BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupalı olmanın bedeli

Avrupalı olmanın bedeli

Demokrasi anlayışı, zenginliği ve güvenliği bakımından Avrupalı olmak, daha doğrusu Avrupalı sayılmak gerçekten de güzel bir gelişme..



Demokrasi anlayışı, zenginliği ve güvenliği bakımından Avrupalı olmak, daha doğrusu Avrupalı sayılmak gerçekten de güzel bir gelişme.. Ne var ki, Avrupalı sayılmak uğruna 36 yıldır harcadığımız çabanın sonucunda, adaylığa “resmen” kabul edilmenin faturası bu kadar kabarık olmamalıydı. Tabii ki, her nimetin bir bedeli olacak. Ancak, Türkiye’nin milli yararlarına aykırı düşen her bedel hem düşündürücü hem de uygulama alanında sakıncalı olur. Yıllar yılı Ege’yi kendi denizleri gibi gören Yunanistan’ın, bu hedefini en azından kâğıt üzerinde gerçekleştirdiğini sanıyoruz. Hiç kimse, Yunanistan’ın Ege’yi müzakere masasına getireceğini düşünmemeli, Yunanistan’ın asıl gayesi üç veya dört yıl sonra Ege’yi oldu bittiye getirmek bu arada Güney Kıbrıs’ı Avrupa Birliği üyesi yapmaktan başka bir şey değil. Belki de, dört yıl dolmadan Yunanistan’ın veto hakkını kullanma ihtimali var. Denilebilir ki, Yunanistan’ın vetosu, “Demokles’in kılıcı” gibi daima tepemizde sallanacak. Yunanlının keyfi hiç belli olur mu? Diyelim ki, Ege sorununu Lahey’e götürmekten korkmadığımızın bir kanıtı olarak, bu şarta boyun eğmenin izahını yapmak güç olmayabilir. Haklılığımızı öne sürerek, herhangi bir tahkimden korkmadığımızı savunanlar, şimdiye kadarki, geleneksel ve en önemlisi milli politikamızı rafa kaldırmıyorlar mı? Kardak kayacığı yüzünden, nerdeyse savaş çıkarmayı göze alan Türkiye’nin, Ege’deki bütün haklarını bir çırpıda “ipotek” altına almasının mantıksızlığı ortada değil mi? Bazı diplomatların rahatlıkla izah edebileceği yeni durumu, acaba Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl karşılıyor ve değerlendiriyor? Güney Kıbrıs’ın, otomatikman Avrupa Birliği tam üyeliğine kabulü ise başlıbaşına bir handikap. Her şeyden önce, “Güney Kıbrıs” diye telaffuz ettiğimiz tarafın aslında bütün Kıbrıs’ı kapsadığını sanıyoruz. Zaten, her ne ad altında olursa olsun, böyle bir işlem Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki garantörlük hakkını da ortadan kaldıracağından milli politikamıza tamamen ters düşüyor. Kaldı ki, AB tam üyeliği karşısında Kuzey Kıbrıs’ın ilhak edileceği görüşlerinin de zorluğu şimdiden görünüyor. Sizinle tam üyelik müzakeresi açmak üzere olan bir kuruluşun, tasarrufu karşısında karşı eylemin yapılmasının güçlüğü ve mantıksızlığı ne kadar da apaçık. Bir yerde, Ege’yi de kenara bırakarak Kıbrıs’ı feda etmek uğruna Avrupa Birliği’nin tam üyeliği elde edilecekse, bunu tarihi sorumluluğunun yanısıra vebalinin altından çıkmak gerçekten de çok güç olur. Öne sürülen her iki şartı da, izah etmeye çalışan, hükûmet, dönem Başkanı Finlandiya’nın görüşünü, AB’nin resmi bir dokümanına çevirme manevrasına hemen başlamalı. Yani, Finlandiya Başbakanı’nın son dakikada gönderdiği mektubu, resmî “belge” haline getirmeli. Bunun ötesinde de, Ege ve Kıbrıs ile ilgili görüşlerini, hem kuruluşa hem de bütün üye ülkelere resmen bildirmeli, dünya kamuoyunu şimdiden bilgilendirip, hazırlamalı. Bu arada, Çarşamba günü İstanbul’da olacak olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a da resmi bir karşılama töreni yapılarak ve yazılı garanti verilerek, Kuzey Kıbrıs’ın peşkeş çekilmediğinin sinyalleri yayılmalı. Kısacası, Avrupalı olmanın veya sayılmanın bedeli, asla Kıbrıs olmamalı, kayacık da olsa asla Kardak da olmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT