BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Turizmin yükselen yıldızı Özbekistan

Turizmin yükselen yıldızı Özbekistan

Xush kelibsiz (hoş gelmişsiniz) şimdi sizge O’zbekiston’da mavcud on mingga (on bine) yaqin arxeologik yodgorlikları (yadigarları) anlataq.



> İrfan Özfatura Yat kalk kum, gir çık deniz... Havuzbaşı, restauran, teras... Dön dolaş aynı mekan... Gece hareketlenen piyasa, discolar, gazinolar, tavernalar. Yüksek volumden hazzetmeyenlere zehir olan akşamlar. Ayılana gazoz, bayılana limon... Hadi eller havaya!.. Yandan yandan... Yıllardır aynı terane... İnsanlar tatilden bıkmaya usanmaya başladılar. Azıcık kafamı dinlesem diyenler, yoruldukları ile kalıyorlar. Baba parası harcayanların umurunda mı bilmiyoruz ama yola kendi biriktirdiği ile çıkanlar artık ince eleyip sık dokuyor, vakit ayırmışken yeni bir coğrafya tanımak istiyorlar. Yeni denilince Hawai, Tahiti, Şarm-elşeyh’ten bahsetmiyoruz. Şöyle keşfedilmemiş kuytular... Tibet, Honkgonk, Bankgonk mu? Hayır onlar da yol oldular.. Sözün özü son yıllarda Ortaasya’nın yıldızı parlıyor. Bir tarih ve kültür merkezi olan Buhara Taşkent, Semerkand, Hive, Yesi turist kafileleri ile dolup taşıyor. Firuze kubbeli kentler diyarı, geniş göğü, temiz havası, kokulu meyveleri, pırıl pırıl dökülen ipeklileri ve karışına bilmem kaç bin ilmek sığdırılmış halıları ile batılıları cezp ediyor. Elbette bir Türk için bu iller kavun karpuz kebap ve hediyelik eşyadan ibaret değil. Kaleleri, camileri başka bir şuurla geziyor, her taşında ecdadın kokusunu duyuyorlar. Dili dilim gibi... Kaldı ki yabancı bir ülkede kendi dilinizle anlaşmanın tadı başka. Her ne kadar Özbekçe diye bir lisan varsa da sizin için mesele olmuyor. Misal: Onlar bizim İngilizce’den apardığımız baraja (barrage) suv omborı (su ambarı) diyorlar. Onarmak yerine tamirlomag, Adalet Bakanlığı yerine Adliya Vezirlığı... Nasıl? Pekala anlaşılıyor. Keldim, geldim demek yoksa bir zamanlar kel olduğunu göstermiyor. Kelding: Geldin... Xush kelibsiz: Hoş gelmişsiniz. Şimdi gelelim boshga (başka) mavzolara: Size O’zbekistonda mavcud on mingga (on bine) yaqin arxeologik yodgorlikları (yadigarları) anlataq. Meraklısına Unesco kayıtlarına göre kilometre kareye en fazla tarihi eser düşen şehir Buhara. Bu antik kentte zaman adeta 5 asır önce durmuş. Her girdiğiniz sokakta sizi taç kapılı bir medrese, koca bir kulleteyn havuzu ya da beli bükük bir minare karşılıyor. Özbekler ağaç işçiliğine çok önem veriyor, yazlık mescidlerin kapılarını, direklerini, tavanlarını dantel gibi beziyorlar. Hem oyuyor, hem boyuyor, göze hitap etmesini biliyorlar. İsmail Samani türbesi sanki dantelin taşlaşmış şekli. Ark Kalesi, Lebi Havz camii hakkında sanat tarihçiler kitaplar dolusu yazmışlar, konferanslara konu oluyorlar. Kalan Minaresi, Mir Arap Medresesi ve Yazlık Saray ona keza... Mânâ iklimi Şehirde menkıbelerden hatırladığımız veliler medfun ki Özbekler Anadolu insanının Abdülhalık Goncdevani, Arif-i Rivegeri, Mahmud İncirfagnevi, Ali Ramiteni, Muhammed Baba Semmasi, Seyyid Emir Külal ve Şah-ı Nakşibend hazretlerini tanımasına pek şaşıyorlar. Biz de onların Molla Nasreddin’i (Nasreddin Hoca’yı) bilmelerine şaşıyoruz. Hocamızın ünü Akşehir’i aşmış, Özbekistanı sarmış. Diğer şehirlerde şaşlık (bir nevi şiş kebap) ile karın doysa da burada meşhur Buhara pilavını tatmakta yarar var. Aşhanelerde pirinç sarı nebatla (havuçla) pişiyor, üzerine domates, biber, et, ot her bulduklarını doğruyorlar. Yani hem yemek, hem katık. İyi de gidiyor. Rastgeldiğiniz toylarda (düğünlerde) kolunuza girip oturtuyor, her konak (konuk) gibi önünüze “palof” lengerini koyuyorlar. Üstüne de bir piyale da (kase) kök çhoy (yeşil çay) ohh keyfe bak... Timur’un memleketi Özbekler Türk lehçesi ile konuşuyorlar ancak onlara sorarsanız Özbeklik hakim unsur diğer Türkler Özbeklerden geliyor. Bu tez Semerkant’ta biraz daha fazla hissediliyor, zira cihangir Timur orada yatıyor. Timur Hanın kabri görülmeye değer, iç bezemeleri serapa altın. Sandukalara bakarsanız büyük hakanın hanımlara ve hocasına verdiği değer gözden kaçmıyor. Özbeklerin “Şah-ı zinde” adıyla andıkları Kusam bin Abbas (radıyallahu anh) Semerkant’ın Eyyub Sultanı. Büyük sahabeye çok hürmet ediliyor, onun bulunduğu kabristan da çok miktarda müzeyyen türbe var, alayında da kadınlar yatıyor. Merkez Registan Nasıl bizde turistlerin ayağı Sultanahmed’e alıştıysa, Semerkant’a gelen tura Registan Meydanından başlıyor. Düşünün bu medreselerde Uluğ Bey gibi bilge yetişmiş. Yer gök çini, Tilla Kari, Şirdar medreseleri ve Bibi Hanım Mescidi parmak ısırtıyor. Şehrin büyüklerini de atlamayalım. İmam-ı Buhari, İmam-ı Mâtûrîdî ve Ubeydullahı Ahrar ilk aklımıza gelenleri. Kabirler bakımlı, çevreleri güllük gülistan. Doğrusu hükümet tarihi mirasa sahip çıkıyor, para harcamaktan çekinmiyor. Şehrisebz yeşil denizi. Burada da Maveraünnehr illerinin büyüklerinden Derviş Muhammed ve Hace Muhammed Emkenegi hazretleri yatıyor. Başkent Taşkent Taşkent 1950’li yıllarda geçirdiği zelzele ile tamamen harap olmuş. Aynı arazide geniş caddeleri ve modern binaları ile göz alan muazzam bir şehir kurulmuş. Her ne kadar Buhara ve Semerkant kadar kadar tarihi eser barındırmasa da tamamen de mahrum değil. Kökeldaş Medresesi, Alişir Nevai meydanı, Zengi Ata külliyesi misafirleri kuşatıyor. Müftülük binasında bizzat Hazret-i Osman’ın kuran-ı kerimi muhafaza ediliyor. Hepsi bir yana fidan endamlı, çekik gözlü, güler yüzlü insanların içinde evinizde gibi dolanıyorsunuz. Allı güllü fistanlar, işlemeli takkeler, başı traşlı çocuklar... Çarşılar renk ve ses armonisi. Ne hırsızlık uğursuzluk, ne kapkaç, ne gasp. Ata yurdu sanat, tarih, coğrafya tutkunlarını bekliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT