BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiir, hikâye hatıra

Şiir, hikâye hatıra

Araştırmacı yazar İsmail Süphandağı, “Şiir ve Mutlak”ta düşüncelerini bir araya getiriyor. Rasim Özdenören son hikâyelerini “Kuyu”da toplarken, Alaeddin Özdenören, “Unutulmuşluklar”da yakından tanıdığı şair, hikâyeci ve yazarların hatıralarını anlatıyor.



Ülkemizde şiir çok yazılır. Şairimiz çok fakat şiir üzerine düşünen maalesef az. Bunun sebepleri üstünde durmak lâzım. Şiirin mahiyeti nedir, şiir niçin yazılır, şiirin mâsivayla, hayatla, dünyayla münâsebeti var mıdır? Genç ve sanatkâr araştırmacı İsmail Süphandağı, ilk eseri “Şiir ve Mutlak”ta bu konularda kafa yorduğu metinlerle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Yazar, önsözde şiir ve mutlak üzerine düşüncelerini açıklarken, “Mutlakı arayışta şiirin, oldukça elverişli bir imkân alanı olduğu açıktır. Diğer taraftan şiir (sanat) ile düşüncenin bir potada buluşması ve şiirin iç ve dış gerçeklik alanlarındaki çevresel faktörleri ile birlikte ele alınması, mutlakı arayış noktasında vazgeçilmez kavramlar olan yansıma ve izdüşümler’i de açıklamada önemli veriler sunmaktadır” diyor. Şiirin felsefî bakış ve hikemî kavrayıştaki konumuna şarkın ve garbın kültürel değerleri açısından bakan ve yaklaşan Süphandağı, sanatın gaye ve hedefinin ne olduğu/olması gerektiği hususunda zihin çalışması yapıyor. Doğu/Batı dünyalarında çokça değer verilen şiirin/sanatın temellerini araştıran yazar, bilinenlerden ziyâde meçhullere doğru yol alıyor, okuyucularını da büyük ve değişik bir dünyanın vadilerinde dolaştırıyor. “Şiir ve Öte Arasında”, “Şiir ve Öz’e Doğru”, “Düş ve Gerçeklik Arasında”, İmge ve İmajinasyon”, “Yansımalar ve İzdüşümler”, “Yabancılaşmanın Darboğazında Şiir”, “Biçim ve Öz”, “Sembol ve Anlam” ile “Gelenek” yazıları bu sahada ele alınmış, hamur gibi yoğrulmuş ve hazırlanıp okuyucuya sunulmuş ciddi, sahici ve yorucu metinler. İsmail Süphandağı bizim edebiyatımızda Tanzimatçılarla başlayan ama daha çok Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’le yoğunlaşan “şiir üzerine düşünme” fikriyatının son temsilcisi. Akıcı üslup ve rahat tavır kitabı okutuyor. ÖZDENÖREN FARKI Rasim Özdenören yaşayan önemli bir hikâyecimiz. Ama onun ötesinde son dönemdeki yazılarıyla bir mütefekkirle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. “Kuyu”, yazarın son hikâyelerini bir araya getiriyor. Çağdaş Türk hikâyeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü derinden etkileyen Rasim Özdenören, değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını ilk kez yerli ve milli bir bakış açısı ve bütün boyutlarıyla dile getiren bir yazar olarak tanınıyor. “Kuyu” onun bu çizgideki son hikâye kitabı. 33 hikâye okuyucuyu geniş ufuklarda gezdiriyor. Özdenören, keskin gözlemciliğinin mahsulü olan “Yüzler” kitabında değişik ve farklı tipler çiziyor okuyucusuna. Bozguncunun, alaycının, korkağın ve kibirlinin çehrelerini. Edebî metinlerde hayale büründürülen bir çok portre onun kalemiyle yeniden üretilip sunuluyor. Othello’nun şeytanı, Sait Faik’in hiçbir zaman doğmamış garip çocuğu, idam mahkûmunun infazdan önceki yüz ifadesi, Ebu Cehil’in hasetçiliği, Hamlet’in kulağına giden fısıltılar, İvan Karamazof’un içinde büyüyen hayalet, Raskolnikof’un ürettiği cinayet gerekçeleri bu yazıların dramatik unsurları olarak ahlâkî temalara göndermede bulunuyor. Özdenören’in muhtevası kadar ismi de çarpıcı olan son kitaplarından biri edebiyat ve sanat üzerine denemelerden oluşan “Köpekçe Düşünceler.” Yazar, bu başlığın herhangi bir hakaret kastı taşımadığını belirterek, “Köpek derken doğrudan, bir hayvan olarak köpek türünü kastediyorum. Köpekçe düşünceler derken de, bir köpeğin, kendisi olarak dünyada ihraz ettiği yer açısından dünyaya nasıl baktığını tahayyül etmeye çalışıyorum” diyor. Rasim Özdenören fikriyatını ve üslubunu bilenler, yazarın tiryakileri bu üç eserini de çok seveceklerdir. UNUTULMAYANLAR Diriliş ve Edebiyat dergileri ile Maverâ’nın yazar ve şairlerinden olan Alaeddin Özdenören, Rasim Özdenören’in ikiz kardeşi, “Yedi Güzel Adam”dan biri... Daha önce “Güneş Donanması”, “Batılılaşma Üzerine”, “Yakın Çağ Batı Dünyası ve Türkiye’deki Yansımaları”, “Devlet ve İnsan”, Gide Gide Yalnızlık” , “Şiirin Geçitleri” ve “Şiirler” isimli kitapları yayınlanan Alaaddin Özdenören’in son kitabı “Unutulmuşluklar” adını taşıyor. İsminden de anlaşıldığı gibi kitap hatıralardan oluşuyor. Çocukluğunda yaşadıklarından başlıyor yazar. Gençlik maceralarından, edebiyat hayatından, hırçınlıklarından, kavgalarından, şair dostlarından bahsediyor kitap boyu. Fethi Gemuhluoğlu, Rasim Özdenören, Akif İnan, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, Sait Zarifoğlu, Ramazan Dikmen gibi tanıdığı mütefekkir, şair, hikâyeci ve yazarlardan söz ediyor. Tadına doyum olmayan bir üslupla, şâirane dile getiriyor Alaeddin Özdenören hatırladıklarını. Bir solukta okunan kitap, sadece yazarın dünyasını değil, belli bir dönem daha çok “Büyük Doğu”, “Diriliş”, “Edebiyat” ve “Mavera” çevresinde kümelenmiş şair ve yazarların duygu ve düşüncelerini, çalışmalarını, heyecanlarını yansıtması açısından da ilgi çekici. Alaeddin Özdenören’in, çeşitli vesilelerle Ali K. Metin, Akif İnan, Muhiddin Bilge, Kâmil Aydoğan, Ramazan Dikmen, Faruk Uısal, Yusuf Ziya Cömert, Adnan Tekşen, Necip Evlice, Cemal Şakar, Hasan Sutay ve Süleyman Doğan’la yaptığı konuşma veya bu imzaların kendisiyle gerçekleştirdiği röportajlar da kitabın sonunda yer alıyor. Bu metinler de Alaeddin Özdenören’in fikir ve edebiyat dünyasını yansıtması açısından önemli. “Unutulmuşluklar” hatıra niyetine okunabilir. Ama bu hatıraların, dönemin sanat edebiyat dünyasını en canlı ve dinamik unsurlarıyla aksettirdiğini unutmamak şartıyla. Bu edebî eserleri, İz Yayıncılık ( 0 212 5182204- 5182657) neşretti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94219
    % 2.13
  • 5.8343
    % -0.59
  • 6.5282
    % -0.96
  • 7.3229
    % -0.53
  • 252.745
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT