BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanlara yardımcı olmak...

İnsanlara yardımcı olmak...

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlânın, bir kuluna, faydalı işler yapmayı, çok kimsenin ihtiyâçlarını sağlamasını nasîb etmesi, çok kimsenin ona sığınması, bu kul için pek büyük bir nimettir!”



İnsanlara yardım ve merhamet etmek, şefkat göstermek demek, onların âhiretlerini kurtarmaya çalışmak ve Cehennem ateşinden korumak demektir. Dünyâ işlerinde yardım etmek, âhiretlerine yardım etmenin yanında hiç kalır. Zaten insanlara dünyâda ve âhirette faydalı olan şeyleri yapmak, zarârlı olan şeyleri yapmamak lâzım olduğunu, kimseye eziyyet etmemeyi, kalb kırmamayı, onlara bilmediklerini öğretmeyi, kusûrlarını örtmeyi, farzları emretmeyi, harâmlardan nehyetmeyi, bunların hepsini tatlılıkla, acıyarak bildirmeyi, küçüklere merhamet, büyüklere hürmet edilmesini, kendilerine yapılmasını istediklerini başkalarına da yapmalarını, kendilerine yapılmasını istemediklerini başkalarına da yapmamalarını, onlara bedenleri ile, mâlları ile, yardım edilmesini bildirmek, bütün insanlar için nasîhat etmek olur. Hadîs-i şerîfte; (Müslümânlara yardım etmeyen, onların iyilikleri ve rahatları için çalışmayan, onlardan değildir) buyurulmuştur. Güler yüz, tatlı dil ile... Süleymân bin Cez⒠hazretleri; “Her insana elinden geldiği kadar iyilik et! Müslümânların ilim öğrenmelerine ve ibâdetlerine yardım et! En büyük yardım, onlara Ehl-i sünnet i’tikâdını, helâllerı, harâmları, farzları öğretmek ve hâtırlatmaktır. Bunları Allah rızâsı için yap!” buyurmuştur. Birbirlerine yardım eden insan toplulukları arasında, çekişmeler olmaz. İslâmiyyette muhtâç olanlara yardım etmek, hattâ yardım edemeyenin, güler yüz, tatlı dil ile bir Müslümânı sevindirmesi çok sevâbtır. Kur’ân-ı kerîmde, fakîrlere, miskinlere, yolculara yardım etmekten, çeşitli âyet-i kerîmelerde tekrar tekrar bahsedilmiştir. Böylece fakirlere, yolculara ve zayıflara yardım etmek, Müslümânlar arasında âdet olmuş, Müslümânların mühîm bir vazîfesi hâline gelmiştir. Muhammed Bâkır hazretleri; “Dünyâda insana en iyi yardımcı, din kardeşlerine iyiliktir” buyurmuştur. İnsanlara yardım etmek için çalışıp para kazanmak, nâfile ibâdet etmekten dahâ çok sevâbtır. Zira Cennetin yüksek derecelerine mal ile kavuşulur. Hayır ve iyilik kurumları, mektepler, medreseler, aşevleri, hastaneler yapmak, âcizlere, fakîrlere ve kimsesizlere yardım etmek, çeşmeler, köprüler yapmak, fabrikalar kurmak, hep mal ve servet ile olur. Mal ve servet ise, çalışmak ve ticâret ile kazanılır. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, bazı kullarını başkalarının ihtiyâçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratmıştır. İhtiyâcı olanlar bunlara başvurur. Bunlar için âhirette azâb korkusu olmayacaktır) buyurmuştur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlânın, bir kuluna, faydalı, güzel işler yapmayı, çok kimsenin ihtiyâçlarını sağlamasını nasîb etmesi, çok kimsenin ona sığınması, bu kul için pek büyük bir nimettir! Allahü teâlâ, kullarına ‘ıyâlim’ demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, bu ıyâlinden birkaçının rızkları, nafakaları için ve bunların yetişmeleri, râhat yaşamaları için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsân etmiş olur. Bu büyük nimete kavuşup da, bunun için şükretmesini bilen kimse, çok tâlihli, pek bahtiyârdır. Bunun kıymetini bilip, şükretmek, kendi sâhibinin, Rabbinin ıyâline hizmet etmeyi saâdet ve şeref bilmek ve Rabbinin kullarını yetiştirmekle öğünmek, akıl îcâbıdır.” Peygamber efendimiz; (Din kardeşinin yardımına koşanın, yardımcısı Allah’tır) buyurmuştur. En mesûd kimse... Muhammed Ma’sûm hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki: “Bu dünyâda en mesûd kimse, kısa ömründe, âhirete yarayacak işleri yapan, uzun olan âhiret yolculuğuna hâzırlanan kimsedir. Allahü teâlânın kullarına hizmet etmeniz dünyâ ve âhiret derecelerine kavuşmanıza sebep olacaktır. Bunun için, Allahü teâlânın kullarına iyilik etmeye, güler yüz, tatlı dil ve güzel huy ile onlara kolaylık göstermeye çalışınız! Bu çalışmanız, Allahü teâlânın rızâsını kazanmanıza ve âhirette yüksek derecelere kavuşmanıza sebeb olacaktır. Hadîs-i şerîfte; (İnsanlar Allahü teâlânın ıyâlidir, kullarıdır. Kullarına iyilik edenleri çok sever) buyuruldu.” Netice olarak, insanların iyisi, insanlara faydalı, yardımcı olandır. Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinin buyurduğu gibi: “Müslüman, insanlara iyilik eder ve mertlik gösterir ve onlarla sulh içinde yaşar, iyi geçinir. Allahü teâlâya yalvarır, nefsine karşı savaş açar, onun boş isteklerine muhâlefet eder. İnsanlardan gelen sıkıntılara tahammül eder. Düşmanlık edenlere yumuşak davranır. İnsanlara musîbete uğradıklarında ve gamlı hallerinde yardımcı olur. Dostlarla yardımlaşır. Emri altında bulunanlara nasîhat eder. Dâimâ âhireti düşünür. Hallerine ve sözlerine dikkat eder.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT