BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TSK’nın tahmin hassasiyeti

TSK’nın tahmin hassasiyeti

Dün öğle saatlerine doğru Genelkurmay’ın internet sitesine konulan bir açıklama yine ortalığı hareketlendirdi. Açıklama, Radikal Gazetesi’nde Neşe Düzel’in Sabah Gazetesi yazarı Metehan Demir’le yaptığı söyleşi yalanlıyordu.



Dün öğle saatlerine doğru Genelkurmay’ın internet sitesine konulan bir açıklama yine ortalığı hareketlendirdi. Açıklama, Radikal Gazetesi’nde Neşe Düzel’in Sabah Gazetesi yazarı Metehan Demir’le yaptığı söyleşi yalanlıyordu. Metehan Demir iyi bir genç gazetecidir. TSK’da önemli haber kaynakları vardır. Araştırmadan, incelemeden haber yapmaz. Ayrıca TSK’yı yıpratacak, o kuruma zarar verecek her şeyden kaçınacak özeni gösterir. Kurumsal olarak TSK’yı sever, saygı duyar. Metehan Demir’in söyledikleri mutlaka şu anda TSK’da üst düzeyde görev yapan haber kaynaklarından aldığı bilgilere dayanıyordur. Kanaatimce sorun bazı üst düzey görevlilerin, yetkileri olmadığı halde kendi kişisel görüşlerini TSK’nın görüşleriymiş gibi sağa-sola fısıldamalarıdır. Genelkurmay Başkanlığı açıklamasında, “TSK adına görüş beyan etme yetkisi, Sayın Genelkurmay Başkanı’nda olup, bu yetkiyi gerektiğinde Genelkurmay 2. Başkanı ve Genelkurmay Genel Sekreteri’ne verdiği bilinmektedir” deniliyor. Doğrudur, TSK adına, TSK’yı ilgilendiren konularda ancak Komutan veya onun yetki verdiği iki makam açıklama yapabilir. Kuvvet Komutanları da sadece kendi görev alanları ile ilgili açıklama yapabilirler. Ancak işin perde arkasına baktığımızda bu kuralın tam işlemediği görülüyor. Kokteyllerde, ayaküstü sohbetlerde birçok üst rütbeli, yetkili olmadığı halde gazetecilere görüş bildiriyor. Bu ayaküstü sohbetlerin iki kişi arasında kalacağını düşünüyor. Bazı komutanlar gazetecilere anlattıkları her şeyin bir gün mutlaka haber olacağını unutuyor. Gazetecinin işi sohbet etmek değil, haber toplamaktır. Gazeteciler, TSK’daki hiyerarşik yapılanma ve üstün disiplin anlayışı nedeniyle bir Komutanın herhangi bir konuda söylediği kişisel düşüncesini kurumun görüşü olarak algılamaktadırlar. Komutan, herhangi bir konuda karar verdikten sonra, artık tüm ast kademeler bu karara uymak ve bu karar istikametinde düşünmek durumundadırlar. Genelkurmay’da her gazetecinin çok kolay ulaşabildiği bir Basın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı var. Ayrıca herkese kapıları açık olan bir Genel Sekreterlik makamı var. Komutanın dışında bu iki mekanizma yolu ile basın bilgilendirilmelidir. Bunun dışındaki uygulamalar kimse kusura bakmasın ama disiplinsizliktir. Gazetecilerin TSK’da haber kaynakları vardır. Bence haber kaynağı ya Sayın Komutan’ın kendisi ya İkinci Başkan, ya Genel Sekreter veya ona bağlı Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı olmalıdır. Bu işleyiş, ivedi sağlanmalıdır. Metehan Demir’in iddia ettiği gibi Dışişleri Bakanı Sayın Gül’ün ve Başbakan Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanıyla cumhurbaşkanlığı sürecini konuştuklarını tahmin etmiyorum. Ancak Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı sıfatı ile sık sık Genelkurmay Karargahına gittiğini biliyorum. En son Irak Başbakanı Maliki’nin Türkiye ziyareti öncesinde gittiğini de hatırlıyorum. Dışişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Karargahı, işbirliği içinde, yakın çalışmak durumundalar. Bu iki kurumun görevinin gereği bir sonuç... 27 Nisan bildirisinin Genelkurmay Başkanının bilgisi olmadan hazırlandığını iddia etmek TSK’yı hiç tanımamak olur. Genelkurmay Başkanından habersiz bildiri yayınlayacak bir karargah daha anasından doğmadı. TSK ile ilgili bana da birçok duyum ulaşıyor. Ancak resmi açıklamalar dışında hiçbirini kullanmıyorum. Bu kurum, ülkemizin teminatı, sigortası ve yedeği yok. Farkında olmadan yıpratıyoruz. TSK ile basın arasındaki ilişkinin nasıl yürümesi gerektiği konusunun tekrar gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Hem kurum mensupları hem de gazeteciler belki ilkelere uyarlarsa sorun çıkmayacaktır. Gazeteci arkadaşlara tavsiyem, TSK ile ilgili haberlere ilişkin kesin bilgiye dayanmayan haberler yapmamaları ve tahminlerde bulunmamalarıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT