BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Emmimin intikamını alacağım!”

“Emmimin intikamını alacağım!”

Garaja giren otobüs kıvrak bir manevrayla bağlı bulunduğu şirketin önüne park ederken atladı muavin aşağıya: - Evet beyler, Afyon...



Garaja giren otobüs kıvrak bir manevrayla bağlı bulunduğu şirketin önüne park ederken atladı muavin aşağıya: - Evet beyler, Afyon... Yolcular hemen hareketlendiler. Kimisi koltuklarının üzerindeki raflara uzandı eşyalarını almak için. En arka sırada oturan orta boylu, siyah gür saçlı, kalın kaşlı ve kalın bıyıklı adam hemen arka kapıdan atladı aşağıya. Etrafına bakındı kuşkulu tavırlarla. Otobüsün bagaj kapağının yanında duran muavine doğru ilerledi: - Delikanlı, bir sepetim olacak. - Hemen ağabey, biraz bekle... Araba motorlarını durdurur durdurmaz muavin bagaj kapağını kaldırdı. Ortalarda bir yerde duran üzeri bezle örtülü sepeti çıkardı: - Bu değil mi ağabey? Adam başını sallamakla yetindi sadece. Otuz, otuz beş yaşlarındaydı. Hafif kambur duruyordu. Sepeti yüklendiği gibi çıkış kapısına doğru yürüdü. Hareketlerinden buraların yabancısı olduğu belliydi. Uzun süren bir yürüyüşten sonra meydana geldi. Etrafına bakındı. Elini cebine attı, para çıkartıp tam karşısında duran büfeye yöneldi: - Bir paket Samsun versene. Büfeci hızlı hareketlerle raftan bir paket sigara alıp uzattı. - Buralarda bir otel var mı? Şöyle temiz bir yer, ucuz da olmalı. Büfeci öne doğru eğilip başını camdan çıkardı, parmağını uzattı karşı tarafa doğru: - Bak, tam karşıda Mesut Otel var. İyidir orası, zaten başka da yok buralarda. Yabancısın galiba. Adam başını sallamakla yetindi. Sigara paketini cebine koyup adamın işaret ettiği yöne doğru yürüdü. Otelden içeri girer girmez bir serinlik çarptı yüzüne. Ferahladığını hissetti. Uzun süren bir yolculuk sonunda bayağı halsiz düşmüştü. Resepsiyona doğru yürüdü. Bankonun ardında neyle meşgul olduğu belli olmayan sıska görünüşlü gence seslendi: - Baksana arkadaş... Danışmadaki genç hemen atıldı: - Buyurun, hoş geldiniz. - Bir oda istiyorum. Tek kişilik. Birkaç gün kalacağım. Genç önündeki kocaman defteri açtı. Bir şeyler yazdı: - Nüfus kâğıdınızı verin lütfen, adınız? - Bekir... Bekir Çolakoğlu. Nüfusunu da uzatmıştı. Uzunca süren bir kayıt işleminden sonra arkasındaki panoda asılı duran anahtarlardan birini uzattı genç adam. Karşısındaki adamın bakışlarından rahatsız olmuş gibiydi. - Buyurun. Bu odanızın anahtarı. İkinci katta. Banyo koridorun sonunda, tuvalette. - Burada yemek yiyecek bir yer var mı? - Otelin lokantası var efendim. Şurada... Eliyle sağ tarafı işaret etmişti. Adam kaparcasına aldı anahtarı, bir şey söylemeden merdivenlere doğru yürüdü. - Bekleyin, komi götürsün sizi odanıza efendim. - İstemez, ben kendim giderim. Merdivenlerden bakınarak çıktı. Elindeki anahtarın üzerinde yazan numaralı odayı bulup açtı, içeri girdi. Kapıyı güzelce kapattı. Sepetini yere bıraktı. Küçük bir odaydı. Bir yatak, bir koltuk, bir de ayna ve dolap vardı. Penceresi caddeye bakıyordu. Yürüdü cama doğru, açtı. Dışarıdan sıcak hava doldu içeriye. Bir müddet izledi caddeyi. Arabalar geçiyor, çok kalabalık olmayan bir hareketlilik göze çarpıyordu. Gözlerini kıstı, dişlerinin arasından söylendi yüksek sesle: - Evet Reşat efendi, bu işi bitirmenin zamanı geldi... Emmimin intikamını alacağım senden. bırakmayacağım peşinizi... DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT