunun en net örneğini geçen hafta yaşadık. Seven bir kadının eşi için neler yapabileceğini tatsız bir hadise sayesinde bir kez daha hatırladık. Akmerkez’in önünde silahlı saldırıya uğrayan Gencay Çakıcı’yı, önüne geçerek kurşunlara hedef olmayı göze alan nişanlısı Gönül Özyürek’in nasıl kurtardığını gördük. Hem de ölmek pahasına. Çok şükür ölmedi ama gelen haberlere bakılırsa ömür boyu boynundan aşağısı felçli kalacak. Bu da ölmek kadar kötü zaten. Gerçi alın yazısı, kader. Kimse bir şey yapamaz ama yine de Gönül hanımın yaptığı unutulacak gibi değil. Bir an için kendinizi onun yerine koyun. Aşık olduğunuz adamla evinizden çıkıp sinemaya gidiyorsunuz. Mutlusunuz. Kışın bitiminde yapmayı planladığınız düğününüzle ilgili sohbet ediyorsunuz belki de. Şehrin en işlek merkezlerinden birisinin önünde el ele yürürken silahlar patlıyor. Büyük ihtimalle aşkınızın yaptırımı ağır basıyor ve şartlı refleks sonucu yanınızdaki kişinin önüne atıyorsunuz kendinizi. Buradaki satır arası duygu muhtemelen “o öleceğine ben öleyim.” Bu kolay bir iş değil. Bu, herkesin yapabileceği bir iş hiç değil. Bu, benim çok iyi tanıdığım bir duygu. Çok sevdiğim bir kişinin yerine ölmeyi ben de kaç kez düşünmüşümdür. Yaşamasının benim yaşamamdan daha önemli olduğuna inandığım bu kişi için, şu anda görüşmüyor olsam bile, yine aynı şeyi göze alırım. Ama tabii benimki sadece laf. Gönül Özyürek ise bunu, kanını dökerek ve ömrünün geri kalanını mahvederek ispatladı. Umarım bunun nasıl derin ve kıymetli bir aşk olduğunu Gencay Çakıcı anlar ve unutmaz. Çünkü sevmek güzel ama sevildiğini anlayanı daha hiç görmedim. Sözün özü Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim. LEVHA Savaş, özgürlüğü tehlikeye, cinayeti erdeme dönüştürür.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT