BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni Terim’ler

Yeni Terim’ler

Futbolumuz üzerine söyleyip yazanların ittifakla oluşturduğu “beylik temenni korosu”na katılmak çok kolay:



Futbolumuz üzerine söyleyip yazanların ittifakla oluşturduğu “beylik temenni korosu”na katılmak çok kolay: “Yeni Terim’ler yetişmeli!” İyi de, Türkiye’de bugüne kadar “kayda değer” kaç tane teknik direktör yetişti? Kaçı; Terim ve Denizli gibi herkesin isteyebileceği teknik adamdır? Marifet bir diploma edinmekse, her yıl onlarca Fatih Terim zaten yetişiyor. Futbol tarihimize bir bakalım: Türkiye’de “çağının hakkını veren”, kaç teknik direktör sayabilirsiniz? Gündüz Kılıç, Mustafa Denizli, Fatih Terim.. Açıkça söyleyelim: “Çağının hakkını veren” başka yerli teknik direktör tanımıyoruz. Şimdikiler arasında Rıdvan Dilmen ve Tanju Çolak, bu kısacık zincirin yeni halkası olabilecek gibi görünüyor. Her ikisinin de zekâlarının birinci sınıf bir teknik direktör olmalarına yetecek düzeyde bulunduğunu düşünüyorum. Hatta bu yönde bir parça gözlem ve izlenim sahibiyim. Ancak bu iki yıldız, erkenden “büyük kulüp değirmenleri”nden birine girerlerse değil Terim; “yarım” olmadan sönebilirler.. Oysa Rıdvan Dilmen Fenerbahçe’nin, Tanju Çolak da mesalâ Trabzon’un Fatih Terim’leri olabilirler. Her ikisi de teknik açıdan şu an bile, Fenerbahçe’nin başındaki Löw’den, Trabzon’un başındaki Milne’den daha başarılı olabilecek kadar cin... Bunun dayanağı yalnızca Van ve Siirt’teki başarıları değil.. İkisinin de; izledikleri futbol maçını çok doğru ve keskince yorumlayabildiklerine tanık olduğum için böyle söylüyorum. (Küçümsemeyin lütfen; bu işi Türkiye’de doğru dürüst yapabilen on kişi bulunduğuna bile inanmıyorum.) Ancak.. Türkiye şartlarında Terim olabilmek için başka şeylere ihtiyaç var. En başta gelen özellik de “karizmatik” kişilik; “lider duruş”tur. Henüz profesyonel bilinç bakımından “birinci sınıf” olmayan ortalama Türk futbolcusundan tam verim alabilmek için bu özellik şart. Türk futbolcusu teknik direktör olarak sizi çok sempatik bulabilir ve çok sevebilir ama yetmez.. Kendini bırakmaması için sizden çekinmesi gerekir.. Sadece korku verirseniz de olmaz; çünkü ortam futbolcuların böyle teknik direktörleri harcayabilmelerine müsaittir.. Korkutucu, baskıcı, çok katı disiplinli teknik adamı “yönetim”lerin ve taraftarın taşıyamayacağını iyi bilen bizim “çarıklı erkân-ı harp” futbolcumuz, allem eder, kallem eder, hocasının ayağını kaydırır.. Onun içindir ki, büyük kulüpte, her biri “yıldız” sayılan veya “yıldız” geçinen onlarca futbolcunun tafrasının üzerine “lider duruş”u oturtamazsanız çok çabuk öğütülürsünüz.. Futbolcu bir yandan sizi sevebilir ama daha önemlisi, size duyacağı “güven uyandıran saygı”dır. Böyle bir saygıyı oluşturabilmek için “lider duruş”un en önemli “gizem noktası”ndan enerji yayılmalıdır. Bu “gizem noktası”; futbolcunun hayal gücünü tatmin edecek yegâne kaynaktır. Orada, futbolcuya “hocanın kafasında kırk tilki dolaşıyor” dedirtecek büyü yatmaktadır. Üstelik bu, Türkiye şartlarında hem teknik konular için, hem de idari konular için geçerlidir. İşte işin özü: Şartların çok zorlaştığı anlarda da; “lider duruş”u yüzünden futbolcusunda “o gene de birşeyler yapar” duygusunu uyandıran adam; Terim’dir. Terim’i Terim yapan öncelikle bu özelliği, bu “lider duruşu”dur; olağanüstü çalışkanlığı ve teknik konulardaki müthiş birikimi değil.. Türkiye’de futbolcular profesyonel bilinç bakımından gelişmişlik düzeyine ulaşıncaya kadar her takıma bir Terim gerek.. Yeni Terim’ler ise ancak “lider duruşu” olan adamlardan çıkabilir.. Rıdvan Dilmen ile Tanju Çolak; kendilerini bir de bu gözle hazırlasınlar..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT