BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dışlama

Dışlama

Aynı toprak, aynı bayrak altında birarada yaşayan ama üç günlük hayatı da, her geçen gün, birbirine dar eden hale nasıl gelindiğini anlamakta zorlanıyorum.. Dışlama; gelenekselleştiriliyor..



Aynı toprak, aynı bayrak altında birarada yaşayan ama üç günlük hayatı da, her geçen gün, birbirine dar eden hale nasıl gelindiğini anlamakta zorlanıyorum.. Dışlama; gelenekselleştiriliyor.. Bu alışkanlık da gün geçtikçe; sanatlaştırılıyor.. Kamera şaka programlarının birinde rastladığım görüntüyü hatırlayınca dışlamaların altında yatan nedeni daha iyi anlıyorum.. Neydi şaka? Bir kuzunun başına çığlık filmindeki kuru kafa maskesi takılıyor ve sonra yirmiye yakın kuzunun içerisine bırakılıyor.. Kuzular kuru kafa maskeli kuzuyu görünce çıldıracak gibi oluyor.. Şimdi suçlu kim? Kuru kafa maskesi takılan kuzu mu? Maskeli canavardan korkup kaçan kuzular mı? Bir tarafın suçsuz, diğer tarafın ise suça teşvik edildiğini görmek istemeyenler maskeyi kuzunun kafasına takarak fitne çıkartanları aklına dahi getirmek istemiyor.. Gerçeği gözardı ederek sonuca varmak ne kadar yanlışsa, bugünlerde gündemi işgal eden dışlama hikayelerinde varılan sonuçlar da bir o kadar yanlış.. * “İnsan toplumları, kadim zamanlar boyunca farklılık gösteren bireylere ve yabancılara hep düşmanca davranmış ve farklı olana daima ‘boyalı kuş’ muamelesi yapmış, bu ‘beyaz kargaları’ yok etmiş ya da en ılımlı davranış olarak dışlamıştır” diyen ünlü Polonyalı yazar Jerzy Kosinsky Boyalı Kuş adlı romanında sosyal psikolojideki, bir sürüye yabancı olanı dışlama güdüsünü işler.. Ornitologlar (Kuş bilimciler) bir araştırma yapar.. Siyah karga sürüsünün içine, aynı sürüye ait beyaza boyadıkları bir kargayı bıraktıklarında, siyah kargalar tarafından gagalanarak ya öldürüldüğünü, ya da sürünün dışına itildiğini gözlemleyen Ornitologlar, aynı davranış modellerinin insanlarda da görüldüğünü belirtiyorlar.. * 1988 yılında Ünlülerin Askerlik Anıları adlı bir yazı dizisi hazırladığımda Nejat Uygur’un anlattığı bir anısına çok gülmüştüm. Nejat Uygur kışla içindeki cezaevinde askerlik görevini yaparken, komutanın bir köpeği ve yedi yavrusu varmış.. Uygur, bir gün boya kutularını alıp yavru köpekleri renk renk boyamış.. Birbirlerine bakan yavru köpekler sürekli havlamaya başlayınca, komutan haberdar edilmiş.. Komutan böyle bir komikliği niçin yaptığını sormuş.. Nejat Uygur da; “Komutanım, köpeklerin günleri çok renksiz geçiyordu, biraz dünyaları renklensin istedim.” demiş.. * Dışlamalardan uzak, medeni toplumlar gibi birarada yaşayabilmek için; kimse kimsenin kafasına maske takmamalı, siyah kuşları beyaza, beyaz kuşları siyaha boyamamalı ve kimse olduğundan farklı görünmeye çalışmamalı.. Hazreti Mevlana’nın; “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” dediği adamlardan olmalı.. Bazıları kendi gibi olamadığı, yaşayamadığı, okuyamadığı, gezemediği, giyinemediği, gidemediği, oturamadığı, konuşamadığı, fikrini söyleyemediği, tercihini yapamadığı için olduğu gibi görünemiyor.. Haliyle, her geçen gün yeni bir dışlama hikayesi daha ekleniyor bu ülkenin hikaye defterine..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT