BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu meclis farklı olmalı!..

Bu meclis farklı olmalı!..

Bugün sandık başındayız. Ülkeye hayırlı olsun.



Bugün sandık başındayız. Ülkeye hayırlı olsun. Bugün milletimiz temiz giyinecek, erkenden sandığa gidecek. Herkese dikkat edin, ağırbaşlı göreceksiniz. En muzip olanımız bile bugün kuyruğa girdiğinde en ciddi yüzünü takınacak. Çünkü, ulvi bir görev yaptığı inancıyla hareket ediyor. Besmele ile mührünü basacak, besmele ile zarfı sandığa yuvarlayacak. Bunu parti farkı olmaksızın yapacak, Müslüman/Hıristiyan/Musevi farkı olmaksızın yapacak. Siz gayrimüslim yurttaşlarımızın bile ne kadar çok “inşallah, maşallah...” gibi deyimlerimizi kullandıklarını mutlaka fark etmişsinizdir. Burada dua berekettir. Uğurludur. Bir Nisan ayında seçime gidiyoruz. Yine bir başka Nisan gününde ilk Meclisimizi kazanmıştık. 18 Nisan... 23 Nisan. Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini kuracak Meclis’i dualarla, tekmil İslami törenle açtırmıştı. İsteyen tarihi belgelerden açıp, okur. Bütün bunları yazdıktan sonra korkarım ki, bu meclis yemin merasiminde, daha siftah etmeden, tatsız tartışmalara yuvarlanmasın. Anladınız, türban ve yemin sorunu pusuda! Ben türban yasağına karşıyım. Ama, Türkiye’nin şu kritik kavşağında bile bile bu sorunu sahnelemeye de karşıyım. Maalesef, pek çok sorun olmaması gereken şey, medyanın düello üretme merakı ve ticari çıkarı yüzünden Türkiye’de çözümsüz mecraya sürüklenir, ahaliyi kutuplara ayırır, çirkin tartışma ve inatlaşmalara neden olur. Fitneyi uyandırmamak lazım. Dünyada türbanlı yemin edilir mi, edilmez mi herhalde tartışan ilk Meclis biz olacağız. Zaten, kutsal kitaba el basarak yemin etmeyen nadir ülkelerdeniz. Geçenlerde “Bisse” gibi kravat ve gömlekte dünya markasını azim, sebat ve gayreti ile üreten, ihraç eden İbrahim Kefeli bey bir sohbetimizde bu meseleye parmak bastı: “Herkes kendi kitabına el basarak yemin etse. Aynen Batı parlamentolarındaki gibi...” Zaten mevzuyu hayli mufassal olarak bir ay önce değerli büyüğüm M. Faik Erbil bey anlatmıştı. “En dindar olmayan bile etkilenir, daha az yanlış ve suiistimal yapardı.” Bu da bir nevi kazançtır, demişti, gülerek... İstismara kaçmadan ne kadar tabii bir hadise Türkiye’de “dokunulmazlar” arasına giriyor. Yemin Allah üzerine yapılır. Ama, bizim doktorlar bay Hipokrat üzerine yemin ediyorlar. Ondan katbekat üstün olan İbn-i Sina’ya bile değil. İşte, diyorum bu Meclis farklı olmalı. Bu tür (o yönden, bu yönden) tahriklere kapılmamalı. Küçük hesaplarla, tribünlerle değil, büyük projelerle, yarının nesillerine hitapla uğraşmalı. Ne olur, fezlekesini yeni almış değerli milletimizin vekilleri, farklı olun. İlk gün önemlidir. O gün, millet ve dünya önünde sınav vereceksiniz. Her işin başlangıcı önemlidir. Nasıl başlarsa öyle gider. Aman o günün tılsımını bozmayın. Daha ilk gün dine dayatmaları da, dini istismarları da nasıl aşabileceğinizi gösterir. Nasıl mı? Onu da siz bulun. Siz XXI. yüzyıl Türkiye’sinin milli kalpgâhısınız. Ve bunun için maaş alacaksınız. Talep sizden geldi!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT