BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kabirdekilerden yardım istemek...

Kabirdekilerden yardım istemek...

Kabirleri ziyâret etmeyi, dinimiz emretmektedir. Şartlarına uygun olarak ziyâret edilince, hem ziyâret edene, hem de ziyâret edilene faydalı olmaktadır...



Kabir ziyâreti sünnettir. Haftada bir, hiç olmazsa, bayramlarda ziyâret edilmelidir. Perşembe, cuma veyâ cumartesi günü ziyâret edilmeli. Cuma günü dahâ sevâbdır. İbni âbidin’de; “Mevtâ, cuma günü ve bir gün önce ve bir gün sonra kendini ziyâret edenleri tanır” buyurulmuştur. Bir mezâr ziyâret edilince, kabirdekinin rûhu, gelenin rûhuna, ayna gibi akseder. Gelenin rûhu, dahâ üstün ise, kalbi sıkılır, râhatsız olur, zarar eder. Bunun için, İslâmiyyetin başlangıcında, kabir ziyâreti yasak edilmiştir. Sonradan, Müslümânlar da ölünce, bunları ziyârete müsaade edildi. Bunun için Peygamber efendimiz; (Kabirleri ziyâret etmenizi yasak eylemiştim. Bundan sonra, kabirleri ziyâret ediniz!) buyurmuştur. Resûlullah efendimiz, kabir ziyâret ederken, mevtâya selâm verirdi. Mevtâdan bir şey istemeyi yasak etmedi. Ziyâret edenin ve ziyâret olunanın hâllerine göre, kimine duâ edilir, kiminden de yardım istenir. Zira hadis-i şerifte; (İşlerinizi şaşırıp, sıkıldığınız zamân, kabirdekilerden yardım isteyiniz!) buyuruldu. Eshâb-ı kirâmın hepsi, bu hadîs-i şerîfe uyarak, Peygamber efendimizin kabrini ziyâret etmişler, Resûlullah efendimizden yardım istemişler ve murâtlarına kavuşmuşlardır. Rûh bedenden ayrılınca... İnsanın rûhu, bedenine âşıktır. Ölüp, rûh bedenden ayrılınca bu sevgisi yok olmaz. Rûhun bedene olan bağlılığı ve çekmesi, öldükten sonra da devam eder. Bir kimse, bir evliyânın kabrini ziyâret edince, ikisinin rûhu buluşurlar ve çok fayda hâsıl olur. Kabir ziyâretine izin verilmiş olması, başka faydalarının yanı sıra, bu faydanın da hâsıl olması içindir. İmâm-ı Şâfiî hazretleri, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin kabrine gelir, ziyaret eder ve; “Ebû Hanîfe ile bereketleniyorum. Kabri yanına gidiyorum. Güç bir suâl karşısında kaldığım zamân, kabri yanında iki rekat namâz kılıp, Allahü teâlâya duâ ediyorum. Cevâbı hemen hâtırıma geliyor” buyururdu. Alâeddîn-i Attâr hazretleri buyurdu ki: “Bir âlimi ve evliyâyı ziyâret etmekten maksad, Allahü teâlâya yönelmektir. O büyüklerin rûhlarına tam bir yönelme ile ziyâret, cenâb-ı Hakk’ın rızâsına kavuşmaya vesîledir. Nitekim görünüşte halka tevâzu, hakîkatte Hakk’a tevâzudur. Çünkü insanlara Allahü teâlânın rızâsı için tevâzu göstermek makbûldür, kıymetlidir.” İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan Ebü’l-Hayr Fârûkî hazretleri de, kabir ziyâretlerine gider, kabir ziyâreti için sefere çıkmak câizdir buyururdu. Din büyüklerinin kabirlerini ziyârete gidince tam bir edeb üzere bulunur, ayakkabılarını çıkarıp, ellerini bağlar, başını önüne eğerek, kabrin yanına giderdi. Yüzünü kabre döner, iki dizi üzerine oturarak Kur’ân-ı kerîm okurdu. Edeb ve hürmetle geri geri giderek kabrin yanından ayrılırdı. Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretleri, bir talebesinin, kabir ziyâreti hakkındaki suâli üzerine buyurdu ki: “Çok kimse kabir ehlinden istifâde edildiğine inanmıyor. Ölü yardım yapamaz diyenlerin, ne demek istediklerini anlayamıyorum. Duâ eden, Allahü teâlâdan istemektedir. Duâsının kabûl olması için, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vâsıta yapmaktadır. Yâ Rabbî! Kendisine bol bol ihsânda bulunduğun bu sevgili kulunun hâtırı ve hürmeti için bana da ver demektedir. Yâhut, Allahü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir kuluna seslenerek; ‘Ey Allahın velîsi, bana şefâat et! Benim için duâ et! Allahü teâlânın dileğimi ihsân etmesi için vâsıta ol’ demektedir. Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Evliyâ, yalnız vesîledir, sebeptir. O da fânîdir, hiçbir şey yapamaz. Böyle söylemek, böyle inanmak şirk olsaydı, Allah’tan başkasına güvenmek olsaydı, diriden de duâ istemek, bir şey istemek yasak olurdu. Diriden duâ istemek, bir şey istemek dînimizde yasak edilmemiştir. Hattâ müstehâb olduğu bildirilmiştir. Her zaman yapılmıştır. Âlimlere dil uzatılmaz!.. Câhil ve ahmak bir kimse, dileğini Allahü teâlânın kudretinden beklemeyip, velî yaratır, yapar derse, bu düşünce ile ondan isterse, bunu elbet yasak etmeli, cezâ da vermelidir. Fakat bunu ileri sürerek, İslâm âlimlerine, âriflere dil uzatılmaz. Çünkü, Resûlullah efendimiz kabir ziyâret ederken, mevtâya selâm verirdi. Mevtâdan bir şey istemeyi hiç yasak etmedi. Ziyâret edenin ve ziyâret olunanın hâllerine göre, kimine duâ edilir, kiminden yardım istenir. Peygamberlerin kabirde diri olduklarını her Müslüman bilir ve inanır.” Netice olarak, kabirleri ziyâret etmeyi, dinimiz emretmektedir. Şartlarına uygun olarak ziyâret edilince, hem ziyâret edene, hem de ziyâret edilene faydalı olmaktadır. İmâm-ı Nevevî hazretlerinin buyurduğu gibi: “Resûlullahın ve sâlihlerin kabirlerini çok ziyâret etmek ve her ziyârette kabir başında çok durmak sünnettir.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT