BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanata teşvik

Sanata teşvik

Sanatta teşvikin şart olduğunu belirten hattat ve bilim adamı Prof. Dr. Muhittin Serin, ilk desteği ailesinden ve hocalarından gördüğünü belirtiyor.



Giderek gelişen ve büyüyen geleneksel sanatlarımız arasında “hat”tın büyük bir yeri vardır. Prof. Dr. Muhittin Serin’in hazırladığı “Hat San’atı ve Meşhur Hattatlar” isimli eseri, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Neşriyatı (0 212 5162356) arasında çıktı. Türkiye, Amerika, Mısır ve İran’daki müze, kütüphane ve koleksiyonları arasında yapılmış uzun, yorucu, ciddi ve titiz bir araştırmanın sonunda ilim ve sanat dünyasına sunulan eserde, yazı sanatı tasnif edilirken, özellikle İslam dünyasında meşhur olmuş hattatların biyografileri, eserleri ve öğrencileri geniş bir şekilde ele alınıyor. Bu sanata öncelikle ailesi ve mimar Ekrem Hakkı Ayverdi’nin teşvikleriyle sarıldığını belirten Prof. Serin, “Musıki hocam Halil Can’ın teşvikleri ile Hafız Kemal Batanay’dan yazı meşkıne başladım. 1976’da icazet aldım ve hocanın vefatına kadar da kendisinden istifade ettim” diyor. Prof. Serin’le hat sanatı çerçevesinde bir görüşme yaptık. * Hat sanatına giderek artan bir ilgi gözleniyor. Bu sevginin temelinde ne yatıyor? SERİN: Ülkemizde hat sanatı, mazideki rağbet ve ihtişamını kaybetmiş olmasına rağmen yazı zevk ve bilgisi sönmemiştir. Çünkü hat sanatı mensubu olduğumuz İslam dininin telkin ettiği bir hayat anlayışının mahsulûdür. Her milletin kendi inanç, ahlakî ve kültürel değerlerinden kaynaklanan sanatları vardır. Hıristiyan milletlerin kendi maddi ve manevi değerlerinden, inançlarından kaynaklanan sanatları olduğu gibi Müslüman milletlerin de dinî ve içtimaî zaruret ve ihtiyaçlarına bağlı olarak doğan ve gelişen, beşerî olduğu kadar da ilahi olan, dünya ölçüsünde sanatları vardır. Bu sanatlar bizim ifade vasıtamız ve dilimizdir. Bu nedenle başka milletlerin sanatı bir müslüman için yabancı lisan gibidir. Kendi sanatlarında bulduğu benliğini, ulvi heyecanını, zevki başka kültürlere ait sanatlarda bulamaz. Bu sebeple ülkemizde yıllardır eğitim ve yayın organlarıyla Batı sanatları destek ve himâye görmüş olmasına rağmen tabii olarak kendi sanatlarımıza karşı kültür ve seviye eksikliğine rağmen bir alaka görülmektedir. Bu sanatın gelecek nesillere aktarılmasını varlığımızın devamı için zaruri görüyorum. * Diğer geleneksel sanat ürünleriyle birlikte Hat eserlerinin teşhir edildiği bir çok sergiler açılıyor. Bu faaliyetleri nasıl buluyorsunuz? SERİN: Geleneksel sanatlarımızla alakalı çeşitli seviyede sıkça sergiler açılıyor. Elbette bu sergi ve müsabakaların sanat zevkinin yayılması ve canlı kalmasında önemli bir yeri vardır. Ancak sergiler seviyeli ve güzel örneklerden teşekkül etmelidir. Güzeli öğretmeli ve telkin etmeli; halkın ve münevverimizin bediî zevkinin yükselmesine vasıta olmalıdır. Önce sanatkârlarımız açtıkları her sergide kendilerini yenilemeleri ve tekâmül etmeleri daima en güzeli arayıcı olmaları gerekir. Aksi halde seviyesiz eserlerin teşhiri fayda yerine zarar verir. * Sanatın eğitimi ve yaygınlaştırılması için neler yapılabilir? SERİN: Geleneksel sanatlarımızda eğitim ve öğretim yüz yılların tecrübesine dayanan usûl ve kaidelerle zamanımıza kadar gelmiştir. Sanat üstadından öğrenilir. Talebe hoca etle tırnak gibidir. Talebe hangi seviyede olursa olsun daima hocasına muhtaçtır. Sabırla, noksanını görerek hocasından istifade etmeli, geçmiş üstatların yazılarını çok mütalâa etmelidir. Hat sanatının sınırlı sürede kurslarla öğretileceği kanaatinde değilim. * Hat’tın klasik çizginin dışında kullanımı ve yeni arayışları nasıl buluyorsunuz? SERİN: Hat san’atı, usta ellerde geleneklere bağlı kalarak, en az zararla günümüze intikal etmiştir. Bizde ve Arap memleketlerinde bâzı sanatkârlar, modern san’atın etkisiyle ananevî üslûp ve kaidelerin dışında ferdî arayışların içine girmişlerse de hüsnü kabule mazhar olabilecek nitelikte eserler ortaya çıkmadı. Çünkü İslâm san’atları, zaten kendi geleneksel kanunları ve nizâmı içinde daima yeniliğe açık ve canlıdır. Buna rağmen klâsik san’atlarımıza ârız olan modernizm hastalığı bugün tamamen bertaraf edilmiş değildir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT