BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gül’ün rengi

Gül’ün rengi

AK Parti’nin adayı Köksal Toptan daha birinci oturumda Meclis Başkanı seçildi, hem de 450 oy alarak. Toptan böylece Refik Koraltan’ın 385 oyluk rekorunu da kırmış oldu. Kritik bir dönemde elde edilen bu sonuç başarı değil de nedir?



AK Parti’nin adayı Köksal Toptan daha birinci oturumda Meclis Başkanı seçildi, hem de 450 oy alarak. Toptan böylece Refik Koraltan’ın 385 oyluk rekorunu da kırmış oldu. Kritik bir dönemde elde edilen bu sonuç başarı değil de nedir? Bülent Arınç’ın bu başarıdaki payını teslim etmek lazım evvel emirde. Arınç hem başarılıydı ve hem de basiretli bir başkanlık yaptı. Fakat, günü geldiğinde “Benden bu kadar” deyip çekildi. Olgunluk örneği tabii. Farzımuhal, Arınç ayak direyip kalmak isteseydi ne olurdu? Gerginlik!.. Arınç buna müsaade etmedi. Şartlara bakıp aday olmaması gerektiğini gördü ve olmadı. AK Parti de doğru olanı yaptı, herkesin hüsnükabul göstereceği bir aday çıkarıp işi bitirdi. Muhalefetin diyeceği bir şey kalmadığı için herkes gidip oyunu kullandı ve müthiş bir hava esti ülkede. Şimdi aynı uzlaşma sürecinin Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde de gösterilmesi ve hiç vakit kaybetmeden yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerekiyor. İklim çok müsait çünkü. Cumhurbaşkanlığı konusunda Gül’ün tavrı çok önemli. Vizyonu, kişiliği, bilgisi ve tecrübesi... her haliyle Cumhurbaşkanlığı’na layık bir isim. De... şartlar müsait mi? Ya, onun seçilmesi halinde gerilim yaşanırsa? Muhalefet liderlerinin ve askerin açıklamalarına bakan herkes görür yaşanacağını! Peki, değer mi? Bu sorunun cevabını vermek için Abdullah Gül’ün aday olmasının ne getirip ne götüreceğine iyi bakmak lazım. Aday olmaması halinde hem toplumda hem de AK Parti içinde bir kırgınlığın, bir burukluğun yaşanacağı kesin. Bunu göz ardı edemeyiz. Sivil Anayasa Gül’ün, toplumun ve partisinin yaşayacağı hüsrana rağmen feragat etmesini gerektiren bir neden var mı acaba? Bence var! Sebebini de söyleyeyim. Türkiye’nin şu an Cumhurbaşkanlığı’ndan daha önemli bir meselesi var çünkü, o da Anayasa. Bunun altını çizmek lazım bir kere. Türkiye bunca zaman 1961 ve 81’de hazırlanan iki Anayasa ile idare edildi. Bu Anayasa’nın her ikisini de asker hazırladı. Sivil bir Anayasa elzem oldu. Türkiye ne 1920’li yılların Türkiye’si, ne de 61 ve 81’in. Köprünün altından çok sular aktı. Dünyada da öyle. Şartlar değişti... insan hakları kavramı değişti... ekonomi değişti... demokrasi kavramı değişti... Hepsinden önemlisi toplumların nüvesi olan insan değişti. O günün elbisesi bugünün insanına dar geliyor. Gelişip serpilen vücuda eziyet etmekten başka bir faydası olmaz o elbisede ısrar etmenin. Hani, eski Japon kadınları ayakları küçük kalsın diye demir ayakkabı giyerlermiş. Onun kadar bile mantığı yok bu ısrarın!.. Başbakan Erdoğan, önceki gün “Millet iradesini kenara itemeyiz” dedi. Bu söz, Gül’ün adaylığına destek mi, yoksa saygı anlamına mı geliyor, bilmiyoruz?!. Eğer saygı ise “uzlaşmanın önemine vurgu” yaptığı kanaati daha ağır basıyor. Ki, doğrusu o!.. İş kala kala Gül’ün ne yapacağına kalıyor bu durumda! Eğer Cumhurbaşkanlığı bir hak ise, bu hak her şeyden önce AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hakkı idi. O bu hakkından feragat etti. Gül neden etmesin? Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığından feragat etmesi, bir fedakârlık değil, görev oldu kendisi için. Çünkü, “Yeni Anayasa” bu ülkenin olmazsa olmazı. Bunu gerçekleştirmek için de uzlaşmaya ihtiyaç var. Türkiye şayet, “Sivil Anayasa’sını yapma imkânına kavuşursa, birçok lüzumsuz polemikler kendiliğinden sona erecek ve o liyakate sahip olanın Çankaya’ya çıkması problem olmaktan çıkacaktır. Demokratik cumhuriyette herkesin yerini bulmasına fırsat verecek olan “Sivil Anayasa”nın hazırlanması için ne gerekiyorsa yapmak lazım. Bugünkü şartlar, Abdullah Gül’ün layık olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı’ndan feragat etmesini gerektiriyor. Şayet, Gül bunu yapmazsa, ülke gereksiz tartışmalarla vaktini zayi edip yeni Anayasa’dan mahrum kalacaktır. Böyle bir tehlikesi var bu işin yani. Dolayısıyla, Gül’ün muhalefetin elindeki bütün kozları etkisiz hale getirmesi ve onların saha dışına çıkmasına fırsat vermemesi lazım. Gül mü, “Sivil Anayasa” mı sorusuna benim cevabım; “Sivil Anayasa” şeklinde olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT