BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alışkanlıklarımız ve demokrasi

Alışkanlıklarımız ve demokrasi

Alışkanlıklarınızın hayatınızda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu hiç düşündünüz mü? Azıcık ipucu vereyim size de ondan sonra bir düşünün isterseniz.



Alışkanlıklarınızın hayatınızda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu hiç düşündünüz mü? Azıcık ipucu vereyim size de ondan sonra bir düşünün isterseniz. Evinizi gözünüzün önüne getirin hele bir. Kabın kacağın, mobilyanın yeri belli değil mi? Diş fırçası, sabun, tarak.. hepsi koyduğunuz yerde durup durmuyor mu?.. Yemek yediğiniz yer hakeza. Gözünüz kapalı bulursunuz hepsini. Sokağa çıktınız, diyelim. Hangi yoldan işinize gideceğinizi, hangi toplu taşıma aracına bineceğinizi birine sorma ihtiyacı duyuyor musunuz? Hepsi şuuraltınızda var, neden sorasınız ki? Hatta, o araçta hemen her gün gördüğünüz simalara rastlamanız da bir tesadüf değil. Ya işyeri? Kesinlikle karışıklık olmaz orada. Herkesin oturacağı yer, yapacağı iş belli çünkü. Bazı insanları sıksa da bu rutin işler, genelde hüsnükabul gören işlerdir. Akşam eve dönüşler de öyle değil mi? Cadde ve sokaklar tanıdık... İnsanlar bildik insanlar... Hemen hiç değişmeyen araçlar... Bu dar alan insanların güvenlik alanlarıdır aynı zamanda. Dairenin dışına çıkma yeter ki. Kurulu düzende kendine yer tutma kabiliyetini geliştiren insanlar, değişimi istemez! Statükonun çıkış noktası burası işte. Alışkanlık tiryakilik yapar, malum. İnsanların bağımlısı olduğu nesnelerden vazgeçmesi imkansız denecek kadar zordur. Biri kalkıp da, “Bugün de şu yoldan gidelim” dese hemen tepki gösterir diğeri. Adımları bildik yola gidiverir zaten daha o kararını vermeden. Dedim ya, alışkanlık bu; terk edemez insan! Dünya bulunduğun yerden ibaret değil halbuki. Gez, dolaş tanı onu. Ufkun açılsın. Fakat, yapmaz insan bunu. Alışkanlıkları alıkoyar onu bu eylemden. Hiperaktifler öyle değildir ama; onlar yapıyor bunu. Bir yerden çabuk sıkılma özelliklerinden dolayı psikolojik adaptasyonları daha süratli oluyor onların. Hayatın içine girmek, hayatı tanımak onlar için bir tutku olup çıkıyor. Alışkanlıklar ferdi davranışlar üzerinde etkili olmakla kalmıyor tabii, aileye de sirayet edip aile fertlerinin davranış biçimini de şekillendiriyor. Bir ailenin diğer bir aileden farklı olmasının bir nedeni de bu alışkanlıklardır hiç şüphesiz. Aileleri, köyleri, kasabaları ve ilçeleri bir diğerinden farklı yapan bu alışkanlıkların bir sınırı var mı acaba? Sanmam! Devletler arası farklılıklara kadar gidiyor bu. İnsanlar alışkanlıklarına duygusal bir bağla bağlanmaya görsünler; milli bir dava haline dönüşüyor bir noktadan sonra. Türk’ün alışkanlığı Alman’a, Alman’ın alışkanlığı Türk’e ters gelebiliyor haliyle. AB sürecinde en fazla zorlanacağımız husus bu belki de. Hissi davranıp alışkanlıklarımızdan taviz vermeyeceğiz bazen. Dolayısıyla gerginlikler yaşanacak ister istemez. Liderlerin görevi Sosyal ve siyasi parçalanmaların ana sebebi de yine bu alışkanlıklar!. Bir tarafta “laikler”, diğer tarafta “dindar” insanlar! Bir tarafta “din elden gidiyor” diye dizini dövenler, diğer tarafta “laiklik tehdit altında” diye debelenenler. Kutuplaşmanın dik âlâsı değil de nedir bu? Bunu halk dese yine anlayacağım da diyen halk değil; bu gerilimden beslenen siyasetçi ve sözüm ona aydınlar! Türk halkı neredeyse bin senedir birlikte yaşıyor, hem de problemsiz; neden desin ki? Dedim ya, siyasetçi rahat durmuyor; ha bire suyu bulandırıyor! Değişime yatkın olan Türk halkının önüne set gerip, onların yeni ufuklara açılmasına izin vermiyor! Bunun neresi demokrasi? Türkiye’nin gerçek demokrasiye ihtiyacı var, bu kesin ama böylesine sığ bir “kayıkçı kavgası” varken demokrasi olmaz ki! Türkiye son birkaç ay içinde “laik-dindar” tartışmalarının içinde buluverdi kendini. Hoş değildi gayet tabii de hadi iki ay önce seçim sathı mailine gerilmişti, diyelim ve o günkü gerginliğe hoşgörüyle bakalım. Ama seçim bitti. Gerginliğin de bitmesi lazım artık. Kim yapacak peki bunu? Elbette ki parti liderleri. El ele verip bu tatsız ortamı değiştirmeleri ve Türk toplumunun dikkatini geleceğe çevirmesine imkan vermeleri gerekiyor. Önce statükocu alışkanlıklarını terk etmeleri şartıyla tabii. Türkiye’nin “sen-ben” kavgalarıyla kaybedecek bir saniyesi bile yok. Çok çetin bir dönemden geçiyor çünkü. Parti genel başkanlarının sadece genel başkan değil tam aksine “lider” olduklarını gösterecekleri gün bugün.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101447
    % -1.11
  • 5.6965
    % -0.35
  • 6.297
    % 0.08
  • 7.1217
    % 0.01
  • 275.883
    % -0.04
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT