BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mübârek Şa’bân ayına dâir -2-

Mübârek Şa’bân ayına dâir -2-

Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Şa’bân, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.”



Mübârek üç aylardan ikincisi olan Şa’bân ayının ilk 4 günü geçti. Dün de, 17 Ağustos zelzelesi(depremi)nin bir sene-i devriyesi (yıl dönümü) idi; bu sene böyle mübârek günlere rastladı. Hadîs-i şerîfte: “Recep Allahü teâlânın ayı, Şa’bân benim ayım, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şa’bân günâhların keffâret ayı, Ramazan ise, günâhların temizleyici ayıdır” buyuruldu. Recep ayı, Kur’ân-ı kerîmde zikredilen 4 (dört) harâm aydan biridir. Allahü teâlâ, Şa’bân ayını, Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) mahsûs kılmıştır. Onun için bu ayda, Peygamber Efendimiz’e (sallallahü aleyhi ve sellem) çok salevât-ı şerîfe okumalıdır. Hadis-i şerîfte, “Receb ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’ân-ı kerîmin diğer kitaplar üzerine olan üstünlüğü gibidir. Şa’bânın diğer aylardan üstünlüğü de, benim diğer Peygamberlerden üstünlüğüm gibidir. Ramazânın diğer aylardan üstünlüğü ise, Allahü teâlânın diğer insanlar üzerine üstünlüğü gibidir” buyuruldu. Yine hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Şabân-ı şerîf, benim kendime mahsûs bir aydır. Hak teâlâ hazretleri, Arş-ı a’lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: Ey benim meleklerim! Gördünüz mü? Benim kullarım, sevgilimin ayına nasıl ta’zîm ve hürmet ediyorlar? İzzetim, celâlim hakkı için, Ben de kullarımı afv ü mağfiretime nâil eyledim.” Allahü teâlânın, kullarına çok acıdığı için, bir fırsat ve ganîmet olarak lutfettiği, yapacakları duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirdiği ve İslâm dîninin kıymet verdiği böyle ayları, günleri ve geceleri iyi değerlendirmeli, gereği gibi ihyâ etmeli, çok ibâdet yapmalı, mâlî ve bedenî her türlü hayrı işlemeye çalışmalı; ya’nî kazâ namâzları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vererek Müslümânları sevindirmeli, bunların sevâplarını ölülere de göndermelidir. Bu aylara, günlere ve gecelere saygı göstermeli, yanî günâh işlememelidir. Bir zamânda veyâ bir yerde yâhut bir şeyi okumakta, yapmakta, çok sevâp verileceğini işitince, o sevâba kavuşmaya niyet ederek onları yapana, bu haber doğru olmasa bile, Allahü teâlâ, o sevâpları ihsân edebileceği kitaplarda bildirilmektedir. Fakat, bunun İslâmiyet tarafından yasak edilmemiş bir şey olması lâzımdır. Ma’lûmdur ki, nâfile ibâdetlerin sevâblarına kavuşabilmek için, îmânda ve farzlarda kusûr olmaması, günâhlara tevbe etmek ve ibâdet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Bu vesîleyle, 17 Ağustos depreminde ve muhtelif âfetlerde yakınlarını ve mallarını kaybeden, yahut kendileri yaralanan, sakatlanan dîn kardeşlerimizi ve şu anda bütün dünyâda elem ve ıstırap çeken, milyonlarca Müslüman kardeşimizi de duâlarımızda unutmamalıyız; onlara hiç olmazsa duâlarımızla yardımcı olmaya çalışmalıyız. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde: “Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer” (Kasas, 68) buyurmuş ve her şeyden dört şeyi, sonra onlardan da birini seçmiştir. Günlerden: Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günleri, Arefe günü ve Aşûre gününü seçmiş; onlardan da “Arefe günü”nü seçmiştir. Gecelerden: Berât gecesi, Kadir gecesi, Cuma gecesi ve Bayram gecesini seçmiş; onlardan da “Kadir gecesi”ni seçmiştir. Aylardan: Receb, Şa’bân, Ramazân ve Muharrem’i seçmiş; onlardan da “Şa’bân”ı seçmiştir. Onu Resûlullah’a mahsûs ay kılmıştır. Resûlullah, Peygamberlerin en üstünü olduğu gibi, onun ayı olan Şa’bân ayı da, ayların en üstünü olmuştur. Enes bin Mâlik hazretleri anlatır: “Resûlullahın Eshâb-ı kirâmı, Şa’bân ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumağa devâm ederlerdi. Müslümânlar bu ayda, mâllarının zekâtlarını çıkarıp, Ramazân-ı şerîfte oruç tutacaklara kuvvet ve kudret bahşetmek için, fakîr, miskîn ve zayıflara verirlerdi. Hâkim ve vâlîler, zindân ve hapishânede olanları huzûrlarına getirtip cezâlarını hafîfletir veya serbest bırakırlardı. Tüccâr, alacaklarını alır, borçlarını da öderlerdi. Ramazân hilâlini (ayını) görünce de gusledip, i’tikâfa çekilirlerdi.” Dünkü makâlemizde de ifâde ettiğimiz gibi, Şa’bân ayında oruç tutmak çok sevâptır; nitekim Resûlullah Efendimize, Şa’bân ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğunda buyurdu ki: “Şa’bân, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” [Nesâî] Bugün ve gecelere hürmet edip, saygı gösterenler, harâm işlemeyenler kat kat karşılıklarını göreceklerdir. Bu aylara hürmet etmek, günâhlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri yapmakla olur. Bu mübârek zamanlarda va’dedilen sevâplara kavuşabilmek için, her şeyden önce i’tikâdı düzeltmelidir. İlmihâl bilgilerini öğrenmeli ve yaşayışını bunlara uygun hâle getirmelidir. Çok tevbe ve istiğfâr etmeli, kazâya kalmış namazlarını, hemen kazâ etmeye başlamalıdır. Bir an evvel bu borçlardan kurtulmak için çalışmalıdır. Mübârek aylar, günler ve geceler aslında bizler için çok büyük birer fırsattır. Günahkâr ve yaratılış gâyesini unutan insanlara, kerem ve ihsân sâhibi yüce Allah tarafından tanınan ve eğer iyi değerlendirilebilirse çok büyük kazançlara vesîle olan zamanlardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT