BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Allah’ın rızâsı Avrupa’nın rızâsı

Allah’ın rızâsı Avrupa’nın rızâsı

Aşağı yukarı 10 günden beri, övüne övüne “Avrupalıyız.” Buna, en yetkili ağızların beyanları ile kendimizi inandırdık zar zor (?) Bakalım görelim Avrupa Birliği’ni ve dünayayı da inandıracak mıyız?



Aşağı yukarı 10 günden beri, övüne övüne “Avrupalıyız.” Buna, en yetkili ağızların beyanları ile kendimizi inandırdık zar zor (?) Bakalım görelim Avrupa Birliği’ni ve dünayayı da inandıracak mıyız? Avrupa Birliği’ne adaylık denince, hemen her şeyini, her taassubunu, her oyununu iyi bildiğimiz Haçlı Avrupa İnsan Hakları ve Demokrasi yolundaki adaletine güvenmek istiyoruz en azından. İnanınız, belki bir gün olur da bütün zorbalıklardan, zulümlerden, taraf tutucu hukuksuz ve korkunç uygulamalardan, yargısız infazlardan kurtuluruz diye ümit ediyoruz. 21. yüzyılda, sahiden “medeni ve çağdaş olmak” gibi bir ilâhi lütfa kavuşuruz diye seviniyoruz. Bu sebeple Kıbrıs’taki, Ege’deki ve birçok konudaki ziyanlarımızı bile birgün inşallah telafi ederiz ümidi içinde ele alıyoruz. Çünkü biz, tâ 1860’lardan beri “Parlamento, Meşrutiyet, Hürriyet, Cumhuriyet” mücadelesi veriyoruz. Bu mutluluğu ise bir türlü başaramıyoruz. Sultan Aziz’in, ihtilâlci zorbalarca katlinden, Sultan Hamid’in İttihatçı ve Mason kozmopolistlerce tahttan indirilip ve sürülüşünden beri iflâh olmadık. Bir buçuk asırdır devlet adamlarımız milletvekillerimiz, başbakanlarımız asılıyor, hükûmet başından alınıp idam hükümlerine uğratılıyorlar. Bugün aramızdaki “büyüklerin içinde” bile bir ihtilâle çarpılmamış, sehpadan zorla kurtulmuş olanlar sayısız. Yalnız Başbakanlar, parti liderleri değil, otuz yıl, memleketimize her seviyede, en yüksek ve dürüst hizmetleri yapmış, bakanlık, parti liderliği şerefini liyakatle taşımış vatan evlatları, belediye başkanları hapisleri boyluyorlar. 10 günden beri evet övüne sevine Avrupalıyız. Kendimizi buna inandırdık mı, aldatarak mı râzı görünüyoruz? O ayrı mesele... Fakat, insan hakları konusunda inanmış, tecrübeli ve “cin” avrupa ile Amerika’yı şüphesiz ve asla “Avrupalı” olduğumuza inandırmadık ve inandıramayız. Bunun için dağlar dolusu gayret ve samimiyete ihtiyacımız var. Adamların gözcüleri, sözcüleri gelmiş, insan hakları konusunda, Meclis’imizi, bürokrasimizi, kanunlarımızı ve mahkemelerimizi seyrediyorlar. Öyle olduğunu bildiğimiz için, en azından, göz altında olduğumuzun şuuru ile şu günlerde, (Allah’tan ve milletten zulüm ve haksızlık yaparken pek korkmadığımız; Onları herhalde bizden saydığımız anlaşıldığına göre...) Bari şu dünyanın “medeni gâvurlarından” korkalım... Şimdi gönlüm şunları istiyor: Siyaseten, içeriye adım atmak hüner ve despotluğundan, bir süre vazgeçelim... Kendimizi bu bâbda “iyiye” alıştıralım... Sözgelişi, Müslüman halkın, Çeçen kardeşlerimiz için topladığı parayı, Kızılay’ımız; “Ruslar’a gönderdik ne yapabilirdik! diye acaiplikler etmesin.. Rüşveti şimdilik biraz daha ölçülü yapalım... Susurluk’un hırsız ve soyguncularını kurtarmak uğruna, zor yetişen değerli insanları katletmekten artık vazgeçelim. Düşünce suçluları da, caniler ve hırsızlar kadar affa layıktır sanırım. Ne olur! Bir insanlık da onlar için yapalım... Biliyorum Allah’ın Rızasını düşünmek son zamanlarda irtica sayıldığı için töremizden siliniyor. Fakat bari; Avrupa’nın rızasını düşünmek büyükler, zenginler ve medyacılarımıza şifâ vermez mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT