BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gel de yazma!..

Gel de yazma!..

Bunca iş arasında bir de Fenerbahçe çıktı karşımıza... Tam “Bu da geçer yahu” diyecekken, bir de baktık Beşiktaş da tökezledi.



Bunca iş arasında bir de Fenerbahçe çıktı karşımıza... Tam “Bu da geçer yahu” diyecekken, bir de baktık Beşiktaş da tökezledi. Buna can dayanmaz diyerek geçtik yazımızın başına. Bir diğer gazete ve gazetecilere göre oldukça şanslıyız. Süper bir spor ekibimiz olduğundan, bu konularda bize pek iş düşmüyor. Diğer gazetelere baktığımızda neredeyse tam kadro “spor” yazmalarına rağmen işlere yetişmeleri mümkün olmuyor. Fenerbahçe ve Beşiktaş’la ilgili konuları, spor servisimizin ‘ânhâ’sından, ‘minhâ’sına kadar inceleyip yazacağını biliyoruz. Ancak bu defa kazın ayağı öyle değil. Biz de ekibimize destek vermeye soyunduk!.. Milyonlarca taraftarı olan iki güzide kulübümüzün başına gelenlere üzüldük. Ancak bizi ‘yenilgi’lerden çok, sonrasındaki olaylar etkiledi ve üzdü. Olayların arkasındaki gerçek sebeplere inilmedikçe, çözüme ulaşılamaz. Belki de önümüzdeki yıl, Galatasaray’ın da başına gelecekler bundan farklı olmayacaktır. Diyeceksiniz ki ‘Sergen’i alırsa olacağı budur. Yok meseleler sadece Oğuz, Aykut, Sergen, Rüştü ve Engin’le sınırlı değildir. Hani her zaman söyleriz; “biz, bize benzeriz” diye!.. Aynen öyle.. Bütün bu yaşananlar, müessese olamamanın, arabesk kalmanın sonuçları. Kurumlara yatırım yapma yerine, fertlere yatırım yapanların kaçınılmaz ‘son’u... Kulüplerimizde yaşananlar bunlar da, diğer alanlarda yaşananlar çok mu farklı? Hayır hiç değil!.. İşte “Kızılay, THK, Türk-İş, KESK, YÖK, RTÜK, TBMM” ve hatta “Çankaya”da yaşananlar bu kulüplerimizde yaşananlardan hiç de farklı değil. Hep birlikte izlediğimiz 18 Nisan seçimlerinden sonra; “CHP’li seçmen”ler gözyaşları içerisinde aynı duyguları yaşamadılar mı? Kişi ve/veya kişilere monte edilmeye çalışılan “sistem”lerin kaçınılmaz sonudur bu yaşananlar!.. Seçmenin, taraftarın, üyenin sıkıntısı ve çileleri kimin umurunda? Koltuk, başkanlık, iktidar ve güç peşinde olanların bu tür burjuva takıntılarıyla hiç, ama hiç işleri olmaz!.. Tabii, yenilmek ve elenmek dünyanın sonu değil. Taraftar da, galibiyet ve başarıyla; mağlubiyet ve başarısılığı hazmedebilmelidir. Ancak nerede, neden ve ne kaybettiğimizi de bilmek zorundayız. Birbiri peşisıra kaybettiğimiz bunca maddi ve manevi değerlerimize hiç ilgi gösterilmezken, bir spor müsabakası sonucuna gösterilen bu tepkiler normal karşılanamaz. Bu mübarek ayda “meşin top”a gösterdiğimiz ilgi ve hassasiyeti, “Çeçenistan”da Ortodoks Ruslar’ın zulmü altında can veren, soydaş ve dindaş Çeçenler’den esirgediğimizin bilmem farkında mıyız? Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor Türkiye’nin aynası siyasette yer kapmak isteyen popülist politikacılar gibi, tribünlere oynayan spor yöneticilerimiz az değil!.. Sonra bu alandaki rant ve çıkar ilişkileri, politikadan hiç de az sayılmaz. Rant ve çıkarın olduğu yerde, lobilerin ve kliklerin mücadelesi kaçınılmazdır. Bu mücadelenin belden aşağı, kural ihlalleri ile sürdürülmesi üzücüdür. Yükselebilmek ve gündemde kalabilmek için başkalarının omuzlarına basmaktan başka meziyetleri olmayanlar; çareyi ‘klik’#derde ve ‘lobi’lerde aramaktadırlar. Ha bir de, “Zamanı geldiğinde işi bırakma” gibi güzel hasletlerin unutulduğu bu ülkede yaşananları çok görmemeliyiz. Günün moda deyimiyle; “Kargaşa ve kaosla içiçe yaşamaya alışmalıyız!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT