BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aynı o hesap !

Aynı o hesap !

Güzel ve alımlı kadın Einstein’a şu teklifi yapmış; “-Seninle evlensek, çocuğumuz benim kadar güzel, senin kadar akıllı olsa...” Einstein şöyle reddetmiş; “-Ya senin kadar akıllı, benim kadar güzel olursa...”



> Aynı o hesap ! Güzel ve alımlı kadın Einstein’a şu teklifi yapmış; “-Seninle evlensek, çocuğumuz benim kadar güzel, senin kadar akıllı olsa...” Einstein şöyle reddetmiş; “-Ya senin kadar akıllı, benim kadar güzel olursa...” ... Olaya şahit olanlar, “Olsun” demiş; “-Siz evlenin... Hiçbir şey olmazsa yarışmacı olurlar...” “Dâhi ve Güzel” programı ortaya çıkmış... > Bizimkiler Sahneyi nasıl anlatayım ki size?... Zeynep, kafeteryanın ocak kısmından çay alacak, ama kapısı kapalı... Bir kişinin zor geçeceği pencerenin önüne sandalye koyarak güç bela girer, çayını koyar ve yine aynı yerden çıkar... Ama “Eyvah o da ne” şekeri unutmuştur... Aynı camdan aynı güçlükle girer, şekeri alıp çıkar... Ama “Tüh” kaşık unutulmuştur... Ama çay için değer... Girer, alır çıkar... Masaya oturup çayından ilk yudumu alırken, başkasının kapıyı hiç zorlanmadan açarak girip kendine çay alıp çıkmasını hayretler içinde seyreder... > Tebeşir Tozu... “-Gerçek dostu olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür...” (...Bacon) > Tuzaktan Kumanda (...STAR - Telegol Nostalji) ZİYA ŞENGÜL: Adnan, sen geçen Rico için beyefendi seçilir filan demiştin... Bak adam ankette en nefret edilen futbolcuymuş?... ADNAN AYBABA: İyi de abi, nefret edilen demiş, beyefendi değil dememiş ki... Mesela ben senden nefret etsem bu senin efendi olmadığın anlamına gelmez ki... ZİYA ŞENGÜL: Bi dakka Adnan, sen ne diyosun yav?... ADNAN AYBABA: Abi niye kızıyosun, Gökmen abi de efendi bir adam değil mi?... Ee, nefret edemez miyim yani?... ZİYA ŞENGÜL: Adnan tamam saçmalamaya başladın... ADNAN AYBABA: Tamam abi, ama saçmalama özgürlüğüm var di mi... > Temel’in yeri... Fadime kucağında bir bebekle eczaneye girmiş... “-Bu bebeğin kilosunu nasıl öğrenebilirim?...” Eczacı yöntemi anlatmış; “-Kolay... Önce bebekle anneyi tartıyoruz... Sonra anneyi tek tartıyoruz... Aradaki fark bebeğin kilosunu gösteriyor...” Fadime koşaradım çıkmaya çalışırken eczacı seslenir: “-Hayırdır hanımefendi?... Bebeğin kilosunu öğrenmeyecek misiniz?...” Fadime cevaplamış; “-Ben bebeğin teyzesiyim... Gidip annesini çağırayım...” > Bugünün buluşu >> İlk kez birinin çakmağına el konulmak istenince, “Hatırası var” diye kurtarılmaya çalışıldı... (...13.08.1988) > Sizinkiler... Yengemin, yemek sırasında boğazına takılan lokma yüzünden öksürüklere boğulup kıpkırmızı olan kızına söyleniyor; “-Sofrada boğulunmaaaz, sofrada boğulunmaaaz...” (...Chİstanbul) *** (...Mza arkadaşımızın Önemli sözleri) -Dvd’ye Dvd cd si demesi... -Sanandreas’a Vice City demesi... -Carbon’a Mot Wanted Demesi... (...Anlattube) > S.Ö.Z. der ki; “-Hayat bisiklet gibidir... Binmeyi bilirsen seni taşır, bilmezsen sen onu taşırsın...” (“Otur... On üzerinden on...” dedirten müthiş S.Ö.Z.leri) > Kadınlar & Erkekler (...Evlenme teklifine kadınların gerçek bakışı... A_mine’den) -Olmadığı için üzgünüm, ama lütfen arkadaş kalalım... “-İstediğin şey mümkün değil ama yanımda olmaya devam et... Beni evime götürüp getirecek, güldürüp eğlendirecek birine ihtiyacım var...” ... -Ama ben seni kardeşim gibi görüyorum... “-Korktuğum başıma geldi... Bu konuyu nasıl gündemden düşüreceğiz şimdi?... Ne güzel faturalarımı yatırıp, benimle alış verişe geliyordun...” ... -Duygusal sorunlarım var; önce onları çözumlemem gerek... “-Senden başka isteyen birkaç kişi daha var... Ama bir türlü karar veremiyorum...” ... -Evlilik gibi ciddi bir ilişkiye henüz hazır değilim... “-Talepler bu kadar fazlayken en iyisini seçmek istiyorum... Sen bekle, daha iyisini bulamazsam belki gelirim...” ... -Seni yeterince tanımıyorum... “-Tipin falan tamam da ya diğer özelliklerin?... Araba senin üzerine mi, kaç para kazanıyorsun?... Birikmiş paran var mı?... Nedir?...” ... -Ben de seni istiyorum... Ama şimdi olmaz... Zamana bırak... “-Henüz çok gencim ve yeterince gezip tozamadım... Selülitlerim, gözaltı torbalarım ortaya çıktığında söz senin olacağım... İşine gelirse...” ... -Seni seviyorum... Ama ben çok seçici biriyim; hemen karar vermemi bekleme... “-Güç, karizma, zenginlik, zekâ, statü, fizik, kimya, falan hepsi bir arada olmalı... Eğer böyle birini bulamazsam can simidim olursun...” ... -Aynı iş yerinde çalıştığım biriyle birlikte olamam... “-İş yerinde beni isteyen tek kişi olsaydın atlardım... Ama diğer taraftan da ileride yöneticim olur da burnumdan getirirsin diye açıkça reddedemiyorum...” > Hayata dair... Bu sevda; Birdenbire saran içimizi... Bu narin, bu sımsıcak, bu umutsuz sevda... Gün gibi güzel, ve kabaran deniz gibi çalkantılı... Bu sevda; O kadar gerçek, o kadar güzel, o kadar mutlu, o kadar sevinçli... ... Ve karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi gülünç... Ve gecenin ortasında sakin bir adam gibi kendinden emin, Başkalarının yüreğine korku salan, benizlerini solduran, Dillerini çözen bu sevda... ... Gözetlediğimiz için gözetlenen, Yaraladığımız, ayaklar altına aldığımız, İnkar ettiğimiz, unuttuğumuz için, Kovalanmış yaralanmış ayaklar altına alınmış, İnkar edilmiş unutulmuş, Bu kocaman sevda... (...Jacques Prevert) > MMMR’in duvarı... Bizde sıcaklık çok önemlidir... Küresel ısınma deyince; Akan sular durur... > sanatik kritik “-Kasetlerin hiçbiri satmadığı için sanatçılar birbirilerine “bakkal” muhabbeti yapıyor... Müzik ahlakı denilen bir şey var... Bu ahlakı bir kenara itip de hayatı devam ettiremeyiz... O elbiseyi hep taşımak gerekiyor...” (...Aşkın Nur Yengi) > politik kritik “-8 yaşına kadar ayakkabı görmedim. Uzun entari giyiyordum, altında çarık yoktu... Çıplak ayakla okula giderdim. 15 kilometre!... Yoldaki taşların sıcaklığını ya da soğukluğunu hâlâ ayağımın altında hissederim...” (...Kamer Genç) > sportik kritik “-Ortaya kellemizi koyduk. Başkan’la el ele verdik. Ertuğrul hoca gözbebeğimiz... Gideceksek hep beraber gideriz!... Çarşı da kime karşı olursa olsun!... Yalakalık, eyyamcılık yapmadım, ne istiyorlarsa onu yapsınlar...” (...Sinan Engin) > yazıların bitmesine bir saat kala yazılarınız biterse, o bir saat son noktayı koymakla geçecektir... aklınıza bir şey geldiği zaman kağıda dökmemişseniz, unutmayayım diye boşuna kafanızı zorlamayın, kesin unutacaksınız... hiç problem çıkmayacağını düşündüğünüz bir günün yazılarında, birkaç gün önce çıkmış bir yazınız olacaktır... psikolojinize göre o gün yazılması kolay olan bir yazı, erkesi gün en zorudur... ne kadar uğraşırsanız uğraşın, beğenmeyen biri çıkacaktır... yayınlanan her yazıda şöyle olsa daha iyi olurdu diyebileceğin bir eksiklik vardır... yazmayı düşündüğün konuyu bir gün ertelersen, sabah ilk açtığınız gazetede göreceksin demektir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT