BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zafer baygınlığı... Hayrola...

Zafer baygınlığı... Hayrola...

Helsinki’de belgesiz delilsiz bize dayatılan aday adaylığı, Türkiye’ye çok pahalı, çok oyunlu bir bahşiş olmuştur.



Helsinki’de belgesiz delilsiz bize dayatılan aday adaylığı, Türkiye’ye çok pahalı, çok oyunlu bir bahşiş olmuştur. Düşündükçe bunu ağır ağır anlıyoruz. Türkiye’de Büyük Millet Meclis’i var gibidir ama, Meclis’e hiç danışılmayıp sadece “zafer” dediklerinin hikâyesi anlatılacağa benziyor. Denktaş ise kara gamlar içinde ne Amerika ne BM ne de Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ile “asla görüşme yapmayacağını” öfkelerle ilân ediyor. AB adaylığına taviz verilmesi için “Kıbrıs ve Ege’nin kurban edildiği” üzüntüsü genelleşiyor. Sayın Başbakan: “Kıbrıs’tan taviz yok. Ege için Lahey Mahkemesi’ni dinlemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti arkalarındadır” sözleriyle avunsa bile Helsinki belgeselinde, bu sözlere bel bağlatacak hiçbir kayıt bulunamıyor. Tersine, imzaladığımız metin, kesin olarak, “BM emirlerine uyacağız” uyuntuluğunu getiriyor. Sayın Başbakan bir yandan da “Gerçi Helsinki’de kaygı verici maddeler imzalamadık ama, Sayın Denktaş emin olsun TC arkalarındadır” demeye devam ediyor. Sanki efendim, “koşulsuz” dediğimiz bu çokşartlı ortaklık senedi, Türkiye Cumhuriyeti’ne, 2000’lerin tamamı için değil de, sadece bugünkü koalisyon için imzalanmış gibi. Elimizde hiçbir yazılı taahhüt olmadığına göre, Ecevit’in bu teminatı bütün TC iktidarları boyunca nasıl geçerli olacak? Hülâsa, Helsinki bâbında, sözün doğrusunu bütün dünyaya TIME gazetesi şöyle ilân ediyor: “Helsinki sonuçlarından en fazla memnun olanlar Clinton, PKK ve Yunanistan’dır”. Clinton’ın hangi cinlikle ve bizi okşamakla beraber daha kimlere şirinlik muskası dağıttığı doğrusu anlaşılamıyor. Yunanlı’nın bu zaferi, yalnız kendinin değil bütün Avrupa ve dünyanın akıl verişleri ile güçleniyor. Atina’nın Avrupa aklı kullanarak sırtımızı yere getirişinin kimbilir kaçıncı tekrarıdır bu? PKK vahşileri ise yine sırf Türk düşmanı oldukları için, Yunanlı dostlarımız kadar Avrupa’nın gözbebeği oluyorlar. Ben asıl gelecek yazımda Helsinki’nin getireceğini umduğumuz insan hakları ve demokrasi meselesine dokunacağım. Bugün o hürriyet umutları içinde kafamı allak bullak eden birkaç sorum var: a) Müslüman Türk halkı için demokrasi acaba bizi aday adayı tuzağına düşüren Avrupalılar’ın umurunda mıdır? Yoksa sırf PKK çetelerinin TC’yi bölme haklarını mı hesaplıyorlar! b) Avrupa’nın kasıtlı ters bakışları bir yana, acaba biz, kendimizden demokrasiye sahiden nail olabilir miyiz? Bir ülke düşünün ki, âlayı vâlâ ile Helsinki’de, insan haklarına mecburi imza bayramları yaptığı gün bütün şehirlerin sokaklarında özgürlük katliamı yapıyor. Yurdun ümidi olan üniversiteli gençlerimizi sopalarla, coplarla dayaktan geçiriyor... İnsan ve inanç hakları istediği için, çiğneyerek, iteleyerek döğdürüyorlar. Bu nasıl hürriyettir? Yoksa Helsinki’nin, “Türk halkı insan haklarına lâyık değildir. Bu bakımdan Avrupa’nın bu bâbda ısrarı yoktur” diye iki tarafça imzalanmış gizli bir maddesi mi vardır? c) Bu adaylığın, bizlere, neler getireceğinden korka korka, yine de insan hakları, adalet, hukuk devleti ümitlerimizi onarır diye seviniyordum. Tek umudum buydu. Fakat heyhat... Bir düzenin, milleti ezme haklarını kolayca terkedip, öyle safça, Helsinki’ye, AB ilkelerine filan metelik vereceğine beni zor inandırırsınız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93987
    % 1.88
  • 5.8213
    % -0.81
  • 6.5201
    % -1.09
  • 7.3015
    % -0.82
  • 251.335
    % -0.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT