BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > DEMOKRASİ KIRAATHANESİ (I)

DEMOKRASİ KIRAATHANESİ (I)

Diyorum ki, bir sanal forum oluşturalım. Adını, “Demokrasi Kıraathanesi” koyalım. Bu forumda, siyasi tarihten süzülmüş ilginç görüşlere, anekdotlara yer verelim.



Diyorum ki, bir sanal forum oluşturalım. Adını, “Demokrasi Kıraathanesi” koyalım. Bu forumda, siyasi tarihten süzülmüş ilginç görüşlere, anekdotlara yer verelim. Demokrasi Kıraathanesi’ne simge olarak iki tane papağan figürü teklif ediyorum. Papağanlardan birinin ismi İgor, diğerininki Ago Paşa olsun. Neden mi? Belki hatırlayanlar vardır, bu sütunda vaktiyle papağan hikayelerine değinmiştik. Birinci hikaye şöyleydi: Sovyetler Birliği’nde Stalin dönemi.. KGB’ye bir dilekçe gelir. Dilekçede şunlar yazılıdır: -Sevgili papağanım İgor’u kaybettim. Papağanımın siyasi görüşlerine ve küfürlerine katılmıyorum. İmza: Yoldaş İvan Papağanın çilesi! Gelelim ikincisine: Refik Halit Karay’ın Ago Paşa, isimli hikayesi, politize olmuş bir papağanın başına gelenlere değinir. Ago Paşa, boğaz tokluğuna slogan atan zavallı bir papağandır. Önce bir İttihatçı’ya, daha sonra başka birine satıldığında neler çektiğini bakınız nasıl anlatır: “Yaşasın İttihat ve Terakki!” diye gırtlağımı yırtarcasına haykırırken, odaya efendim pürtelaş girdi: -”Susturun şu kuşu, şu mel’un kuşu, beni öldürtecek, evimi yağma ettirecek!” diye bağırdı. Hemen koştular, kafesimi balkondan aldılar, en alt kata indirdiler, üzerime de demir kapıyı kapadılar. Zifiri bir karanlık. Acaba ne olmuştu, ne yapmıştım; suçum, günahım neydi, bilmiyordum. Sonra anladım ki, “Yaşasın hürriyet!” modası geçmişti. Yaşasın..! der demez, kuşbazım koştu: “Sus bre münasebetsiz kuş! Beni mürteci diye astıracak mısın? Çeneni tut, yoksa gaganı koparırım!” diye üzerime yürüdü. Derhal sustum, içimden, “Bu ne kararsızlık, ne döneklik, devamlı dil değiştirip duruyoruz” diyordum; bir takdir, bir tevbih göre göre anamdan emdiğim süt burnumdan geldi! Ago Paşa, İttihat ve Terakki Fırkası’nın fantezilerine bir türlü uyum sağlayamaz, hayatı tam bir işkenceye dönüşür. Ülkedeki “güç ve çete” dengesi değiştikçe, Ago Paşa’nın sloganları da değişir. Ago Paşa, değişime ayak uydurmakta çok zorlanır; bazen jakoben, bazen liboş, gerektiğinde mürteci takılır. Ago Paşa, Fransız İhtilali’nin mirası olan “Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet” (Liberte - Egalite - Fraternite) gibi sloganları da becerir. Ago Paşa, fındık fıstık getiren her türlü cümleyi tekrarlar. Yalnız küçük bir problem vardır, bu gün “itibar ve yem” getiren slogan, bir süre sonra “sopa, hakaret ve açlık” getirir. *** Peki şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım; Demokrasi Kıraathanesi adına soralım: -Siz, papağanınızın görüşlerinin tümüne katılıyor musunuz? Bendeniz, tamamına katılıyorum, efendim. Siz siz olun, papağanınızdan farklı düşünmeyin! Kopenhag Kriterleri, papağanları da düşünüyor. Şu Avrupa Birliği’ne girelim de Ago Paşa da, sahibi de rahat etsin. Ne dersiniz? *** Çaylar mı? Çaylar, İgor ve Ago Paşa’dan! Enfiye ve nargile serbest. Demokrasi Kıraathanesi’nde buluşmak üzere..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT