BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çil çil kubbeler serpen ordu...

Çil çil kubbeler serpen ordu...

Bizans topraklarında, Rumlar eğleniyor, gülüyor, Anadolu insanı ise ağlıyordu. Ağlayanın malı, gülene hiç fayda getirir mi? Bizans İmparatorluğunun zulmü altında ezilen Süryaniler ve Ermeniler, Rumları cezalandırmak için, Allah’ın, Müslümanları gönderdiğine inanıyorlardı.



Bizans topraklarında, Rumlar eğleniyor, gülüyor, Anadolu insanı ise ağlıyordu. Ağlayanın malı, gülene hiç fayda getirir mi? Bizans İmparatorluğunun zulmü altında ezilen Süryaniler ve Ermeniler, Rumları cezalandırmak için, Allah’ın, Müslümanları gönderdiğine inanıyorlardı. Sultan Alpaslan’ın emri ile Anadolu’ya akınlar düzenleyip, darbe üstüne darbe indiren Selçuklu akıncıları, Gâzi Alperenler, Bizanslı askerlerin korkulu rüyâsı haline gelmişlerdi. Gürcü tarihçi M. Brosset,”Sanki dünyanın her tarafından, (bu memleket için randevu almışçasına) dalga dalga Bizans kapılarına Türk akıncılar dayanmıştı.” derken, bir Bizans kaynağı da, “Kara, deniz, bütün dünya, sanki Türkler tarafından doldurulmuştu.” diyerek endişelerini dile getiriyordu. Bizans imparatoru Romanos Diogenes (Romen Diojen) ise, kibirli edasıyla “Nasıl olur da bir avuç barbar Türk, Bizans’a saldırmaya cüret edebilir? 200 bin kişilik ordumla Müslümanlara dünyayı dar edeceğim! Onları, Anadolu’dan atmakla kalmayıp, geldikleri Türkistan’a kadar sürüp, oraları da topraklarıma dâhil edeceğim. İslam ülkelerine kendi ülkem gibi hâkim olmadıkça, camileri kiliseye çevirmedikçe asla dönmeyeceğim.” diyordu. ** Yıl 1071, Ağustosun 26’sı, günlerden Cuma... O gün rüzgâr bir başka esiyordu. Sabahın pembemsi ışıltıları altında beyazlar giymiş bir cengâvere doğru... Bu cengâver, Sultanlar Sultanı Alparslan idi. Zemzemle yıkanmış beyaz bir kefene bürünmüş, püfür püfür esen rüzgârda, bayrak gibi süzülen ak elbisesiyle; bir yamaçtan, 50 bin kişilik yekvücut olmuş ordusuna bakıyordu. Vadiye yayılan tekbir sesleri ile yer gök inliyor, koca sultan ağlıyordu. Hocası Buharalı Ebû Nasr Muhammed Efendi ona, “Ey Sultanım, sen ki, Allah’ın rızası üzere cenk edersin. Bu sebeple bütün Müslümanlar, Cuma namazında senin için dua edecekler. Sen dahi Cuma günü, düşman karşısına çıkasın. Allah muinin ola inşallah” demişti ya!.. İşte! Günlerden cumaydı. İçi içine sığmıyordu. Yere diz çöktü, alnını yere dayadı, mis gibi toprağı kokladı. Ya toprağı olacaktı uğruna vatanın, Ya bu toprağın sultanı, izniyle Allah’ın. Bir dua mırıldanıyordu yürekten, yürekleri parçalayan... “Ey Allah’ım! Sana tevekkül ettim, sana inandım. Senin huzurunda secdeye kapanıyor ve yalvarıyorum. Eğer samimi değil isem beni, beraberimdeki yardımcılarımı kahr-u perişan eyle! Eğer ihlasımı kabul edersen, bu cihatta düşmanlarıma karşı bana yardımcı ol ve beni muzaffer kıl!” Koca cihangirin yanaklarından süzülen iki damla gözyaşı toprağa akıverdi. Daha sonra öğleyi bekleyip askerleri ile Cuma namazını kılan Sultan Alparslan, ordusuna son sözlerini söyledi: “Kumandanlarım, askerlerim! Onlar ne kadar çok olursa olsunlar, biz ne kadar az olursak olalım! Bütün Müminlerin dua ettiği şu anda, kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Bilin ki bugün, ne emreden bir sultan, ne de emir alan asker var. Sizlerden biri olarak, sizinle birlikte savaşacağım! Bu meydan, er meydanıdır. Ola ki geri dönmek isteyen var ise, hemen dönsün.” O sultanlığı bırakıp erliği seçse de, hâlâ gönüllerin sultanı idi. Kimse tereddüt edip geriye bakmamıştı bile. Hepsi bir yürek olmuşlardı. Dönmek ne kelime... Sultanın, “Şimdi erlerin Allah’ın rızası için gaza vaktidir. Ya muzaffer oluruz, ya şehit. Eğer ölürsem, işte üzerimde kefenim. Beni onunla gömersiniz” demesiyle bir kartal gibi düşmanın üzerine atılması bir oldu. Gök gürlemesini andıran nal sesleri ile titreyen ovada, Alparslan’ın ordusu şimşek gibi düşmanın içine daldı. Yıldırım çarpmışa dönen düşman kaçacak yer arıyordu, O kendini beğenmiş Bizans ordusu, darmadağın oluverdi. O gün bugündür Anadolu Türk yurdu oldu. ** 26 Ağustos 1071 tarihinde, inancıyla, cesaretiyle Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Selçuklu Sultanı Alparslan, kıyamete dek bu yurdu Müslüman Türk milletine armağan etmiştir. Ruhu şad olsun. Toprakları inançla yoğrulmuş ve aziz şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış yurdumuza, sinsi planlarla göz dikenlere; bu vatanın kolay alınmadığına, kolay verilmeyeceğine tarihimiz cevaptır. Okurlarımızın Berat Kandilini tebrik ederim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT