BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ramazan barışları

Ramazan barışları

Dünya önemli bir başlangıca sahne oluyor. Yıllardır çatışan İsrail ve Suriye Washington’da aynı masaya oturuyorlar.



Dünya önemli bir başlangıca sahne oluyor. Yıllardır çatışan İsrail ve Suriye Washington’da aynı masaya oturuyorlar. Bu buluşmadan barış çıkar mı? Orası görülecek. Ancak, önemli olan (ve kesin olan) bunun barış için altın bir fırsat sunduğudur. ABD burada bir sorumluluk üstlendi. Clinton da bunu açıkça ifade etti. Adetâ, her iki tarafa bunu “kullanın” dercesine. Aslında, Clinton veya Demokrat iktidarı olmasaydı, ABD bu “riske” girmezdi. Araplar’ın en şahin, en “terörist” rejimi ile ilişki kurup, onu çuha masaya çekmek Musevi kökenli seçmeni ve lobilerini gücendirebilirdi. Başkan, geleneksel ABD çizgisini esneterek, belki de bir kez daha isteseler de seçilemeyeceğini bildiği için dış politikasında “çok etnikli” yörüngesini bozmadı. Çünkü, ABD fazlasıyla pro-İsrail profili vererek sürdürdüğü diplomasisinde dünya lideri olamaz, olsa bile kalamazdı. Çok boyutlu dış politika, soğuk savaş sonrası ABD dış ilişkilerinde “boşat güç” iddiasının zaruretidir. Barış yapmak zor zenaat. İsrail, Barak’ın liderliğinde yeniden barış siyasetine döndü. Barış satıp, güvenlik alıyor. Akıllıca... Üstelik, Arap antipatisini de kırıyor. Ancak, bu kez işi zor. Çünkü, mesele Golan tepelerinden çıkmaya dayanıyor. Musevilerin dinî, kültürel, stratejik nedenlerle sahip çıktığı bu savaş ganimetini olası bir barış ihtimali için terk etmeleri, içte askerî ve fundamentalist kitleleri hoşnut bırakmayacaktır. Barak milletini ikna edebilecek mi? Hele Suriye gibi sözünden dönme alışkanlığı olan bir devletin verdiği sözler ne kadar geçerli sayılacaktır? Suriye Dışişleri Bakanı, Batı medyasına çattı, hep sorunu tek taraflı yansıttınız dedi. Ama, barışa hazırız mesajını da verdi. Barak’la el sıkışmadı; ama aynı fotoğraf karesine girmekte sakınca görmedi. Biz de çok çektik, diye duruşlarını vurguladı. Bir önemli nokta da, ortak düşman -İsrail’in- Araplar arası ittihadın çimentosu olduğuna dair mitolojiye (efsaneye) açıkça temas edişiydi. Öyle ki, ilk başta birleştirici görülen Arap-İsrail çatışması, bir süre sonra ülke çıkarlarının farklılaşmasına neden olmuştu. Önce o red cephesinden Sedat koptu. O günlerde Esad, Mısır liderini nasıl suçladıydı hatırlayın. Ama, bugün Esad’a karşı çıkacak Esad kadar militan bir Arap lideri kalmadı. O da Hafız’ın şansı. Suriye-İsrail yakınlaşması, Ankara açısından değerlendirildiğinde, ilkin Suriye’ye karşı Batı müttefiki imajımızın zedelendiğini düşünecekler olacaktır. Bu doğruysa, Ankara’nın pazarlık gücünü azaltır mı? Öte yandan, Suriye’nin dahi İsrail’le barış “sürecine” girmesi, İsrail ile stratejik ittifaklar içindeki Türkiye’nin yadırganması ve Araplarca kınanması vakıasını da söndürür. Daha “anlaşılır” hâle getirir. Yine de Ortadoğu’nun bir güvenlik bölgesi haline gelmesi bu yörede demokrasinin yerleşmesine bağlıdır. Hafız Esad’dan sonra ne olur sorusuna şu anda kimse cevap verememektedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT