BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dönüp bakmaya değmez

Dönüp bakmaya değmez

Yazar, kelimesinin karşılığı esasında müelliftir. Gazetelerde yazanlar, en azından bir kısmıyla fıkra muharrirleridir. Hem müellif, hem muharrir kelimelerinin ikisi birden toprağa verilip sadece fıkra kalınca mefhumlar alt-üst oluyor. Sütununda 15 satırlık fıkra kaleme alana da yazar diyoruz, bin sayfa kitap telif edene de.



Yazar, kelimesinin karşılığı esasında müelliftir. Gazetelerde yazanlar, en azından bir kısmıyla fıkra muharrirleridir. Hem müellif, hem muharrir kelimelerinin ikisi birden toprağa verilip sadece fıkra kalınca mefhumlar alt-üst oluyor. Sütununda 15 satırlık fıkra kaleme alana da yazar diyoruz, bin sayfa kitap telif edene de. Günümüzde gazetelerde fıkra muharrirleri de var, bir fikri derinlemesine tahlil eden yazarlar da. Fıkra muharriri polemik adamıdır. Kısa yazar, yazdıkları keskin, hatta zehirlidir. Kavgacı, hırçın ve geçimsizdir. Çizgisi fütursuz karikatüriste benzer. Kendini beğenir, kibir hastasıdır. Eskiden fıkra muharrirleri daha fazlaydı. Hiçbir şey bulamazsa birbirlerine düşerlerdi. Kelimeleri kanlıydı, yerine göre ağız dolusu söverlerdi. Fıkra muharriri fikir adamı değildir. Sürekli olarak başkasının eksik, yanlış ve ayıbı peşindedir. Şimdilerde fikir adamı yazara da şuna buna, hiçbir şey bulamazsa dine, imana, dindara hatta seçmene saldıran fıkracıya da -her ne ise o- “köşe yazarı” denmekte. Bu yüzden de yazardan beklenen olgunluk, fikri seviye, tahlil gücü, sorumluluğu fıkracıdan da bekleme gibi bir hata yapılmakta. Onlara acımalı, mazur görmeli. Nereye gitsinler, kim kabul eder? Böyleleri, öncekiler gibi Kalemlerini zehirli ok gibi kullana kullana ömür tüketip giderler. Kuyruğu ile kendini sokan akrep gibi kendi kendilerini tüketirler. Onlara verilecek en güzel cevap yok saymaktır, sükûttur. Ahmağa cevap vermek onu ödüllendirmektir. Ne derlerse, ne yazarlarsa yazsınlar. Muhatap almak en büyük iyilik olur. Daima hakim gücün aynında yer alırlar. Çağdaş, uygar, ilerici görünürler ama zavallıdırlar. Gayeleri saldırarak gündemde kalmaktır. Ola ki saldırdıkları bir başbakan, cumhurbaşkanı, bakan kendiyle didişir. O didişmeyi sermaye yaparlar. Bırakın konuşsunlar. Yazsınlar çizsinler. Sakın o karikatür çizdi, bu fıkra yazdı diye mahkemeye gitmeyin. Bir yerlere de göndermeyin. Acaba Nazım Hikmet yurt dışına çıkmasaydı bugünkü şöhreti yakalar mıydı? Muhafazakâr kitle tahammülsüz davranarak birilerine şöhret olma yolunda yardım etmekte. Artık reaksiyoner tavırdan kurtulun. Başkalarının şerri ile değil, kendi hayrınızla uğraşın, iyiliğe elverişli olmayana ne yapabilirsiniz? Siz iyileri çoğaltmaya bakın. Yerli medyayı güçlendirin. Zira, azınlık, intikam peşinde. Bu azınlık, bu millete, onun dinine, imanına, tarihine, Allah’ına, Peygamberine, demokratik hakkına, siyasi tercihine, iş başına getirdiği iktidara, iş başına getireceği cumhurbaşkanına sövmekte, hakaret etmekte böylece de içini soğutmakta. Yazar, fikir üretir, teklif yapar, tenkit eder. Azınlık psikolojisindeki fıkracılarsa ortalığı karıştırarak huzuru bozarlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT