BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bahçeli’den AB’ye tepki

Bahçeli’den AB’ye tepki

Batılılar’ın Öcalan’a kol kanat germesi hükümet ortağı MHP’nin sabrını taşırdı. AB adaylığımızı değerlendiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “AB’nin insan hayatına verdiği değeri anlıyoruz, ama terörist başına verdikleri değeri anlayamıyoruz” dedi.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AB Dış Politika ve Ortak Savunma Yüksek Temsilcisi Solana ile dönem Başkanı Lipponen’in basın toplantılarında ağırlıklı olarak idam cezasının kaldırılmasına ve insan hayatına verdikleri önemi vurguladıklarını belirterek, “Bizler de AB’nin insan hayatına verdiği değeri anlıyoruz, ama terörist başına verdikleri değeri anlayamıyoruz” diye çıkıştı. Birlik yöneticilerinin Türkiye’nin ilişkilerinin geleceğiyle ilgili olarak, gündemin ilk sırasına, resmi mahiyet taşımasa bile bu noktayı oturtmalarını hiç de dostane ve ciddi bulmadıklarını anlatan Bahçeli, “Kendilerini, şehitlerimize, hunharca katledilen onbinlerce masum sivil insanımıza ve tabii ki bütün milletimize karşı daha duyarlı ve saygılı olmaya davet ediyorum” diyerek, AB yöneticilerinin açıklamalarında şehitlerin ve Türk milletinin acılarını da gözönünde bulundurmalarını istedi. 1AB’NİN HATASI VAR Avrupa Birliği ile uzun ve sancılı bir dönem yaşanarak bugünlere gelindiğini, AB’nin Türkiye ile bütünleşme meselesine uzun bir sürece yayılmış genel bir strateji çerçevesinde yaklaştığını anlatan Devlet Bahçeli, özeleştiri de yaparak, “Ülkemizin de kendi payına düşen taahhütleri yerine getirme konusunda pek aceleci ve istekli davranmadığı bir gerçektir. Başka bir gerçek de birliğin bütünleşme konusunda ülkemize mesafeli yaklaşma, Türkiye’nin meselelerini büyütme ve yalnız bırakma şeklide bir tavır sergilemiş olmasıdır” diye konuştu. Gümrük Birliği anlaşmasının her açıdan Türkiye’ye pahalıya malolduğunu bildiren Bahçeli, anlaşmanın ekonomik ve siyasi boyutlarda ciddi bir olumsuzluğu ifade ettiğini, ‘karşılıklılık ilkesi’ sözkonusu olmadan egemenlik devrinin ortaya konmasıyla; uluslararası ilişki ve saygınlıkta büyük hata yapıldığını ileri sürdü. Bahçeli, iki yıl içinde bu noktaya nasıl gelindiği, Helsinki zirvesinde ilan edilen üyelik perspektifi kapsayan metnin ne ifade ettiği ve bundan sonra ne olacak şeklindeki üç meselenin kafalarını kurcaladığını belirterek, partisinin TBMM Grup toplantısında MHP’nin Helsinki zirve sonuçlarına bakışını şöyle dile getirdi: “Helsinki zirvesi kararı ülkemiz için dönüm noktası ve kilometre taşıdır. Adaylık statüsü bizler açısından sis perdesinin bir ölçüde kalkması anlamına gelir. Bunun dışındaki genel bakış açıları, gerçekçi olmayan ‘kraldan çok kralcı’ mantığın eseri anlayışlardır. AB’ye aday ülke olarak kabul edilmemiz bir lütuf değildir. Ülkemizin anahtar konuma sahip olması, Kafkaslar, Balkanlar ve Ortadoğu’da arzulanan istikrar için Türkiye’ye ihtiyaç duyulması belirleyici rol oynamıştır. 18 Nisan seçimlerinden sonraki siyasi ve ekonomik istikrar tablosunun da gelinen aşamada katkısı vardır.” TAVİZ BEKLEMEYİN Türkiye’nin önüne konulan yol haritasının geçmişe göre ilave şartlardan arındırıldığını anlatan Bahçeli, Kıbrıs ve Ege konularındaki ifadelerin, ülkemize yönelik dayatmalar kapsadığını ancak rahatsız edici boyuta da sahip olmadığını açıkladı. Bahçeli, “Hiç kimse bizden Ege ve Kıbrıs konularında oldu-bittiye rıza göstermemizi, adaletsizliğe tahammül etmemizi beklememelidir” diyerek, MHP’nin Kıbrıs ve Ege konusundaki kararlılığını dile getirdi. Devlet Bahçeli, AB sürecinin Türkiye’yi tek taraflı yükümlülük altına sokmadığını, adaylık döneminin her iki tarafa birden yükümlülükler ve sorumluluklar yüklediğini, ilişkilerde karşılıklı iyiniyet ve işbirliği çabasının hakim olmasını gerekli kıldığını kaydetti. HEYŞEY İNSANIMIZ İÇİN Türkiye’nin önünde bundan sonra uzun ve zorlu bir yol bulunduğunu bildiren Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye sonuçta, AB’ye üye olsa da olmasa da kendi demokrasisinin ve hukuk devletinin standartlarını yükseltmek durumundadır. Türkiye milli bütünleşmesini pekiştirerek demokratik hukuk devletini geliştirmek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Bizler, batı dünyasıyla olan her türlü ilişkimize ne üstünlük ne de aşağılık kompleksiyle yaklaşamayız. Türk milleti için vazgeçilemez olan, milli kültürümüze, toprak bütünlüğümüze ve üniter devlet yapımıza olan saygı ve bağlılıktır. Avrupa’nın Türkiye’nin gerçek dostu olduğunu ispatlayacak kriterlerden birini, şüphesiz ülkemizin bu milli duyarlılıklarına gösterecekleri saygı oluşturacaktır.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT