BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İsrâ ve Mi’râc Gecesi”ne dâir -1-

“İsrâ ve Mi’râc Gecesi”ne dâir -1-

Recep ayının yirmiyedinci gecesi, “Mi’râc gecesi”dir ki, Resûlullah Efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü ve Allahü teâlâ ile konuştuğu gecedir...



Bugün (10 Ağustos 2007/26 Receb 1428 Cuma) öğle vaktinden i’tibâren mübârek “Mi’râc Kandili”ni idrâk etmekle şerefleniyoruz. 26 Receb-i şerîf’i 27 Receb’e bağlayan gece ya’nî Recebü’l-ferd ayının 27. gecesi, Sevgili Peygamberimizin “İsr┠ve “Mi’râc” mu’cizesiyle şereflendiği gecedir. Bugünkü makâlemizde, bir nebze bu gecenin kıymetinden, yarınki makâlemizde de birazcık “Mi’râc” hâdisesinden bahsetmek istiyoruz... İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli, hürmet edilen bir ay olan Recep ayı bitmek üzeredir. Âdem aleyhisselâmdan beri bu ayda muhârebe etmek günâhtı. Her ümmet, bu aya saygı gösterirdi. Zâten “Receb” de, “mürecceb, muazzam, muhterem, kıymetli” demekdir. Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulmuştur: “Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikrâm edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ, dünyâda ve âhirette ikrâm eder.” Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tövbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabûl buyuracağını bildirmiştir. Aslında kulların çok ibâdet yapmaları, duâ ve tövbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır. Ma’lûm olduğu üzere, Receb ayının ilk Cum’a gecesine “Regâib Gecesi” denir. Receb ayının her günü ve gecesi kıymetlidir; her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ da kıymetli olmaktadır. Allahü teâlâ, o gecede mü’min kullarına “rağîbetler” ya’nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. Recep ayının yirmiyedinci gecesi ise, “Mi’râc gecesi”dir ki, Resûlullah Efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü ve Allahü teâlâ ile konuştuğu gecedir. On mübârek gece Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Bundan önceki bazı makâlelerimizde de ifâde ettiğimiz gibi, bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demek olan “mübârek” sıfatıyle sıfatlanan ve İslâm dîninin kıymet verdiği on gece vardır ki, bunlar kronolojik sıraya [ya’ni hicrî-kamerî sene içerisindeki yerine] göre Muharrem’in 1. gecesi (Hicrî yılbaşı gecesi), 10 Muharrem (Aşûre) gecesi, Mevlid gecesi, Regâib gecesi, Mi’râc gecesi, Berât gecesi, Kadir gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesidir. Mi’râc gecesiyle ilgili birkaç hadîs-i şerîf meâli şöyledir: “Bu gece iyi amel işleyen için, yüz yıllık mükâfât vardır.” [İ. Gazâlî, Ebû Mûsâ el-Medenî] “Mi’râc gecesinde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp kim olduklarını sordum. “İlmi ile amel etmeyen din adamlarıdır” dendi.” [Buhârî, Müslim] “Mi’râc gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm.” [Tirmizî] “Mi’râc gecesi, uğradığım her melek topluluğu, ümmetime hacâmatı [kan aldırmayı] tavsiye etti.” [Hâkim] Peygamber Efendimiz, Mi’râc gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluğu gördü. Biçtiği mahsûl yeniden eski hâline dönüyordu. Bunların kim olduğunu sorunca, Cebrâîl aleyhisselâm, “Bunlar Allah yolunda cihâd edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yedi yüz misli sevâb verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir” dedi. (Bezzâr) Mâdemki, mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bu gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tövbeleri kabûl edeceğini bildirmişdir. O hâlde bütün mübârek geceleri birer ganîmet bilmeli, böyle fırsatları iyi değerlendirmeli, çok ibâdet yapmalı, çok duâ ve tövbe etmeli, mâlî ve bedenî her türlü hayrı işlemeye çalışmalıdır. Şâfiî mezhebindeki müctehidlerden olan İmâm-ı Nevevî, “el-Ezkâru’n-Neveviyye” kitâbında buyuruyor ki: “Gecenin oniki kısmından bir kısmını [bir sâat kadar yanî bir mikdâr zamânı] ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir.” Bu gecelerde çok tövbe ve istiğfâr etmeli, Allahü teâlâya münâcât, tazarru’ ve niyâzda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıdır. Tesbîh [Sübhânallah demek], tahmîd [el-Hamdülillah demek], tekbîr [Allahü ekber demek], tehlîl [Lâ ilâhe illallah demek] ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgûl olmalıdır. Kazâ namazı borcu olanlar, kazâ namazları kılmalıdır. Kur’ân-ı kerîm okumalı, sevâbını da ölülerimizin rûhlarına göndermelidir. Peygamber Efendimize salât ü selâm okumalıdır. Ana-baba, diğer yakın akrabâ ziyâret edilmeli veya mektupla, telefonla, e-maille, mesajla gönülleri ve duâları alınmalıdır. Fakîrler, yetîmler sevindirilmeli, sadakalar, hediyeler verilmelidir. Dargınlar, küskünler barışmalıdır. Ayrıca bu gece güzel vatanımızın dirliği, asîl milletimizin birliği ve beraberliği, bütün Müslümanların ve İslâm âleminin huzûr ve saâdeti, bütün insanların da hidâyeti için duâ etmeliyiz. Bu vesîleyle, mübârek gecenizi tebrîk ediyor, sıhhat ve âfiyet içerisinde, sevdiklerinizle birlikte, nicelerine kavuşmanızı Cenâb-ı Hak’tan hâlisâne diliyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT