BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kutsal Yolculuk

Kutsal Yolculuk

Bir ekmek katıksız yenir mi? Bunlar yenir. Afganlıların pişirdikleri ekmek değil, bisküvi gibi birşeydir.



Tatmadığımız lezzetler diyarı Hacı adaylarımız yola çıkmadan evvel “Oralarda ne yer, ne içeriz?” sorusunu sıkça sorarlar. İşte bu yüzden pek çoğu peksimetler yapar, bidonlara peynir basarlar. Kavanoz kavanoz reçel, sele sele zeytin taşırlar. Börekler, kurabiyeler poşetlerden taşar. Dahası süzme yoğurtlar, bulgurlar. Turşu ve tarhana istemediğin kadar. Ancak bunlar maalesef sıcağa dayanamaz ve pek çoğu ekşiyip atılırlar. Alışkanlık bu ya Anadolu kadını dışarıda yemeye yanaşmaz. Soğan soyup patates doğramadıkça, kepçe çevirip bulaşık yıkamadıkça (kısacası kahır çekmedikçe) rahat olamaz. Halbuki yine bizim insanlarımızın çalıştırdığı lokantalarda alışık olduğumuz yemekler yapılır ve taze taze sunulur. Fiyatları tahmin edemeyeceğiniz kadar mâkuldur. Memleketten fersah fersah ötelerde İnegöl köfte, Konya işi etli ekmek, Karadeniz pide, acılı Adana, Erzurum usulü yaprak döner, kuru fasulye-pilav yiyebilmek sizleri mutlu eder. Burada fiyatlar mevkiye göre değişmez. Kızarmış tavuk havaalanındaki restaurantlarda da 10 riyaldir, kaldırım üstlerinde de aynı paraya. Meşrubat ve ekmek ülkenin her yerinde bir riyaldir (bu günün parası ile 140 bin lira) ve bu fiyat yıllardır değişmez. Bakın buraya dünyanın dört bir yanından meyve yağar. Fiyatları genellikle 5 riyal civarında seyreder. Elma, armut, portakal ve muzun yanısıra ananas, mango gibi tropikal meyvelerle de tanışırsınız ki bunlar tatmaya değer. Yine kuruyemişçilerde hiç görmediğiniz çerezler vardır ve bu şaşırtıcı lezzetler dikkatinizi çeker. TATLININ KRALI VAR Medine’nin en gözde pastahanelerini hemşehrilerimiz çalıştırırlar. Ama sadece kadayıf, baklava ile kalmaz, Arabların damak zevkine hitap eden Şam ve Halep işi tatlıları da yaparlar. Hatta Hind, Afgan, Pakistan çeşitlerini de becerirler. Yaş pasta zaten milletlerüstü bir lezzettir, dondurma derseniz o da keza. Dahası meyve sıkar, sahlep yaparlar. Gelelim çay işine, bakın burada bizim alıştığımız ince belli bardaklar bulunmaz. Çay dediniz mi elinize karton bardağa konmuş haşlak su sıkıştırırlar. Kendiniz oradan bir poşet alır suya sallarsınız. Şeker keyfinize kalmış. Ancak Arablar ne çayı sütsüz içerler ne de hurmayı kahvesiz yerler. Arablar çok güzel yoğurt tutar, çok da güzel ayran yaparlar. Karton ambalajlar okkalı ve doyurucudurlar. Azıcık da tuzlarsanız öğün aradan çıkar. Marketler fuarları andırır. Buralara dünyanın her noktasından gıda yağar. Biz sadece zeytin reyonunda 30 çeşit mal saydık. Gerisini siz düşünün. Türkiyede bir tek tahin helvası ile cevizli yaz helvasını biliriz ama burada onlarca çeşit helva yapılır. TÜRK LOKANTALARI Ekmek hiç problem değil. Bakkallarda Türk ekmekleri bulunur ama bana sorarsanız Afgan ekmeklerini denemelisiniz. Tandır usulü pişirilen pideleri sıcak sıcak yemelisiniz. Şehirde sadece Türklerin değil, Mısırlıların ve Pakistanlıların da lokantaları var. Arablar güğümü andıran kaplarda humus yapıyorlar. İslâm dünyasının ortak paydalarından biri de acı sevmeleri. Zenciler ve hindliler biber yemekte yarışıyorlar. Değişik lezzetlerle tanışmak iyi şey olmalı ama siz yine de Türk lokantalarından şaşmayın. Böylesi sıcak bir iklimde yağlı ve baharatlılardan kaçsanız iyi edersiniz. Zira sağlıklı kalmak ve arefe gününe dinç çıkmak zorundasınız. Işıklı vitrinler, modern çarşılar, cazip mallar. Bunların hepsi hikaye. Medineliler insan gibi insandırlar. Gülmeyi bilir, ikramı severler. Hediye vermekten, yemeklerini paylaşmaktan zevk alırlar. Hali vakti yerinde olanlar Mescid-i Nebi’nin dağılma yollarında çörek ve Mirrinda (Arabların çok sevdiği meyveli bir gazoz) dağıtırlar. Eğer bozuk paranız çıkışmazsa fırıncılar ekmeği koltuğunuza sıkıştırır “hâlas” buyururlar. Aşçılar kepçeyi bol tutar, hesabı lehinize yuvarlarlar. Bir gün Diyanet Vakfı’nın aşçıları ile Medine Sebze Hali’ne gidiyoruz. Bizimkiler iki küçük çuval limon alıyorlar. Fiyat kırması için mal sahibine asılıyorlar, adam kaşlarını kaldırıp “yok fayda” diyor, “mafi ikram!” Sanırım öylesi de işlerine geliyor, satın alıyorlar. Adam limon çuvallarının üstüne bir koca kutu kivi koyuyor. Soruyoruz “bu ne?” Gülümsüyor, “Hediye!” Limona verilen parayla bu kivileri almak mümkün değil, ama olsun. Cömertlik mayasında var. İşte hâkiki Arab bu. Eh Ensar’ın torunları, Resulullah’ın komşuları böyle olmalı. İnanın oluyorlar. Devam edecek
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94219
    % 2.13
  • 5.8343
    % -0.59
  • 6.5282
    % -0.96
  • 7.3229
    % -0.53
  • 252.745
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT