BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Nasıl kıydılar sana Ali’m?”

“Nasıl kıydılar sana Ali’m?”

Ali yara bere içinde üzgün ve dalgın bir halde otururken, annesi ılık suda ıslattığı bir bezle yüzünü temizleyerek pansuman yapıyordu. Sanki o yaralar oğlunun yüzünde değil de kendi yüreğindeymiş gibi, içi acıyordu. -Elleri kırılasıcalar, nasıl kıyıp da vurdular sana oğul?



Ali yara bere içinde üzgün ve dalgın bir halde otururken, annesi ılık suda ıslattığı bir bezle yüzünü temizleyerek pansuman yapıyordu. Sanki o yaralar oğlunun yüzünde değil de kendi yüreğindeymiş gibi, içi acıyordu. -Elleri kırılasıcalar, nasıl kıyıp da vurdular sana oğul? Ali annesine cevap vermedi. Samira’yı son gördüğü anı düşünüyordu. Onun gözlerinden yaş, burnundan kan akan yüzü aklından çıkmıyordu. Kendisi dayak yemiş, yara bere içinde kalmış ne önemi vardı ki? -Korktuğum başıma geldi, diye söylendi Hatice, ne söylesem boş! Bu sevda aklını başından almış oğlum. Kendini de yiyip bitiriyorsun, beni de. Hani, nerede benim o yüzü gülen, annesine şakalar yapan Ali’m, nerede? Ali yutkundu. Sesi çıkmadı. -Hamit Ağa kızmış sana, Devran’a teslim etmiş sürüyü, diye devam etti Hatice. İşinden oldun, bari sağlığından olma Ali’m! Üzme beni. Sana bir şey olursa ne yaparım ben ha evimin direği?.. Alinin gözleri sımsıcak yaşlarla doldu. Dudakları titreyerek, -Onsuz hayat bana zehir olmuştur ana, üzerime gelme ne olur!.. diye söylendi. Hatice oğlunun başını göğsüne yaslayarak saçlarını okşadı. -Tamam oğlum, tamam. Sustum. Sana zehir olan hayat bana bal olacak değil ya Ali’m... Yanağından süzülen yaşı beyaz yazmasının ucuyla silerek, - Rabbim yüzünü güldürsün inşallah, diye dua etti. *** Şakir Ağa elini Zahit’in omzuna atmış, evinin bahçesinde bir ileri bir geri yürüyerek, Samira’yı kendisine vermekle ne kadar iyi ettiğini anlatmaya çalışıyordu: -Kızın evimde çok mutlu olacak Zahit. Bundan şüphen olmasın. Ona yaşadığı bütün kötü olayları unutturacağım. Çok görkemli bir düğün yapacağım aha bu bahçede. Halep’ten başkanlar, komutanlar gelecek. Üç gün, üç gece bütün köy halkı yiyip içip eğlenecek. Zahit anlatılanları büyük bir keyifle dinliyor, kendini önemli biri gibi hissediyordu. Artık daha seçkin insanlar arasında bulunacak ve saygı görecekti. Hepsinden önemlisi, cebinde para olacaktı. -Kadınları gelinle birlikte Ras’el-Ayn’a gönderdim, diye devam etti Şakir Ağa. Hazırlayıp giydirecekler. Samira ne isterse o alınacak. Takılar, elbiseler, kumaşlar. Hiçbir şey esirgenmeyecek. Ha, yarın sen de git kendine bir takım elbise al, düğün için. E, artık koskoca Şakir Ağanın kayınpederisin, öyle paspal kıyafetlerle dolaşıp da bana laf getirme. Gülerek Zahit’in cebine bir deste para sıkıştırdı. Zahit sevinçten uçuyordu: -Eksik olma Şakir Ağa. Sana layık olabilirsek ne mutlu bize. Şakir Ağa, Zahit’in sırtını okşadı: -Ne demek canım, ne demek! Sonra da kulağına eğilerek, -Hele benim iş aradan çıksın, sonra seni de baş-göz ederiz, dedi. Böyle bekar bekar yaşanır mı Zahit?.. -Doğru dersin ağam, yaşanmaz! diye güldü Zahit. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT