BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altan Öymen’den AB adaylığına destek: İsabetli bir karar

Altan Öymen’den AB adaylığına destek: İsabetli bir karar

TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal tarafından hazırlanıp sunulan Başbaşa programına katılan CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday üye olarak kabul edilmesinin ardından yaşanacak gelişmeleri değerlendirdi.



TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal tarafından hazırlanıp sunulan Başbaşa programına katılan CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday üye olarak kabul edilmesinin ardından yaşanacak gelişmeleri değerlendirdi. Ege ve Kıbrıs konusunda çekinceler bulunduğunu söyleyen Öymen, “Türkiye kendisini rahatsız edici bu iki unsura karşı tedbir almak süretiyle aday üyeliğini kabul etmesi isabetli bir karardır” dedi. M.S: Avrupa Birliği’ne aday ülke seçilmemizi nasıl yorumluyorsunuz? A.Ö: Bu konuya ilk imzayı atan, bu girdiğimiz yolun başlangıcında yapılan anlaşmaya imzayı atan parti CHP’dir. 1963 yılında İsmet İnönü’nün hükümeti sırasında Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalanmıştır. Uzun zamandan beri Türkiye’nin hedef aldığı bir yola çok somut bir şekilde girmiştir. Bugün gelinen aşamayı memnunlukla karşılamak gerekir. Beni rahatsız eden unsurlar var. Birincisi Kıbrıs meselesi. Kıbrısla ilgili deniyor ki bir çözüme git, Kıbrıs sorununu hallet. Bize bu doğrudan söylenmiyor, genel olarak söyleniyor. Kıbrıs’ta bir sorun olmasa biz Kıbrıs’ı istersek AB’ye doğrudan üye yaparız. Yunanistan boyutu da şu, Türk Yunan ilişkilerinde birtakım anlaşmazlıklar var. Yunanistan’la anlaşma yapmaya çalış, yapamazsan Lahey Adalet Divanı’na gitmeyi kabul et, bu bir öneri 2004’te bunu tekrar gözden geçireceğim, AB’nin söylediği bu. Kıbrıs açısından mesele şu, 1959-1960 Londra ve Zürih anlaşmaları o zamanki Kıbrıs Devleti’nin varlığını ortaya çıkartan anlaşmalara göre Kıbrıs iki tarafın Türkiye ve Yunanista’nın üye olmadığı enternasyonel kuruluşa üye olamazdı. İki ülkenin de müsadesi olmadı. Yönetim Kıbrıs Rum kesimi ve şimdi de AB bunun geçerli olmadığı görüşünde anlaşmaları bu açıdan anlaşmaların bu yükü yok saymakta. Lahey’e gitmek Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar çözümlenmezse burada bir mecburiyet değildir. Bir öneridir denildi. Bu şekilde rahatsız edici unsurlara karşı tedbir almak süretiyle Türkiye AB adaylığı statüsünü kabul etti. Bence bu isabettir. M.S: Sizce Kıbrıs konusunda bizi hangi zorluklar bekliyor? A.Ö: Kıbrıs Rum tarafı aynı zamanda taviz vermeye bu sorunun çözülmesine doğru gitmeye mecbur hissedecektir kendisini. Çünkü bir çözüme ulaşılmazsa nasıl olsa Avrupa Birliğine Kıbrıs Rum kesimini alacaklar. İşte orası zenginleşecek, diğer kesim fakirleşecek. Kıbrıs sorununun çözümü için baskı unsuru olacak diye düşünüyorlar. M.S: Yunanistan Başbakanı Simitis, Helsinki’de Başbakan Bülent Ecevit’e zeytin dalı uzattı. Sizce bu barış fidanı her iki yakadaki kronik sorunların çözümünde ne kadar etkili olacak? A.Ö: Sözlerden fiiliyata geçmemiz lazım. Şimdi bazı anlaşmalar hazırlanmış, karşılıklı ziyaretler söz konusu, inşallah bunlar işler. Geçmişte birkaç defa yapıldı. Bu anlaşmaların imzalanması halinde gerçektende samimi bir diyaloğun başlaması gerekir. M.S: Avrupadaki Sosyalist Enternasyonal Türkiye’nin adaylığına nasıl bakıyor? A.Ö: Sosyalist Enternasyonalin son toplantısına ben de katıldım. Ayrıca Atina’ya gittim, ülkelerin sosyal demokrat partileriyle , liderleriyle, yetkilileriyle temaslarımız oldu. Bu temaslar sırasında özellikle Avrupa Birliği’ni işledik, herkese anlattık. Başta Almanya olmak üzere müthiş bir mukavemet vardı. Türkiye’nin AB’ye aday olması gerektiğini söylüyorlardı. M.S: Amerika’nın bir tavrıyla AB üyeliğinde rüzgar birden lehimize esti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? A.Ö: Amerika’nın bu aşamaya gelinmesinde büyük etkisi var. Baştan beri açık bir şekilde desteklediler, yer yer baskı yaptılar. Türkiye’nin geleceği açısından bir 50 yıllık perspektif içinde imkanların çok büyük olacağını görmek lazım. Bunu Avrupa’da görenler vardı. Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerine gelince, bu ilişkilerin düzelmesi bir anda uluslararası gelişmeleri ve kendi içindeki gelişmelere bağlı. M.S: Türkiye’nin AB adaylığı konuşulmadan önce, en çok konuşulan bir konuda Cumhurbaşkanlığı seçimi. Siz bu olaya nasıl bakıyorsunuz? A.Ö: Şimdi biz mecliste olsaydık bir adayımız olurdu. Yine bana yöneltilen böyle bir soruya karşılık demiştim ki, eğer olsaydık benim kafamdaki aday belliydi, partimin bunu paylaşacağına inanıyorum, Erdal İnönü.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT