BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevdirilen üç şey...

Sevdirilen üç şey...

Bir sohbet esnasında Resûlullah efendimiz, “Bana dünyâda üç şey sevdirildi: Güzel koku, zevcelerim ve gözümün nûru olan namaz” buyurdu. Söz alıp Hz. Ebû Bekr Sıddîk şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Bana da dünyâda üç şey sevdirildi: 1- Resûlullahın mübârek yüzüne bakmak. 2- Malımı, Resûlullahın yolunda infâk etmek, vermek. 3- Kızımın, Resûlullahın nikâhı altında bulunması.”



Bir sohbet esnasında Resûlullah efendimiz, “Bana dünyâda üç şey sevdirildi: Güzel koku, zevcelerim ve gözümün nûru olan namaz” buyurdu. Söz alıp Hz. Ebû Bekr Sıddîk şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Bana da dünyâda üç şey sevdirildi: 1- Resûlullahın mübârek yüzüne bakmak. 2- Malımı, Resûlullahın yolunda infâk etmek, vermek. 3- Kızımın, Resûlullahın nikâhı altında bulunması.” Hz. Ömer bin Hattâb da şöyle dedi: “Doğru söyledin yâ Ebâ Bekr! Bana da dünyâda üç şey sevdirildi: 1- İyiliği emretmek, 2- Kötülükten men etmek, 3- Eski elbise giymek.” (Hz. Ömer’in cübbesinde ondört yamanın olduğu rivâyet edilir.) Hz. Osman bin Affân da şöyle dedi: “Bana da dünyâda üç şey sevdirildi: 1- Açları doyurmak, 2- Elbisesizleri giydirmek, 3- Kur’ân-ı kerîm okumak.” Hz. Ali bin Ebî Tâlib de; “Doğru söyledin yâ Osman! Bana da dünyâda üç şey sevdirildi: 1- Misâfire hizmet, 2- Yazın şiddetli sıcakta oruç tutmak, 3- Düşmanla savaşmak” buyurdu. Onlar bu hâlde iken, Cebrâil aleyhisselam Resûlullaha geldi ve; “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ sizin sözlerinizi duyunca, beni size gönderdi. Bana, eğer dünyâ ehlinden olsam neyi sevdiğimi sormanı emretti” dedi. Bunun üzerine Resûl-i ekrem; “Neyi seversin yâ Cebrâil?” diye suâl buyurdu. Cebrâil aleyhisselam, “Dalâlette olanlara, yoldan çıkmış olanlara doğru yolu göstermeği, Allahü teâlâya itaat eden ve O’ndan korkanlara yakınlık göstermeyi ve fakirlere yardım etmeği severim” buyurdu. Yine Cebrâil aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Allahü teâlâ, kullarında üç şeyi sever, 1- Başkasının, Allahü teâlânın beğendiği işleri yapmasına imkân vermeği, 2- İşlediği günahlara pişman olduğu zaman ağlamayı, 3- İhtiyâç vaktinde sabretmeyi.” Hamîd Lukâf’a birisi gelip; “Bana, dînim husûsunda fayda verecek bir şey tavsiye et” dedi. Bunun üzerine Hamîd Lukâf buyurdu ki: “Mushaf kabı gibi dînin için bir kab edin ki, dînini kirlerden muhafaza etsin” dedi. “Dînin kabı nedir?” diye soruldu. Hamîd Lukâf: “Sana lâzım ve faydalı olmayan sözü terk etmendir” dedi. Lokman Hakîm buyurdu ki: “Söz gümüş ise, sükût altındır.” Bunun ma’nası şudur Hayırlı bir şeye dâir konuşmak gümüş gibi ve güzel olunca, şer ve kötülüğe dâir sükût edip konuşmamak, güzellik ve kıymet husûsunda altın gibidir. Buyuruldu ki: “Hakkı söylemek husûsunda suskun olup konuşmayan, bâtılı konuşan ve anlatan gibidir.” >>> Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT