BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhuriyetin bekası Osmanlıyı anlamaya bağlı

Cumhuriyetin bekası Osmanlıyı anlamaya bağlı

Büyük bir tarih yazan Osmanlı kültür ve medeniyetini karalayanlara göre, biz Osmanlı olmadan önce hatta İslamiyet ile şereflenmeden önce üstün bir medeniyet sahibiymişiz.



Büyük bir tarih yazan Osmanlı kültür ve medeniyetini karalayanlara göre, biz Osmanlı olmadan önce hatta İslamiyet ile şereflenmeden önce üstün bir medeniyet sahibiymişiz. Osmanlı tebaası olunca derin bir uykuya dalmışız. İşin garibi, Anadolu’yu uykulu halde kurtarmışız. Balkanlar’a, Arap Yarımadası’na, Afrika’ya hep uykuda uzanmışız. İstanbul’un fethini bile rüyada görmüşüz... Bu müthiş uykudan şimdi uyanıyoruz! Varsın uyusunlar. Hatta hep uykuda kalsınlar. Çünkü onlar uyurken bile bizim uyanık halimizden daha fazla hizmet yapmışlar. İşte sadece iki örnek: Teb’asını “Emanetullah” olarak gören Osmanlı İmparatorluğu’nda, akıl hastalarına son derece şefkatle muamele edilmiş, ceviz karyolalarda, ipek çarsaflarda yatırılıp güzel ses ile tedavi edilmiştir. Aynı dönemde Avrupa’da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek diri diri yakılmaktaydı. İstanbul’daki tedavi merkezlerini gören Mongeri Pere, şunu itiraf etmiştir: “Burası, Avrupa’nın asırlar sonra tahayyül edeceği bir hayal müessesidir.” Osmanlı’nın uyguladığı güzel ses ile tedavi metodu, ABD’de ancak 1956 yılında uygulanmaya baslanmıştır. Yavuz Sultan Selim Han, Ridaniye Savaşı’nda, babası Sultan II Bayezid’in buluşu olan “içi yivli toplar”ı kullanarak büyük bir başarı kazandı. Oysa ki; II. Bayezid’in bu büyük icadı gözardı edilmekte, tarih kitaplarında; “yivli top 1868’de Almanlar tarafından bulundu” diye ders olarak okutulmaktadır. Bu millet ne çektiyse “kendini inkar” psikozuna tutulanlardan çekti tarih boyunca. Osmanlı’nın sonunu hazırlayan süreçte mutlak bir hakimiyet tesis eden İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin, batıya duyduğu aşırı hayranlığın nasıl ağır bir fatura çıkardığı inkar edilebilir mi? Osmanlı’yı, Avrupa’da siyasi yalnızlıktan kurtarma adına atılan ürkütücü adımlar, Müslümanları başsız bırakan hayasız sürecin raylarını döşemedi mi? Hataları ve sevaplarıyla Osmanlıyı, bize miras bıraktığı kültür ve yüksek medeniyeti benimseyelim, bağrımıza basalım. Vakit, Cumhuriyet ile Osmanlı’nın barış vaktidir. Cumhuriyet’in, Osmanlı’nın alternatifi ya da aksi değil, bizzat devamı ve mirasçısı olduğu artık resmen herkesce kabul edilmelidir. Osmanlının şerefli tarihi mazide kalmıştır. Onu ihya asla söz konusu değildir. Geleceğe giden yolu dinamitleyeceği korkusuyla geçmişe açılan pencereleri bir bir kapatmak, sadece Türkiye’yi ve Türk milletini değil top yekün Osmanlı merkezli İslam çoğrafyasını Haçlı zihniyetine teslim etmektir. Geçmişin bakiyesi İslam Dünyasının geleceği İslam dünyasının yeniden dirilişi, silkinip kendine gelişi, ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun bakiyesi olan Türkiye’nin milli hafızasının yeniden canlanması ile mümkün olacaktır. İslam dünyasının gideceği yer, nice sahabeyi, nice erenleri bağrında konuk eden Anadolu’nun gelecekte duracağı yerdir. Bugün dünyanın yedeğine alınmış olsa bile, Türkiye, geçmişinin ve coğrafyasının kendisine armağan ettiği gücü farkettiği anda İslam Dünyası’nın rotasını yeniden çizecektir. Ancak unutulmamalı dır ki; bu rotanın anahtarı milli tarih şuurunda gizlidir. Geleceğe şekil verecek yeni nesillerin unutmaması gereken bir gerçek daha vardır. İslam Dini’ne karşı düzenlenen askeri, psikolojik ve kültürel Haçlı Seferleri’nin şifresi Batılıların genlerinde saklıdır. Bu bakımdan, İngiliz Hariciye Bakanı Lord Gorzon’un şu sözü oldukca manidardır: “Türkleri tarih sahnesinden silmek için onları dinlerinden uzaklaştırıp, ellerindeki Kur’an’dan koparmalıyız...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT