BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Namaz hakkında -1-

Namaz hakkında -1-

Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Bir kimse, namazını kasden, ma’zeretsiz kılmazsa, Allahü teâlâ, onun diğer ibâdetlerini de faydasız kılar...”



Bugün, sâdece Sevgili Peygamberimizin “Namazın dîndeki yeri” ile ilgili hadîs-i şerîflerine temâs edelim. Bir sonraki makâlemizde de, inşâallah birazcık ibâdetlerin kazâlarının önemi üzerinde dururuz. Tabîî ki İslâmiyette en önemli emir îmân etmektir. Îmân, bir binânın temeli gibidir. Namaz ise, bu binânın kirişleri ve duvarları gibidir. Îmândan sonra en mühim ibâdet namazdır. Biz bu husûsu, kendiliğimizden değil, dînin sâhibi olan Resûlullah Efendimizin beyânlarıyla ifâde edelim: Sevgili Peygamberimiz buyurmuşlardır ki: “Kıyâmet günü, îmândan sonra, ilk suâl namazdan olacakdır.” Allahü teâlâ buyuracak ki: “Ey kulum, namaz hesâbının altından kalkarsan, kurtuluş senindir. Öteki hesâplarını da kolaylaştırırım!” “Kıyâmette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet, namazdır. Namaz düzgün ise, diğer amelleri kabûl edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir ameli kabûl edilmez.” [Taberânî] “Kıyâmet günü kulun ilk bakılacağı ameli namazdır. Eğer namazı tamâm ise diğer amelleri de kabûl olur. Eğer namazı noksân ise, diğer amelleri de reddedilir.” [İmâm Gazâlî] Bütün ibâdetlerin en fazîletlisi namazdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Namazın dîndeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” [Taberânî] “Namaz dînin direğidir. Namaz kılan, dînini doğrultmuş (ayakta tutmuş) olur. Namaz kılmayan, dînini yıkmış olur.” “Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.” [Beyhekî] “En fazîletli amel, vaktinde kılınan namazdır.” [Ebû Dâvûd] “Farzları edâ ve muhâfaza, cihâdın en fazîletlisidir.” [Taberânî] “Namaz, Allahü teâlânın hoşnûd (râzî) olduğu bütün amellerin en fazîletlisidir. Rızkın bereketi, duânın kabûlüdür. Kabirde ışıktır. Sırât köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir. Cennet’te başa tâçtır. Îmânın başı, gözün nûru ve Cehennem’den kurtarıcıdır.” [Miftâhu’l-Cenne] “Cennetin anahtarı namazdır.” [Dârimî] Bir kimse: “Ben, Allah ve Resûlüne inanır, namazlarımı kılar, zekâtlarımı verir, oruçlarımı tutar ve diğer ibâdetlerimi yaparsam, kimlerden olurum?” diye suâl edince, Peygamber Efendimiz ona cevâben buyurdu ki: “Sen sıddîklardan ve şehîdlerden olursun.” [Bezzâr] “Ümmetimin fesâdı zamanında sünnetime yapışan [ya’nî Ehl-i Sünnet ve Cemâ’at i’tikâdı üzere bulunan] ve beş vakit namazı cemâatle kılanın amel defterine, her gün yüz şehîd sevâbı yazılır.” [İ. Nâsıru’d-dîn] Sevgili Peygamberimiz buyurmuşlardır ki: “Allah beş vakit namazı farz kıldı. Eksiksiz edâ edeni, Cennet’e koyacağına dâir söz verdi. Namaz kılmayana, bu şekilde verilmiş bir sözü yoktur; böyle kimseye dilerse azâb eder, dilerse onu Cennet’e koyar.” [Ebû Dâvûd] “Namaz kılan, kıyâmette kurtulur, kılmayan perişân olur.” [Taberânî] “Bir kimse, namazını kasden, ma’zeretsiz kılmazsa, Allahü teâlâ, onun diğer ibâdetlerini de faydasız kılar.” “Kasden [ma’zeretsiz] namaz kılmayanın diğer amellerini Allah kabûl etmez. Tevbe edinceye kadar da Allahın himâyesinden uzak olur.” [İsfehânî] “Namaz kılmayanlar, kıyâmet günü, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulacaklardır.” [Bezzâr] “Bir kimse namazı bile bile bırakırsa, Allahü teâlâ onun ibâdetlerini faydasız kılar ve namaza başlayıncaya kadar Cenâb-ı Hakk’ın himâyesinden uzak olur.” [Ebû Nuaym] “Beş vakit namazı terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emânından mahrûm olur...” [İbn-i Mâce] “Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmayan kimse, bir hukbe Cehennemde kalacaktır.” Bir “hukbe”, âhiret hesâbıyla seksen senedir ve bir âhiret günü, bin dünyâ senesi kadar uzundur. Ya’nî bir farzı özürsüz kılmayan kimse, seksen kerre üçyüzaltmış bin sene Cehennem’de yanacaktır. [Umdetü’l-İslâm] Resûlullah aleyhisselâm buyurdu ki: “Mü’min, Allah rızâsı için namaz kılınca, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi, günâhları dökülür.) [İmâm Ahmed] “Müslüman, namaz kılarken günâhları başı üzerine konur. Her secde ettiğinde başından dökülür. Namazı bitirince hiçbir günâhı kalmaz.” [Taberânî] “Her namaz vakti gelince, melekler, ‘Ey insanlar, günâhlarınız sebebiyle hâsıl olan ateşi namaz kılarak söndürün’ derler.” [Taberânî] Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “İmân ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktadır.” [Tirmizî] “Namaz kılmayanın Müslümanlığı, abdest almayanın namazı yoktur.” [Bezzâr] [Yukarıdaki hadîs-i şerîfleri, Ehl-i sünnet âlimleri şöyle açıklamışlardır: Dinimizde en büyük günâhı bile işleyen kâfir olmaz. Bunun için namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat namaz, çok önemli bir ibâdet olduğu için, namaz kılmayanın îmânla ölmesi çok zayıf bir ihtimâldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günâhları işlemekten çekinmez. Ba’zı âlimler, namaz kılmayanın kâfir olacağını bildirmişlerdir. Bu bakımdan, her ne şart altında olursa olsun, muhakkak namazı kılmalıdır. Çünkü namaz kılmamak büyük günâhtır.] Dâru’l-fünûn müderrislerinden [eski İstanbul Üniversitesi Ordinaryüs Profesörlerinden] Seyyid Abdülhakîm Efendi’nin “Sefer-i âhiret” isimli kitabında buyuruluyor ki: “Allahü teâlâ, namaz kılmayanın hiçbir iyiliğine sevâb vermez. Ya’nî günde defalarca sadaka verse, birçok yetîm sevindirse, yedirse, giydirse, günlerce Kur’ân-ı kerîmi hatmetse, defalarca hacca gitse, daha buna benzer çeşitli ibâdet ve iyilikleri yapsa, Cenâb-ı Hak ona, zerre kadar bir sevâp vermez. Bütün amelleri boştur. Namazı terk edenlerin, her işinden iyilik hayır ve bereket kalkar.” İnşâallah bu önemli konuya devâm edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT