BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > VAZİFE-SELAHİYET

VAZİFE-SELAHİYET

Polis vazife ve selahiyet kanunundaki son düzenlemeden sonra gürültü patırtılar da birer birer gazete ve televizyonlarda görülmeye başladı.



Polis vazife ve selahiyet kanunundaki son düzenlemeden sonra gürültü patırtılar da birer birer gazete ve televizyonlarda görülmeye başladı. Niye böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuldu. Talep kimden geldi. İşin bu kısmı çok netleştirilemedi. Polisin zaten yıllardır, “elimiz kolumuz bağlı” serzenişi vardı ama siz de alışırsınız, yeni düzene ayak uydurmaya çalışın hele biraz daha gidip uygulamaya bakalım denilerek geçiştiriliyordu. Bizim İngilizden, Almandan, Fransızdan farkımız ne ki onlar gibi..onların şartlarıyla bu işi götüremiyoruz. Mevzuatı düzenlerken önce onlara heveslenip benzeri maddeleri yazıyoruz.. Altına ama, fakat, koyduktan sonra kendimize benzetiyoruz. Yargı kararı olmadan konuta girilemez ancak.. Yoldan geçen durdurulamaz ancak. Araç durdurulup aranamaz ancak. Medyaya akseden problemlerin oranına bakılırsa kayda değer gibi görünmüyor. Oysa sesini duyurabilenlerin derdi medyaya aksediyor. Bu hesapla kimsenin duymadıkları aksedenlerden çok mudur az mı? İstanbul Barosu yazılı müracaatta bulunmuş. Mensupları avukatın burnu kırılmış, sebebini soruyor. Cevap: Düştü burnunu kırdı. Ürkütücülüğü şurada: Yol yordam, kanun, nizam bilen bir kurum bu cevabı alırsa vatandaş hangi cevabı alır? Böyle konularda konjonktür çok önemli. İnsanların can derdine düştüğü bir ortamda, “şu işi hale yola koyalım, kuralları olsun, aksaklıkları yeniden gözden geçirelim” diyenlere iyi gözle bakmazlar. ..... Ortalık durulunca bu konu tekrar gündeme gelir. Tekrar rötuşlanır tekrar şikayetler olur. Bu nereye kadar böyle gider? Milli gelir 10 bin dolara ulaşıncaya kadar gider. Bin lira maaşla polislik. Haftada iki gün dinlenmeden polislik olmaz. Diğer insanlardan fazla mesai yaparak da olmaz. Şartları düzelteceksiniz, kadroyu ihtiyaç ne kadarsa o kadar genişleteceksiniz, sonra kural koyup kurallara uyulmasını bekleyeceksiniz. Eskiden işine gelmeyen başka mesleğe geçsin, kimseyi zorla bu işe sokmuyorlar düşüncem vardı. Şimdi aynı şeyleri düşünmüyorum. Hiç olmazsa büyükşehirlerdeki sayı çalışanları rahatlatacak kadar artırılmalı. Maaşlar laf olsun kabilinden değil, nefes alabilecekleri hale getirilmeli. Belki o zaman şikayetlerin bir anlamı olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT