BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Enerji çıkmazı

Enerji çıkmazı

Dışa bağımlı olmayan, ilave bir bakım ve masraf gerektirmeyen, en önemlisi de çevre ve kirlilik açısından hiçbir risk taşımayan hidroelektrik potansiyelimiz ortada iken, dışa bağımlı ve riskli alanlara kanalize edilmeye çalışılan enerji politikaları hepimizi endişeye sevketmektedir.



Gelişmekte olan ülke ekonomilerinin can damarı olarak kabul edilen enerji, bugünlerde ‘kriz’riri ile bizleri de tehdit etmektedir. Enerji kısıntılarının böyle aniden gündeme gelmesi ve bıçak gibi kesilmesi kamuoyunun oldukça ilgisini çekti... Dışa bağımlı olmayan, ilave bir bakım ve masraf gerektirmeyen, en önemlisi de çevre ve kirlilik açısından hiçbir risk taşımayan hidroelektrik potansiyelimiz ortada iken, dışa bağımlı ve riskli alanlara kanalize edilmeye çalışılan enerji politikaları hepimizi endişeye sevketmektedir. Kullanılabilir enerji açıkları sadece sanayimizi değil, insanlarımızı da olumsuz etkilemektedir. Her kısıntı bir endişe ve moral bozukluğu pompalamaktadır. ‘Astarı yüzünden pahalı’ olduğu bilinen doğalgaza dayalı yatırımların; zaman içerisinde büyük maliyetler getireceği bellidir. Bu sonuç mavi akım ve/veya Türkmen gazı olmuş farketmez. Mesele dışa bağımlılığa fırsat verilip, verilmemesinde düğümlenmektedir. Pratik ve nisbeten de temiz olması açısından tercih edilen doğalgaza dayalı üretim yatırımlarının pahalılığı ve dışa bağımlılığı gözlerden kaçırılmaktadır. Günü kurtarmaya dönük, palyatif çözümlere itibar edilmemelidir. Bu kesinti ve tartışmalar arasında yeniden gündeme getirilen ‘Nükleer enerji’ ise; başka bir dert!.. Yetkililerin birbiri ile çelişen açıklamaları zihinleri bulandırmaktadır. İşin doğrusu anlaşılmadan mahdut kaynaklar israf edilmemelidir... Nükleer santrallerin riskleri hepimizce mâlum. Hele yaşadığımız Çernobil faciasından sonra bu tür yatırımların oldu-bittilere getirilmesine fırsat verilmemelidir. İleri batılı ülkelerde giderek popülaritesini kaybeden nükleer santrallerin, gelişmekte olan ülkelere transferleri ile ilgili görüşlere itibar edilmeli, en azından bu konu detaylarıyla incelenmelidir. Şimdi Batıdan ders alınarak, aynı yanlışların tekrar edilmemesi gerekirken, Batının yanlışlarına talip olmak gibi bir yanlışa düşülmektedir. Ekonomik ömürlerini tamamlayarak kapanma noktasına gelmiş olan; “ikinci el’ durumundaki bu santrallerin ülkemize ithali büyük risk taşımaktadır. Başımıza belâ olmasından endişe duyduğumuz nükleer santraller için; ‘bizden sonra tufan...’ diyemeyiz. Batının tükettiği tabii zenginlikleri, biz muhafaza etmek zorundayız. Gelecekte bir karış temiz toprak ve bir yudum temiz su, hazine değerinde olacaktır. Bu zenginliklerimizi mirasyedi misali harcamamalıyız!.. Kendimize ait, temiz ve kullanılmaya hazır olan hidroelektrik potansiyelimizin ancak üçte birini kullanabildiğimiz düşünülürse, doğalgaz ve özellikle de nükleer santrallere karşı bunca isteğin arkasında bir bit yeniği var demektir. Yedi ceddimize rahmet okutacak hayırlı yatırımlar dururken, şaibeli, riskli ve dışa bağımlı projelere iltifat edilmemeli, torunlarımıza temiz bir ülke bırakmalıyız. Türkiye’yi batının çöplüğü yapmaya hiçbirimizin hakkı yoktur. Hele üç, beş kuruşluk maddi menfaatler sözkonusuysa, bizim için; Bundan büyük ayıp olmaz!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT