BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir millet ağlıyor

Bir millet ağlıyor

Bir İsa Yusuf Alptekin bey vardı. Bütün ömrü; mahrumiyetler içerisinde, esir Türkistan’ı Çin esaretinden kurtarıp, yeniden hürriyete kavuşması için, inanç ve azimle, yılmaz bir mücadele içinde geçen. Doğu Türkistan’ın esir insanlarının sesi, kurtuluş umudu olmuştu. Sesini tüm dünyaya duyurmak için, onlarca yıl uğraş verdi. Sonra ömrü, bunca mücadeleye yetmedi, hakkın rahmetine kavuştu, aramızdan ayrılıp gitti.



Bir İsa Yusuf Alptekin bey vardı. Bütün ömrü; mahrumiyetler içerisinde, esir Türkistan’ı Çin esaretinden kurtarıp, yeniden hürriyete kavuşması için, inanç ve azimle, yılmaz bir mücadele içinde geçen. Doğu Türkistan’ın esir insanlarının sesi, kurtuluş umudu olmuştu. Sesini tüm dünyaya duyurmak için, onlarca yıl uğraş verdi. Sonra ömrü, bunca mücadeleye yetmedi, hakkın rahmetine kavuştu, aramızdan ayrılıp gitti. Şimdi, Dünya Uygur Kurultayı lideri Rabiye Kadir hanım, bayrağı kapmış Doğu Türkistan Türklerinin sesini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Hem de kendi çocukları da Çin zulmünü yaşamış bir ana yüreği ile... 20. Yüzyılın sonlarında Sovyetler Birliği yıkıldı gitti. Manda altındaki bir çok Türk Devleti ve bazı ülkeler, bir bir bağımsızlıklarını elde ettiler. Afrika’da, adını bile duymadığımız birçok kavim, bağımsızlıklarını ilan ederek yeni yeni devletler kurdular. Fakat 1.828.418 km2 yüzölçümü, 35 milyon Müslüman Türk nüfusu ile Türkiye’nin nerdeyse 2,5 katı büyüklüğünde toprakları olan Doğu Türkistan, bir türlü bağımsızlığına kavuşamadı. Kaybedilen özgürlükler kolay kazanılmasa da bir Kızılelma olmuş, özgürlük tutkusu onlarda... ** Bu topraklar tarihte Türklerin atası sayılan Göktürklerin, Uygurların, Karahanlıların yani Oğuz boylarının yetiştiği, yayıldığı topraklardı... Uygurlar ki, tarihte bu topraklarda, göçebe hayatını terk edip yerleşik şehir düzenine geçen ilk Türk devletidir. Sulu tarımın yaygınlaşmasında, matbaanın gelişmesinde, yeni kumaş dokuma aletlerinin bulunmasında büyük rol oynamış, bilim, edebiyat ve sanatta diğer devletlere göre oldukça ilerlemiştir. Uygurlardan sonra bu topraklarda kurulan Karahan Devleti ise, Müslümanlığı ilk kabul eden Türk devleti olarak tarihe geçmiştir. Müslümanlığı kabul ederek, Abdülkerim adını alan Satuk Buğra han, ülkedeki bütün Türklerin Müslüman olmasına vesile olmuştur. Böylelikle tarihte ilk Müslüman Türk Devleti doğmuştur. Tamamıyla Türk boylarından oluşan bu ülkede; ilk Türk-İslam sentezi eserler, hanlar, hamamlar, tarihi kervansaraylar bu dönemde yapılmıştır. Karahanlılar Türk kimliğini korumak için, Türkçeyi resmi dil olarak kullanmışlar, Uygur lehçesini geliştirip, Divanı Lügat-it Türk, Kutadgu Bilig, Atabet ül Hakayık, Divanı Hikmet gibi edebi eserler ortaya koymuşlardır. Yine ilk posta teşkilatını, ilk hastaneyi kurarak, medeniyetin zirvesine doğru yükselişe geçmişlerdir. Türk kültürünün İslam dini ile sentezi, Türkler için yepyeni bir başlangıç olmuş, bu dönemden sonra medeniyet tarihinin sayfalarına altın harflerle yazılacak izler bırakmışlardır. Tarihte de örnekleri görüldüğü gibi bir millet; yönetimiyle, içinde yaşayan tüm kurumlarıyla, değerleriyle bütünleşip, aynı inanç, aynı ilkeler, aynı hedefler doğrultusunda yek vücut olduğu zaman, bu uyanışı, bu gelişmeyi durduracak hiçbir güç vaki olmamıştır. Yek vücut olmalı ki, kazanılan özgürlükler kolay kaybedilmesin. ** Türk-İslam sentezi ile yoğrulmuş, Türk medeniyetinin doğduğu ata toprakları olan Doğu Türkistan, şimdi ağlıyor. 58 yıldır Çin’in işgali altında, mahzun, ezik, zulüm altında yaşayan, 35 milyon Müslüman Türk insanı, 1,5 milyara yaklaşan Çin’in bağrına saplanmış hançer gibi duruyor. Afrika’da Hristiyanlaştırılan yamyamlara bile yardım eden ve bağımsızlık sağlayan Birleşmiş Milletler, Doğu Türkistan’daki feryat eden Türklerin sesini bir türlü duymamıştır. Bugüne kadar milyonlarca Türk’ün katledildiği Doğu Türkistan için, Sunday Express Gazetesi, 1966 yılına kadar sadece Mao’nun rejim uğruna 1949-1952 arası: 2.800.000, 1952-1957 arası: 3.509.000, 1958-1960 arası 6.700.000, 1961-1965 arası: 13.300.000 insanı öldürttüğünü yazmıştır. Bu rakam daha sonra 35 milyona ulaşmıştır. Bu kadar zulmün, haksızlığın olduğu bir dünyada, menfaatler savaşı varken, adalet nasıl sağlanacak? Özgürlüklerin yanında yer alan ülkelere ne oldu? Bir millet ağlıyor duyan var mı?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT