BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Marica’nın acı dersi

Marica’nın acı dersi

Türkiye’de futbol, yıllardan bu yana geniş kitlelerin ilgi alanı içine girebilmiş, neredeyse siyaset merakıyla birlikte ön sıra yarışını yapagelmiştir. Bu tablonun yansıması olarak da ülke insanı kulüp yöneticiliğine heveslenmiş, bu hedefi yakalama uğruna şirketlerini bile kaybetmeyi göze alabilmiştir. Futbola küçük yaşta meraklanıp, önce mahalle evresinden geçerek son yıllarda da altyapı modernizasyonunu yutup futbolcu olanların sayısı bir hayli fazladır. Bunun sonrası teknik adamlık ya da günün modası spor yazarlığı, spor yorumculuğu gelmektedir.



Türkiye’de futbol, yıllardan bu yana geniş kitlelerin ilgi alanı içine girebilmiş, neredeyse siyaset merakıyla birlikte ön sıra yarışını yapagelmiştir. Bu tablonun yansıması olarak da ülke insanı kulüp yöneticiliğine heveslenmiş, bu hedefi yakalama uğruna şirketlerini bile kaybetmeyi göze alabilmiştir. Futbola küçük yaşta meraklanıp, önce mahalle evresinden geçerek son yıllarda da altyapı modernizasyonunu yutup futbolcu olanların sayısı bir hayli fazladır. Bunun sonrası teknik adamlık ya da günün modası spor yazarlığı, spor yorumculuğu gelmektedir. Ama ne var ki; şu satırlara kadar fotoğrafını vermeye çalıştığım futbol sevgisi neredeyse yarım asırı geçen bir süreci yutmuş olmasına rağmen futbolun en önemli unsurlarının başında gelen transfer ögesinde bir türlü çağdaşlaşamamıştır. Son yıllarda menajerim diye geçinip aslında yönetimlerdeki bazı kişilerin yardakçısı olanların bile transfer politikalarında etkin görünmesi futbolumuzu özellikle ekonomik açıdan yaralamakta hatta çökme sınırına kadar getirmektedir. Bunun yanısıra reklamlarını yapmak kamuoyundan tanınmak gibi hedeflere ulaşmak adına futbol yöneticiliğini seçenlerin de “En iyi ben bilirim” sapkınlığıyla transferde başrol oynamaları futbolumuzu derinden hırpalamaktadır. Ben bu satırları neden bugün yazıyorum? Bunlar bilinmeyen çok ciddi sırlar değil. Ama Türk Milli Takımı’nın önündeki büyük teknik hatalardan dolayı giderek Romanya karşısında fizik güç kaybeden savunmasını 22 yaşındaki bir çocuk yerle bir etmiştir. Rumen Marica önceki akşam milli takımımızın karşısına çıkmıştır ama o formanın içine geçen sezon Almanya Ligi şampiyonu olan Stuttgart tişortunun içinden çıkarak gelmiştir. Yani Romanya’ya neredeyse 2000 km uzaklıktaki bir Alman şehrinin kulüp yöneticileri bu Marica’yı izleyip beğenip, takımlarına katmışlardır. Ben bu transferin bizim 2.Lig’deki ekonomik değerlerin üzerinde yapılmış olduğunu hiç sanmıyorum. Ama orası Almanya’dır. Alman kulüplerinin transferi yönlendiren ve yöneten önemli teknik birimleri vardır. Almanya’da olduğu gibi Avrupa’nın nerede ise her metrekaresinde futbolcu transferleri Stuttgart kafasıyla yapılagelmektedir. Gelin görün ki; kendi ülkemize baktığımızda yukarıdaki çağdışı olduğu kadar çok da tuhaf görünen transfer politikalarımız Marica’ları bize hiç buldurmaz. Bize etimiz butumuz kalın olmasına rağmen 5-10 milyon dolarlık emekli şöhretleri ya da menajeri aracısı çokca sebeplenmiş işe yaramazları getirtmiştir. Şimdi Türkiye Ligi’ne bir bakın bakalım. Hangi takımımızda bir Marica vardır? Ama Türkiye’deki santrforların transfer ortalamasını yaparsanız, ortaya çıkacak miktar Marica’yı 3’e, 4’e katlayacaktır. Acaba Marica - Türk Milli Takımı defansı dersi görülebilmiş alınabilinmiş midir? Hayır ise yeni emeklilere yeni sıradan uçurtmalara hoş geldiniz demeye hazırlanalım. İlhan Cavcav başkan bile geçen sene sıfır çektiğine göre eyvah ki eyvah!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT