BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babalar ölmez

Babalar ölmez

Mafya, vatanı İtalya’da biter. Sicilya, temiz topluma kavuşur. Türkiye’de babalar ölmez.



Mafya, vatanı İtalya’da biter. Sicilya, temiz topluma kavuşur. Türkiye’de babalar ölmez. Coğrafyamız uluslararası kriminalitenin kavşağı olmaktan çıksa, gelir dağılımındaki çarpıklıklar aşılsa, zevk endüstrileri mazbutlaşsa, siyaset aklansa bile... (Şarkıdaki gibi SA bile/Sabile) ülkemiz babalarını üretir. Çünkü, meselenin aşılması zor bir “zihniyet” alemi vardır; o da ülke insanının kültürü ile yapışıktır. Bizim tarihte büyük millet olduğumuz dönemlerde insan tipolojimiz vardı. İdeal insan, Türk hayat felsefesinde, bir “alp-eren”di. Hem “alp”di, hem “eren”. Yani, hem Yiğit ve mert; hem de tasavvufî anlayışla pişmiş bir derviş. Kılıcı tutmayı da bilen, gülü koklamayı da bilen bir ruh. İşte, bu “makam”, Kozanoğlu, Tülbentçi, O. Özdeş hatta Suat Yalaz’a ilham verdi. Kültürleşme ile nesiller boyu gönüllere aktarıldı. Sonra, Endüstri Devrimi, ithalen ülkemize girdi. Tabiî, onunla, ideolojik aksesuarları da. Pozitivizm denen illet, Batı’da aklı öne çıkarırken, bizde “dünyevileşme” sanıldı. Sekülarizmin alt yapısını oluşturdu. İşte, o süreçte “eren”i tarihe gömdük. Alperen’in, eren’i gitti; alp’i kaldı. Bu arada alp’in başına da gelmeyen kalmadı. Çarpık bir kapitalizm, Türkiye’de mutlu azınlığa, egoist bir menfaat hırsına, şaibeli yollardan zenginlik temerküz etmeye, bunun israf ve ahlaksızca tüketilmesine yol açtı. Bu tabloya toplumsal refleks, arabeskleşmiş bir devrimcilikle “baba” imajını üretti. Alp, oldu bir baba. Devletin sağlayamadığı sosyal adaleti, kanun kuvvetinde silah kararnamesi ile sağlayan, varoş hukukunu yansıtırcasına oryantal bir Robin Hood’luk, adetâ mazlum halkı için kendini kötü yollara adayarak tüketen babalar; kamuoyunun tasvibini aldı. Eski Türk geleneklerinden “toy” şölenleri, babaların düğünlerinde yaşamaya başladı. Aşırı materyalizmle “ürkekleşmiş” modern insanın yerine mertlik, babaların dünyasının raconu oldu. Türk milli kültürünün töresi, yeraltı dünyasında sürdürüldü. Yılmaz Güneyler, Kadir İnanırlar; bu süreci beyaz perdede yaşatan filmlerin kahramanları oldular. Bugün dahi özel TV’lerimizde “babalı” öyküler revaçta. Deli Yürek, Merdoğlu... Tarumar’ı dışında bırakırsak, yine o minval diziler, reyting alıyor. Karikatürü bile ilgi topluyor. Vallahi ne diyelim. Kırmızı ışıkta beklemek, polisin karşısında yasalara uymak sanki “efeminelik”. Kurallara uyduğunuzda, yatak trafiği dedikodularına karışmadığınızda sanki cinsel tercihlerinizde sorun var sayılıyor. Bir tür kompleks herhalde. Bu nasıl aşılacak, ben ruh bilimci değilim. Bildiğim bir şey var, o da biz beynimizde babaları üretmeye devam edeceğiz. Trafik canavarı içimizde deniyorya. Susurluk, diyorum, içimizde. Hani Türkiye seninle gurur duyuyor, var ya. Biz “gurur”u böyle uluorta kullanamayacağımız manevi rüşte varıncaya kadar da devam eder.
Reklamı Geç
KAPAT