BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > RiZico’nun “farklı” on biri

RiZico’nun “farklı” on biri

F.Bahçe’nin G.Antepspor karşısına çıkardığı “farklı” oyunculardan kurulu kadro “sürpriz” olarak yorumlandı. Peki, bu seçim kime, neye göre ve niçin sürpriz?



F.Bahçe’nin G.Antepspor karşısına çıkardığı “farklı” oyunculardan kurulu kadro “sürpriz” olarak yorumlandı. Peki, bu seçim kime, neye göre ve niçin sürpriz? Soru bir; G.Antepspor karşısına çıkan ve o maçı 2-1 kazanan on bir F.Bahçe’nin oyuncuları değil mi? F.Bahçe bu futbolcuları neden kadrosunda tutuyor? O futbolcuların form durumunu, psikolojik yapısını ve sosyalitesini en iyi kim bilir? Akşam sabah F.Bahçe ile yatıp kalkan teknik direktör Arthur Zico mu yoksa arada bir idman seyretmeye giden F.Bahçe yöneticileri için mi, yoksa sarı-lacivertli takımı maçtan maça takip eden medyamızdaki F.Bahçe otoriteleri mi? Sahi, teknik direktör Zico’nun G.Antep maçında sahaya sürdüğü o “farklı on bir” kimin için sürpriz? Kanaatim o ki, o riskli seçim Brezilyalı teknik adam için asla sürpriz değildir. Bilakis, o seçim çok önceden plânlanmış, kararlaştırılmış, riskleri hesap edilmiş ve fırsat maliyeti olarak sahaya sürülmüş bir on birdir. Ne kadar yerinde bir seçim olduğu da maç sonucuyla tescil edilmiştir! Ama o “farklı on bir”in seçimi inanın Zico dışında herkes için sürpriz olmuştur! Laf aramızda çok da hoş bir sürpriz olmuştur. Yüz yüze görüştüğüm okuyuculardan bazıları soruyorlar, “G.Antep maçını kazanan o on biri Zico mu yaptı, yoksa başkan Aziz Yıldırım mı?” Bütün kalbimle inanıyorum ki o, on biri o şekilde plânlayan, seçen ve sahaya süren Zico’nun taa kendisidir. Bir başkası asla değildir. Sayın Yıldırım, “Faturayı ben ödüyorum, yeri geldiğinde sahaya da müdahale ederim” demiş olmasına rağmen, bu seçimde en küçük bir dahlinin olmadığına inanıyorum. Ayrıca var sayalım ki, oldu. O, on bir Zico’nun arzusu ile değil de, Aziz Yıldırım’ın telkinleri sonucu sahaya sürüldü. Sonuç güzelse, bunda ne mahzur var? Önemli olan F.Bahçe’nin kazanmış olması değil mi? Üstelik o kazanç, sadece maç kazanmış olmak da değil. Bu, ekip bütünlüğünün, kadro zenginliğinin ve o takımın kalitesinin tescili anlamında da bir kazanç değil mi? Amaç üzüm yemek değil de, bağcıyı dövmek olunca, öküz altında buzağı arayanlar çoğalıyor. Kaldı ki, F.Bahçe ve Türk futbolu adına bugün tartışılması gereken şey Zico’nun ne kadar yetkin bir teknik direktör olup, olmadığı değildir. Aksine tartışılması gereken şey Zico gibi bu ülkenin çocuklarına daha fazla şans verebilecek ve takım içi rekabeti daha canlı tutabilecek kaç teknik adamın daha bu ligde olduğudur. Neyse ki, Zico bu riskli uygulamasıyla Süper Lig’deki farklı değerlerin ortaya çıkmasına cesaretle fırsat vermiştir. Bu cesur karar son derece saygı değerdir. Şahsen Brezilyalı teknik adam Zico’nun 2-1 kazandığı G.Antep maçındaki uygulamasını; takımının iki maç üst üste aynı performansı gösteremediğini; özellikle de Avrupa maçlarından sonraki düşüşünü zamanında tespit edip böyle bir kararı bilerek, isteyerek ve cesaretle alıp, uygulamış olmasını ayakta alkışlıyorum. Teşekkürler Zico. Bir kulübün, “atıl” diye gördüğü değerleri risk alıp vizyona sürdüğün için, teşekkürler bay Zico. Teşekkürler, adına “yedek” denilen ama fırsat verildiğinde pek de aslardan farklı olmadığını gösteren F.Bahçe’nin kenarda bekleyen değerleri. > Günün sorusu F.Bahçe Teknik Direktörü Arthur Zico deli mi, dahi mi, yoksa çılgın mı? > Hakem Triosu Keyifle izliyorum... İçimizden biri olan sevgili Ömer Faruk Ünal’ın başarılı programı Hakem Triosu’nu! Tepkiler olumlu ve gurur verici. Hele programın temposu, Ömer Faruk’un karekterindeki heyecanı yansıtıyor. Konuları işleyişi, sevgi, saygı ve dostluğa gösterdiği özenin bir yansıması. O müthiş enerji ve heyecana karşılık, alabildiğine ölçülü, alabildiğine nazik ve kibar! O saygılı üslubuyla TGRT Haber ekranlarında Hakem Triosu’nu sunuyor sevgili Ahmet Çakar’ın deyimiyle “Hakemlerin karakutusu” dostumuz Ömer Faruk Ünal... Her hafta sonu bir ya da iki seçkin konuğuyla “futbolun savunmasız kahramanları”nı kırmadan, dökmeden ekrana getiriyor, bize, onları daha yakından tanıma fırsatı veriyor. Teşekkürler Ömer Faruk!.. > Aman dikkat! Beşiktaş kayıpsız ilerliyor! Ama pek de emin adımlarla değil. Kasımpaşa karşısında yediği ilk gol ve maç içinde verdiği pozisyonlar, Beşiktaş’ın büyüklüğüne yakışır mı? Yine girdiği pozisyonlardaki beceri noksanlığı Beşiktaş gibi bir takım için zaaf değil midir? Bir de İbrahim Toraman var! Attığı gol harika... Beşiktaş’ın bütün panik ve telaşına son verdi, siyah-beyazlıları galibiyet için ateşledi o gol. Ama son adam iken yaptığı hareketin acaba futbol oyun kuralları içindeki yorumu ne idi? Umarım Ertuğrul Hoca bu noktaları göz ardı etmiyordur. > Şaş’maz gerçek Hasan Şaş müthiş yetenekli bir yıldızdı. Fakat o büyük yetenek, davranış bilimlerinden sınıfta kaldı! Şimdi, G.Saray gibi büyük bir camia kendi kendini inkâr eder hale gelen bu yeteneği bünyesinden atmaya çalışıyor! Ne kadar acı! Ah be Hasan, n’olur, bu şaşmaz gerçeği bir an önce gör de, “özür” erdemine sarılarak, Kalli’ye kendini yeniden kabul ettir! Yoksa inan yazık olacak!.. Senin gibi nice yeteneklerin benzer yanlışlar yüzünden kayboluşuna şahitlik eden bu gök kubbe bu defa, “Bir zamanlar Hasan Şaş vardı” diye yankılanacak. Varlığında o sedadan ibaret kalacak! Yazık değil mi Hasan! Titre ve kendine dön lütfen!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT