BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Egemenliği millete vermeden!..

Egemenliği millete vermeden!..

TBMM’nin duvarında; Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir yazar.



TBMM’nin duvarında; Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir yazar. Eğitimin her kademesinde bu ifade belleklere kazılır. Ama, gelin görün ki, demokrasimizle, demokrasimizin kalbi olan TBMM’nin duvarındaki bu ifade devamlı çelişir. Bunun sebebi ne eğitim, ne şu ve ne de budur. Sadece demokrasimizi sanal olarak idrak edip yaşayışımızdan kaynaklanmaktadır. Demokrasilerde millet iradesi egemendir. Ve bunun alfabesinin birinci harfi seçim; yani, sandıktır. 50 senelik demokrasi tecrübemize bir bakın; geçen bunca zaman içinde millet, kendi öz iradesiyle istediklerini seçebilmiş midir? Parlamentoda milleti temsil eden milletvekillerinin tayin ve tespitinde milletin bir dahli var mıdır? Bizdeki sistemin adını biz, çok partili parlamenter rejim koymuşuz koymasına da bununla biz kendimizi kandırmışız. Gerçek şu ki, uygulamakta olduğumuz sistemin adı, liderler oligarşisidir. Yahu! Gelin şunu adıyla müsemma kılıp, Başkanlık sistemine geçelim dendiğinde; bütün bir milletin kaderini tek bir adamın eline mi verelim; bu durum padişahlığı çağrıştırmaz mı deniyor! Şimdiki sistemsizlik sistemine baktığımızda, 3-5 parti lideri, milletvekili adaylarını tespit ediyor. Listelerdeki sıralarını belirliyor. Bazen bu liderlere eşlerinin yardımı oluyor o kadar!.. Seçim zamanı, aralarında göstermelik bir yarış oluyor. Ortaya konan sandığa millet, kimleri ve niye seçtiğini bilmeden oy atıyor. Daha sonra, bu bilmeden, tanımadan seçtiklerimizden TBMM üyeleri oluşuyor. Bunlar ya hükümet ya da muhalefet oluyor. Hükümet olan partinin lideri yani Başbakan (bazen eşiyle beraber) hem hükümeti ve hem de parlamentoyu yönlendiriyor. Onun istedikleri bakan oluyor, onun arzuladığı kanunlar parlamentodan çıkıyor. Neticede partili bakanlardan oluşan hükümet, iktidarı döneminde partili yandaşlarına koltuk çıkıyor. Krediler onlara veriliyor, ihaleleri onlar alıyor. Yine tek adam sistemi, adı Başbakan!.. Ama, binlerce dolap çevirerek ve adına demokrasi diyerek... Üstelik biz bu sistemi 50 senedir denedik ve demokrasi adına bir arpa boyu yol alamadık. Alamadık ki, AB bize Kopenhag Kriterleri’ni dayatıyor! Adam gibi Başkanlık sistemini kursak, bakanları parlamentonun dışından atasak, parlamentoya sadece yasama ve denetim görevi versek; demokratikleşmede daha samimi olmaz mıyız? Hiç olmazsa kendimizi kandırmayız ve gerçek bir demokrasiyle dışarının dayatmalarına hedef teşkil etmeyiz. Egemenlik konusunda hayretten küçük dilimizi yutuyoruz. 50 senedir, millete bir türlü verilmeyen egemenlik; hep birileri tarafından ve millete rağmen kullanıldı. Bunun adına da demokrasi denildi. İşte o birileri, bugün, yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları egemenliği, millete iade edeceklerine, AB’nin Komisyonlarına ve Uluslararası Mahkemelere vermekten imtina etmediler. dış dünyaya güvendikleri kadar, öz milletine güvenmediler! İnanmıyorsanız, yetkililerimizin altına imza attığı Helsinki Kararlarını bir daha, bir daha, bir daha iyice okuyunuz! Gerekçeleri ise, şair ruhlu Başbakan’ın şu cümlesinde saklı: “...Artık Yunanistan’ın, AB’ye aday olan Türkiye’ye karşı eski tavrının içinde olmayacağını umuyorum!.. ...Çeşitli Avrupa ülke temsilcilerinin bize vermiş oldukları yazılı ve sözlü teminatlara güveniyorum!..” Bilmiyorum ama, bütün bunlar, millete olan güvensizlikten kaynaklanıyor gibime geliyor... Siz ne dersiniz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95421
    % 0.25
  • 5.7665
    % -0.71
  • 6.564
    % -0.79
  • 7.3376
    % -0.87
  • 264.747
    % -0.13
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT