BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GERİYE BAKMAK

GERİYE BAKMAK

Tarihi revize etme imkanı yoktur, sözünü Demirel çok sık hatırlatırdı. Evet revize etme imkanı yoktur, ama insanlar yine de sık sık geriye doğru bakıp farzı muhalli hesaplar yaparlar. Mesela 960 ihtilali olmasa ne olurdu?



Tarihi revize etme imkanı yoktur, sözünü Demirel çok sık hatırlatırdı. Evet revize etme imkanı yoktur, ama insanlar yine de sık sık geriye doğru bakıp farzı muhalli hesaplar yaparlar. Mesela 960 ihtilali olmasa ne olurdu? 12 Eylül olmasa ne olurdu? 12 Mart Muhtırası verilmese ne olurdu? 28 Şubat süreci, Refah Partisi’nin kapatılması, Fazilet Partisinin kapatılması.. 27 Nisan e-muhtırası.. Sonuncusuyla ilgili tahmin yürütecek olursak söyleyeceğim şudur: 367 engeli çıkarılmasaydı, muhtıra olmasaydı, cumhurbaşkanlığı seçimi normal seyrinde gitseydi, seçimler kasıma kalsaydı iktidar partisinin alabileceği oy oranı yüzde 27-30 arasında olurdu. DP ya da DYP barajı aşardı. Meclis yine 4-5 partili olurdu, ama muhtemelen koalisyona muhtaç bir dağılım olurdu. Hangisi iyi olurdu, iyi ki bunlar olmuş da böyle olmuş demek kolay değil. Ama şöyle bir soru sorabiliriz: Kenarından köşesinden bu işe müdahil olanların, bu işte rol alanların hesabı neydi, sonuç ne oldu? İmkan olsa, o büyük mitingleri düşünen, akıl eden, tertip edenlere sorulabilse.. Siz bu işe soyunurken neye hizmet edeceğinizi hesap etmiştiniz, neye hizmet ettiniz. Kendinizi kullanılmış hissediyor musunuz? Yanlışı nerede yaptınız? Muhtemelen yanlış yaptıklarını da, kullanıldıklarını da kabul etmeyeceklerdir. Üstelik bu işin tecrübesi de olmaz. Olsa bu kadar tekrarı olmaz. Biz geçmişin muhasebesini yapmaktan ya korkuyoruz ya da işimize gelmiyor. 12 Eylül deyince bilanço çıkaranların en büyük gelir kalemi olarak ilk sıraya yazdıkları, “Çok şükür her gün onlarca kardeş kanı akıyordu, sokağa çıkamaz hale gelmiştik, memleket uçurumun kenarında idi, kurtulduk” maddesidir. Aradan bu kadar zaman geçti. Ben artık farklı düşünüyorum. Bu işe müdahil olanlar iyi niyetli olabilir. Hakikaten kardeş kanını durdurmak için, memleketi uçurumun kenarından kurtarmak için bu işe el atmış olabilirler. Ama bu işi yaparken başkalarının hesabını gerçekleştirdiklerini aradan 30 yıl geçtikten sonra bile anlamayanlar, kabul etmeyenler var. Cuma günü müdahale oluyor, cumartesi günü kan duruyor. “Niye?”sine kafa yoran kaç tane kitabınız, araştırmanız var? Tamam, ne olduysa oldu.. Eskiye takılıp kalalım demiyorum ama hiç olmazsa 46’dan 2007’ye kadar bizim için dönüm noktası olmuş olayların muhasebesini çıkaralım. Ne olduğunda, nasıl olduğunda, nerede hata yapıldığında mutabık kalalım. Bunu kamuoyu önünde yapmamız şart değil. Uzmanları kafa yorsun, arşivleri tarasın, hayatta olan taraflarla görüşsün, kayıtları revize edelim. Psikiyatrın önünde koltuğa uzanıp çocukluğunu anlatan hastalar gibi seanslara düzenli gidersek hem teşhis konulması kolaylaşır hem de tedaviye karar verirsek toplum olarak rahatlarız. Yalanlardan arınınca hafifleriz, rahatlarız. Bundan sonraki nesillerin sağlıklı yetişmesinin ve yaşamasının ön şartını yerine getirmiş oluruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT