BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maceralar dönemi

Maceralar dönemi

1998-2000 dönemi F.Bahçe için maceralar dönemi olarak anılacak. Neden mi?



1998-2000 dönemi F.Bahçe için maceralar dönemi olarak anılacak. Neden mi? Gelin 1998 yılında yapılan seçimle başlayan ve 2000 yılı Şubat ayında sona erecek olan bu döneme kısaca göz atalım. Şunu hemen belirtmekte fayda görüyoruz. Bu maceralar döneminin baş kahramanı Aziz Yıldırım’dır. Başkahraman 1998 yılında bir oy farkla başkan seçildi. İşte bu bir oy maceraların başlangıcı oldu. Yönetimi karşı listenin kazanması başkahramanda hazımsızlık başlattı. Ancak kendi listesinden mutemed adamın yapılan yeni sayımla karşı listeyi deldiği anlaşılınca, yönetim mağlubiyetinin meydana getirdiği hazımsızlık için tedavi imkanı ve ümidi doğdu. “Yönetimdeki 15’e karşı 2’lik nasıl giderilirdi?” sorusunun cevabı araştırılmaya başlandı. Bulunan formül iki unsuru taşıyordu. Birincisi, karşı listeden gelenler için, o listeye tam olarak bağlı olmayanlara, yapılacak yeni bir seçimde başkahramanın listesinde yer alacakları sözünün verilmesi, ikincisi, karşı listenin katı adamlarını mali baskıyla kaçırma yöntemiydi. Sonuçta bu formül başarıyla uygulandı ve yönetim kurulu seçimi gündemiyle olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldı. Başkahraman tek aday ve tek listeyle, önceki seçimde aldığı oyun çok ama pek çok az oyla seçimi kazandı. Maceranın birinci kısmı böylece sona erdi. Amma bu defa diğer organlarla çekişme başladı. Bu çekişmedeki kahraman mutemed adamdı. Kulübe üye olurken tüzüğün çıkardığı engeli aşmak için başkaları tarafından düzenlettirilen F.Bahçe’de spor yapmış olduğunu gösteren sahte belgenin ortaya çıkarılması ve mutemed adamın kulüp üyesi olmadığı için yönetim kurulundan çıkarılmasıydı. Mutemedin ortaya koyduğu belgelere göre ben de dahil üyeliğin doğru olduğunu belirttik. Ancak ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmesi, disiplin kurulunun bilirkişi incelemesinde kulüp kayıtlarının tam olarak incelenmesiyle hakikat ortaya çıktı. Disiplin kurulu hukuka uygun bir karar vererek; “Kulübe üye olmadığı anlaşılan bir kimse hakkında karar verme yetkileri olmadığından, bu kişi yönetim kurulunda olsa dahi yönetim kurulu bu kişi hakkında yasalara ve tüzüğe göre karar vermelidir” şeklinde görüşünü açıkladı. Yönetim bildiğini okudu, yasal üye olmasa dahi fiili üye olduğu için görevine devam kararıyla etrafı uyuttu. Üçüncü perde karşı listeyi çıkaran vakfın varlığı ile kullandığı lokalin alınması mücadelesiyle açıldı. Karşılıklı konuşmalar ve ithamlarla bugüne kadar geldik, sonuç alınamadı, ihtilaf devam ediyor. Dördüncü perde, başarısızlıkla sona eren futbol sezonunun kapanışıyla başladı. Yeni sezon hazırlıkları içinde önemli iki işlem yapılarak dikkatler çekildi. Okocha’nın satışı ve Baliç’in alınışı bu önemli işlemlerdi. Birisinde milyonlarca dolar alındı, sonuçta kulüp 5 milyon dolar kâr elde etti. Bir yıl sonra Baliç satıldı, alınışından çok fazla bir fiyatla kulüp yine kâr etti. İşte bu iki işlem bu dönemin zihinlerde kalacak olan başarılı işlemleriydi. 1998-1999 futbol sezonu gerek teknik direktör ve gerekse yabancı futbolcu arayışlarında yaşanan fiyaskolarla başladı. Göteborg’un elenmesi ümit verince, şampiyonluğun, hatta Avrupa Kupası’nda finalin rüyaları görülmeye, söylenmeye devam ederken, taraftar sükûtu hayâle uğradı. Bu sene olmadıysa önümüzdeki yıl olur şeklinde avutuldu. Geldik 1999-2000 sezonuna; ligler başlamadan bir şampiyonluk (!) elde edildi. Transfer şampiyonluğu. İlk bomba atıldı. Rıdvan Dimen teknik direktörlüğe getirildi. Löw tazminatı ödenerek gönderildi. Bu iki işlem de dikkatlerin F.Bahçe’ye ve başkahramana çevrilmesi için yeterli oldu. Amma; evdeki hesap çarşıya uymadı. Hazırlık maçlarında ve ligde alınan sonuçlar şampiyonluğun tam hayâl olduğu intibaını vermeye başlayınca, dikkatleri başka yönlere çekmek gerekiyordu. Aniden Rıdvan istifa etti, iyi bir teknik direktör bulmanın zamanı geldiği düşüncesiyle Zeman getirildi. Methiyeler yazılmaya, yazdırılmaya önem verilirken, hakem hataları ileri sürülerek federasyon hakkında tek kelime söylemeye hakkı olmayan kişi federasyona savaş açtı. Geçen yıl alınış şekli yanlış, alınışı doğru olan Sergen, bir yıl için 1.5 milyon dolar gibi düşük ve ucuz fiyatına kiralandığından övünülürken aniden postalandı. Neymiş, disiplinsizmiş. Yöneticilik, yönettiği insanları yönetme sanatıdır. Eğer yönettiğin kişiyi disipline edemiyorsan, yönetici değilsin demektir. Bu sözlerimizin muhatabı yalnız yönetim değildir. Asıl muhatap Zeman’dır. Acemi dediğimiz Rıdvan’ın Sergen’in oynamasındaki başarısını gösteremeyen Zeman’ın akıbeti meçhuldur. Şimdi günün macerası Sergen’dir. Jetpa’nın gösterdiği kolaylıkla mücadelesiz atlatılan bu işlemden sonra bakalım maceralar dönemi Şubat’a kadar neler gösterecek? Özellikle 22 Aralık 1999 günü yeni bir maceranın müjdesini alacağız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95360
    % 1.18
  • 5.7591
    % -1.28
  • 6.5122
    % -0.49
  • 7.3115
    % -0.12
  • 256.785
    % 1.39
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT