BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Sevdamızı duymayan kalmadı”

“Sevdamızı duymayan kalmadı”

Doktor sakalını kaşıyarak sordu: -Demek Türksün ha?



Doktor sakalını kaşıyarak sordu: -Demek Türksün ha? Bekir başını salladı: -Evet... -Ne iş yapıyorsun bu ülkede? Bekir bu soru karşısında bocaladı ve; -İş?.. dedi. İş arıyorum ben... -Pasaportun, çalışma iznin var mı? Bekir olumsuz manada başını salladı. -Tahmin etmiştim, dedi doktor. Aslında senin burada olduğunu kamp müdürlüğüne bildirmem gerekiyor. Ama bunu henüz yapmadım. Ben Türkiye’de okumuştum. Türkiye’yi ve Türkleri severim. Bu inşaatta çalışan Türkler de var. Onlardan sorumlu ustabaşı belki sana bir iş ayarlar. Bekir bu habere çok sevinmişti. -Ya! Sağolun, dedi. Peki onu nasıl görebilirim? -Şimdi olmaz, dedi doktor, yaraların çok derin. Bu halinle bir müddet çalışamazsın zaten. Ağrı kesici iğne yaptığım için şimdi duymuyorsun. Aslında durumun pek iç açıcı değil. Gece burda kal. Bak, buraya hap koydum. Şiddetli ağrı duyarsan bunlardan alırsın. Yalnız ikiden fazla alma, tesirli uyuşturucu ihtiva ediyor. Yarın Yusuf usta ile görüştürürüm ben sizi. Kalkıp Bekir’in kucağındaki servis tabağını aldı. -İyi geceler, diyerek kapıya yöneldi. Doktor ışığı söndürüp çıkarken Bekir ardından minnetle baktı ve; -İyi geceler, dedi yavaşça... Az sonra dış kapının kilitlendiğini duydu. İçeriye tül perde çekili pencereden loş bir aydınlık giriyordu. Derinden derine işçilerin konuşup gülüşmeleri duyuluyordu. Bekir hap şişesini eline alarak şöyle bir baktı ve kapağını açtı. İçinden bir hap alarak ağzına attı. Hapı çiğnerken dalgın bir halde boşluğa bakan gözleri sulandı. Sonra damla damla gözyaşları süzüldü yanaklarından. Hafızası bir yıl öncesine götürdü onu. Selvinaz’la nişanlıydılar. Tarlada çalışırken Selvinaz haber yollamış, köyün dışındaki çeşme başına gelmesini söylemişti. Ordaydı işte; ince, narin, uzun boylu, uzun saçlı, al yanaklı güzel Selvinaz... Su dolduruyor, arada bir etrafına bakıyordu gelen var mı diye. Daha bugünkü gibi; usulca arkasından yaklaştı Bekir. Son anda onu farkeden Selvinaz, irkilerek döndü ve; -Ay! Sen miydin, ödüm koptu... diye söylendi. -Nasılsın Selvinaz? -İyiyim... -Ne iyi ettin de haber yolladın. Seni görmeyi çok istiyordum. Selvinaz Bekir’e bakamadı, utanarak; -Yarın nikâhımız kıyılacak, dedi. Dönüşü olmayan bir yola gireceğiz... -İyi ya işte Selvinaz. Ben o yola girmek için sabırsızlanıyorum. Saatleri bile saymaya başladım. Dönmek isteyen kim ki? Selvinaz başını çevirip mahzun bir halde Bekir’e baktı ve gözleri dolarak; -Sen köyün en dürüst, en mert, en çok sevilen insanısın, dedi. Ben ise anasız, babasız, garip bir kızım. Benim yükümü bir ömür boyu çekebilir misin? Vakit varken bunu düşünmeni istedim... -Sen ne diyorsun Selvinaz? Diye hayretini dile getirdi Bekir. Niçin böyle şeyler söyleyip hem beni hem kendini üzüyorsun? Sevdamızı duymayan kalmadı. Üstelik sen köyün, hatta benim için dünyanın en güzel kızısın. Acıdığım için değil, sevdiğim için evleniyorum seninle. Ya sen? Sen de öyle değil mi? DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT