BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Euro champion inşallah

Euro champion inşallah

G.Saray!.. Tartışmasız Türkiye’nin en iyisi!.. Avrupa’da başarısıyla gurur duyduğumuz, ligde ise 4. şampiyonluk için rekor koşuşuna gıpta ile şahitlik ettiğimiz bir takım... Bu takımın mimarı Fatih Terim’le birlikteyiz. Onun G.Saray’ı nasıl atağa geçirdiğini, sistemini, ilkelerini, 2000 yılı hedefini konuşacağız...



G.Saray!.. Tartışmasız Türkiye’nin en iyisi!.. Avrupa’da başarısıyla gurur duyduğumuz, ligde ise 4. şampiyonluk için rekor koşuşuna gıpta ile şahitlik ettiğimiz bir takım... Bu takımın mimarı Fatih Terim’le birlikteyiz. Onun G.Saray’ı nasıl atağa geçirdiğini, sistemini, ilkelerini, 2000 yılı hedefini konuşacağız... Fakat önce, “Fatih Terim nasıl biri?”... İsterseniz hocayı çalışma arkadaşlarından dinleyelim... “O, Türk insanına inanmış, diyaloğa açık, formayı adaletli dağıtan ve daima en üstte olmayı hedefleyen biri. Aile reisi olarak evine bağlı, örnek bir baba... Yenilikçi, dost ve vefalı... Başarısızlıkta faturayı tek başına üstlenen, başarıda ekibini öne çıkaran karizmatik bir lider” Bu anlatımdan hareketle G.Saray’ın yükselişindeki sırrı soruyoruz Terim’e... Dört kelime ile özetliyor... “Sistem, inanç, bağlılık ve çalışma”. Sonra... Geniş, ferah ve zevkle döşenmiş çalışma odasındaki duvarı süsleyen şampiyonluk posterini göstererek, “Bu çocuklar başarıya doyacak gibi değil” diyor. -Hepsi bu mu? Gülüyor... “Tabii ki değil...” Sistemin rolünü anlatıyor... Biz rakamlara takılıyoruz... O, “Hayır, rakamların önemi yok...” diyor ama arkasından “Futbolda dünya yeni bir sistemi literatürüne geçirecek... 3-5-2’yi farklı bir boyutuyla öğrenecek” diye devam ediyor: “Sayılara dökülen sistemimiz için diyorlar ki... 3-5-2 !.. 4-4-2.. Yok bilmem ne! Bu düzen kazanma adına değişmez kavramlar değil, diye her gün söyledim. Ama insanlar kısa yoldan yazdılar hep. Şimdi de ‘Ya, Fatih Terim ne iyi motive ediyor’ falan-filan diyorlar ya, Türkiye’de. Bunları geçeceksiniz!” -Nereye geleceğiz? “2-5-3!” Şaşkınlığımız daha da artıyor... Fatih hoca, bu sayısal dizilişi dünyanın yakında “Terim ekolü” diye tanınacağını iddia ediyor: “Sistem niçin vardır? Temel bir felsefe oturtabilmek... Doğru kararı verebilmek ve kazanacak formatı kurmak için değil mi? İşte biz de dört yıldır bunun savaşını veriyoruz. 2-5-3 oynuyoruz. Maçlarımızı iyi analiz edildiğinde bu rahatça görülür.” Bu şekilde sahada dizilmekle başarının gelmeyeceğini de söylüyor Terim... “Ben, teknik ekip adına her an her şeyi değiştirebilirim. Bu söyleyecegim çok daha önemli. Sahanın içindeki tutumlar, antrenman ciddiyeti.. Futbolcu...” Bir ara duruyor... Kendine has mimikleriyle devam ediyor konuşmasına: “Futbolcu, sadece sahada oynanarak futbolcu olunmadığını, bu platformun dışında da bir dünya olduğunu ve bu dünyaya katılmaları gerektiğini bilecek. Başarının, bunların hepsi birleştiği zaman geldiğini anlatıyoruz, hep. Tabii yaşamak başka, teori başka şey. G.Saray’da futbolcu bunu bizzat yaşarak farketti. Bu yüzden farklılar zaten.” -Konuyu biraz daha açar mısınız? “Yani inanmak önemli bir etken. Kişinin birey olarak inanci. Teknik adam olarak inancı. İdare edebilen bir adam olarak inanci. Onun güç zamanlarında, hoca veya Fatih Terim de olmayınca bu sistemin yürüyecegine olan inancı çok önemli. Ben de başka bir yere gittiğim zaman, işler aksamadan yürüyorsa, sistem oturmuş demektir. G.Saray’da zannediyorum biz bunu tesis ettik.” -Bütün bu söylediklerinizde motivasyonun rolü ne? “Motivasyon, diye bir kelime kalmadı. Olmayan bir şeyi de zaten motive edemezsiniz. İletişimdeki mesajlar önemli. Bu tavır konmuş. Kime sorarsan, o, ben hazır olacağım, olmak zorundayım, oynamak zorundayım diyebilmeli. Yoksa karşısında bir takım yaptırımlar olacak.” -İyi de bu da, karizmayi öne çıkarmıyor mu? “Tabii ki.. Bu kadar basit. Karizmanız yoksa, imajınız yoksa, sistemi kuramazsınız... “ -G.Saray gruplar halinde istasyon çalışması yaparken siz sahanın orta yerinde yardımcılarınız Müfit Erkasap, Bülent Ünder ve Eser Altındere ile koyu bir sohbete dalmıştınız. Bir teknik adam, nasıl bu kadar rahat olabilir? “Mesele o zaten. G.Saray’a geldiğimde, 45 dakikayla başlayan maç toplantıları, zaman gelecek 15 dakikaya inecek demiştim. Bugün 5 dakikayı bulmuyor bu toplantılar. Artık futbolcu, hangi çalışmayı niçin yapacağını ve nasıl bir fayda elde edeceğini biliyor.” -Başarıya doyulmaz diyorsunuz, 2000’li yıllardaki hedefiniz nedir? “Hedefimiz sezonu üç kupayla tamamlamak... Lig, Türkiye ve UEFA Kupası... Haa... 2000’li yıllara çok daha değisik projelerle gireceğiz. “ -Ne tür projeler? “Valla, biz üretmekle meşhuruz. Şu an ‘Bir kulüp yapısı nasıl olmalı?’ diye bir proje üzerinde çalışıyorum. Futbola yeni yıldızlar kazandırmak için Milli Takım’daki ‘Altın Çocuklar Projesi’ne benzer bir çalışmayı G.Saray’da başlattık. 2000’li yıllarda Emre, Arif, Hakan Şükür gibi yetenekler daha rahat çıkacak. Ayrıca Avrupa’da bir takım yeni uygulamalar var. Biz de kendimize bir yer çizmek istiyoruz.” -Hocam, hedefiniz başkanlık mı? “Hayır, tabii ki, bu düşüncelerim bir teknik direktör olarak. Ama bir başkanın sorumluluk anlayışı içinde. Milenyuma yakışır, düzeyde bir kulüp düşünüyorum.” -Sir Alex Ferguson gibi rekortmen mi olmak istiyorsunuz? “Niçin olmasın?” -Hocam, ya Avrupa? “Bir çok teklif var. Ama şu an için zor görünüyor... Yola beraber çıktığımız insanlar var. Onları satamam.” -Artık, Avrupa’yı düşünmüyor musunuz? “Şu an için böyle bir düşüncem yok. Ama, yarın ne getirir, onu bugünden kestirmek zor.” -Fatih Terim, bir gün Avrupa’ya gitmeye karar verirse, bu takım hangisi olur? “Bakın ben Türkiye’de 1 numarayım. Ekibimle yaptıklarım ortada. Bu sezon sonundaki hedefimiz de Avrupa’da 1 numara olmak. Böyle bir hedefi seçmis bir insanın gideceği kulüp de her hangi bir kulüp olamaz. Mutlaka Avrupa’da 1 numara olmak durumda!” -Bir numara dediniz de, Mustafa Denizli olayı var... Medyada sizi sürekli kıyaslıyor, bunun için ne diyeceksiniz? “Kulvarımız farklı... Lafımız farklı... Sözümüz farklı... İcraatımız farklı... Bizi birbirimizle kıyaslamaları yanlış!” -Tugay’ın G.Rangers’e transferi için ne diyeceksiniz? “Çok iyi olur. Ben gitmek istiyorum, diyene, dur demem... Tugay da mutlu olacağı yerde olmalı... Bu kural, herkes için geçerli.” -Hakan Şükür içinde mi? “Bakın ben ilkeden söz ediyorum, gitmek istiyorum diyen herkes için geçerli... Hakan’ın böyle bir arzusu olursa... Onun için de geçerli.” -Hoca bir cümle ile Hakan Şükür’ü tanıtacak olursan, nasıl anlatırsın? “TIR gibi!” -Emre, büyük yetenek... Büyük tekliflerle karşı karşıya ama öğrenecek çok şeyi var.” -Son olarak Taffarel? “Keşke daha önce beraber çalışsaydık... Gerçek profesyonel... Neşeli, hiperaktif, örnek bir insan.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT