BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhurbaşkanlığı seçimi ve siyasi mantık

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve siyasi mantık

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkenin 11. Cumhurbaşkanını seçmek üzere dün toplandı ve birinci tur oylamayı kazasız, belasız gerçekleştirdi... (Kazasız, belasız) ifadelerini, Anayasa Mahkemesi’nin malum kararı ile uç veren ve Meclis’in toplantı yeter sayısı için dayatılan 367 meselesinin aşılmış olmasından ötürü kullandık. 22 Temmuz öncesinde, siyaseti durduk yerde bir krize sokan ve memleketi büyük bir gerilim ortamına sürükleyen, baştan aşağıya olumsuz politik atraksiyonun bir tekrarı yaşanmadığı için; milletin vekilleri beklendiği ve gerektiği gibi, Meclis’e gelerek görevlerini ifa etti.



Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkenin 11. Cumhurbaşkanını seçmek üzere dün toplandı ve birinci tur oylamayı kazasız, belasız gerçekleştirdi... (Kazasız, belasız) ifadelerini, Anayasa Mahkemesi’nin malum kararı ile uç veren ve Meclis’in toplantı yeter sayısı için dayatılan 367 meselesinin aşılmış olmasından ötürü kullandık. 22 Temmuz öncesinde, siyaseti durduk yerde bir krize sokan ve memleketi büyük bir gerilim ortamına sürükleyen, baştan aşağıya olumsuz politik atraksiyonun bir tekrarı yaşanmadığı için; milletin vekilleri beklendiği ve gerektiği gibi, Meclis’e gelerek görevlerini ifa etti. Çankaya meselesinin daha fazla uzamaması için, gönül isterdi ki; üçüncü turda seçilmesi kesin görünen Sayın Abdullah Gül, birinci turda, üçte iki çoğunluğu sağlayıp Köşk’e çıksın. Ama partilerin izlediği siyaset mantığı, buna izin vermedi. Elbette kimse MHP, DSP ve DTP’ye; neden böyle bir politika güdüyorsunuz diye hesap soramaz. Fakat izlenen politikanın rasyonel olup olmadığı, herhalde partinin tavanı ve tabanı tarafından irdelenecektir... Milliyetçi Hareket Partisi, önceden ilan ettiği üzere; kendi adayını çıkarıp, grubunun bütünüyle destek verdi. Bu parti bütünlüğü ve siyasi dinamizm açısından kendi hesabına olumlu bir göstergedir. Benzer bir tavrı DSP de sergiledi. Peki bu noktadan sonra her iki partinin tavrı ne olmalı? Yani MHP ve DSP’nin seçilemeyeceği açık olan kendi adaylarını ısrarla desteklemeleri mi; yoksa bu partilerin, demokratik yarış esprisi içinde kendi potansiyelini ortaya koyduktan sonra, 24 Ağustos’ta yapılacak ikinci turda şansı en fazla olan ve en geç bir sonraki turda seçilecek olan Gül’e oy vermeleri mi, siyasetin ülkeye yararlı şekilde yapılması düsturuna daha uygundur? Bize göre, özellikle MHP bu noktada, yeniden bir durum değerlendirmesi yapmalıdır. MHP; Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda, CHP’nin daha önce kilitlediği sistemi tekrar çalıştırarak; toplamış olduğu müsbet siyasi puanları böylelikle daha da arttırabilir... Sayın Bahçeli iktisat doktorudur. Kazanç maksimizasyonu konusunda uzmandır! Elbette deneyimli bir siyasetçi olarak da, bu noktadaki hareket tarzını, kendi partisi hesabına belirleyecektir. DSP, Meclis oturumlarına iştirak etmekle, CHP’nin halk tarafından benimsenmeyen çizgisinden ayrılmayı bildi. Herhalde bu konuda tabanından olumlu tepki de alacaktır... DTP’nin bundan sonraki turlar için sergileyeceği tavır da; hem Cumhurbaşkanlığı seçiminin kolaylaşması ve hem de kendisinin iktidar partisi ile, bundan böyle geliştireceği ilişkiler açısından önem taşıyor. Mevcut aritmetik dağılım çerçevesinde; bu partinin parlamento zemininde, verimli bir politika ortaya koyabilmesi, önemli ölçüde iktidar partisi ile sağlayabileceği işbirliğine bağlıdır. Yeni dönemde, siyasette yeni dengelerin kurulmasının kaçınılmaz olduğu dikkate alındığında; Meclis’teki partilerin Cumhurbaşkanlığı seçiminde takınacağı tavır, orta ve uzun vadedeki yaklaşımlar için de önemli gösterge olacaktır. Ana Muhalefet Partisi, kendi tabanına dahi tam olarak anlatamadığı katı ve uzlaşmaz tavrını sürdürüyor. 22 Temmuz’daki büyük kayba rağmen, CHP sözcülerinden Kemal Kılıçdaroğlu; “gerilim politikasını” devam ettireceklerini söyleyebiliyor!.. Burada CHP’nin söylem ve eylemi arasında büyük bir tezat olduğu açıktır. Yani bir taraftan “uzlaşma” aradığınızı, gerilim istemediğinizi söyleyeceksiniz; öbür yandan da bunun tam tersi bir tutum içinde olacaksınız. Bu çelişkiden, CHP’nin hiçbir şey kazanamayacağı bellidir. Ama bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da ülke gerilim politikalarından ötürü çok şey kaybedebilir. Deniz Baykal’ın, “Cumhurbaşkanlığı seçimine saygılı olacağız...” yolundaki beyanlarını; yapılan yanlışlardan dönme ve ileriye dönük olumlu hareket tarzının bir habercisi olarak değerlendirmek isteriz. Neticeye gelirsek; Türk Halkının genel seçimlerle yeniden normal seyrine koyduğu Cumhurbaşkanlığı seçimleri, en geç bir hafta içinde olumlu bir sonuçla tamamlanabilecektir. Lakin yeni hükümetin bir an evvel teşkili ve birikmiş ülke meselelerinin daha fazla beklememesi için, Sayın Gül, üç gün sonraki ikinci turda seçilirse; bunda memleket adına sayısız kazançlar olacaktır!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT