BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapadokya’yı gördünüz mü?

Kapadokya’yı gördünüz mü?

Kapadokya’nın harika bir yer olduğunu bilmeyen mi var? O kadar çok hususiyeti var ki, hangisini sayayım. Medeniyetin beşiği bir kere. Mısır Fravunu II. Ramses ile Kadeş Barış Anlaşması’nı imzalayan Hitit Kralı III. Hattuşili bu topraklar üzerinde yaşadı. Ki, dünyanın ilk uluslararası barış antlaşmasıdır bu. Hristiyanlığın Avrupa’ya yayılması da buradan oldu. Tarih ve kültür yönü muhteşem yani. Eşi benzeri yok! UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen bu muazzam bölgeyi dünyanın dört bir bucağından gelip görenler de kabul ediyor zaten bunu.



Kapadokya’nın harika bir yer olduğunu bilmeyen mi var? O kadar çok hususiyeti var ki, hangisini sayayım. Medeniyetin beşiği bir kere. Mısır Fravunu II. Ramses ile Kadeş Barış Anlaşması’nı imzalayan Hitit Kralı III. Hattuşili bu topraklar üzerinde yaşadı. Ki, dünyanın ilk uluslararası barış antlaşmasıdır bu. Hristiyanlığın Avrupa’ya yayılması da buradan oldu. Tarih ve kültür yönü muhteşem yani. Eşi benzeri yok! UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen bu muazzam bölgeyi dünyanın dört bir bucağından gelip görenler de kabul ediyor zaten bunu. İpek Yolu’nun önemli duraklarından biri olan Kapadokya, o gün inşa edilen ve hâlâ dimdik ayakta duran muhteşem kervansarayları birer inci gerdanlık gibi bağrında taşımaya devam ediyor. Roma İmparatorluğu’nun hışmına uğramaktan korkan ve imparatorun askerlerinden kaçan ilk Hristiyanların barındığı yer de burası. Kayalara oyulan kiliseler bugün milyonlarca Hristiyan’ın ziyaret ettiği mabet özelliğini taşıyor. Bölgede 300’e yakın yeraltı şehri olduğu söyleniyor. Hem de ne şehir. Tünelleri, geçitleri, savunma sistemleri ve barınaklarıyla ziyaretçilerin aklını başından alıyor; hayran bırakıyor onları kendine. Kapadokya’daki tarihi mirasın her biri turistlerin gözbebeği. Bu cazibe Kapadokya’yı “Yabancı Gelin”i en çok olan yöre de yapmış. Göreme mesela. Beldenin güzelliği karşısında başı dönen 10’larca Avrupalı ve Japon kızı o tutkuyla bir Türk erkeği bulup evlenmiş ve hayatlarını burada devam ettiriyorlar. Bir bölge böylesine cazibe merkezi olur da yatırımcı gelmez mi? Gelmiş tabii. Kimi, LykiaGroup Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Silahtaroğlu gibi taa 1960’lı yıllarda hayran kalıp bölgenin en güzel otelini yapmış, kimi pansiyonculuğu tercih etmiş, kimi de son yıllarda hızlanan kaya ev ve butik oteller inşa etmiş. Bölgedeki yatırımlar otel ve pansiyonla da sınırlı değil. Organik tarımdan bağcılığa, atçılıktan hava ulaştırma işletmeciliğine, yeme içmeden el sanatlarına kadar birçok alanda da kendini yenilemiş bölge. Kapadokya’nın bir diğer adı da “Güzel atlar ülkesi” olarak geçiyor. Yeni bağlarla zenginleştirilen bölge dünyanın en kaliteli üzümlerini yetiştiriyor. Ayrıca, balon turları bölgenin en ilgi çeken aktivitelerinden biri haline gelmiş. Zaman planlama zamanı Son 15 senede müthiş bir turizm yatırımı gerçekleştiren Kapadokya bugün 20 bin yatak kapasitesine ulaşmış durumda. Fakat, tanıtım ve altyapı eksikliği, ulaşımdaki aksaklıklar ve hepsinden önemlisi bir master planının olmaması üst üste gelince bölgeyi ziyaret eden turist sayısı kafi miktarda artmamış. Senede 500 ila 600 bin civarında turist geliyor ve konaklama süresi ortalama 1.7 gün ile sınırlı! Bölgede arz fazlası var yani. Bugün Kapadokya’daki tesisler yüzde 20 kapasite ile çalışıyor. Dolayısıyla, vahşi bir rekabet başlamış. 5 yıldızlı oteller bile 20-25 dolara yatak satıyor. LykiaLodge Kapadokya Genel Müdürü Selçuk Özgünsür, “Fiyatlar aşağı çekiliyor ve haliyle kalite düşüyor” dedi ve rekabetin mutlaka hizmet kalitesini arttırarak yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu haksız rekabet sadece konaklama yerlerini zora sokmakla kalmıyor tabii, diğer hizmet sektörlerini de olumsuz etkiliyor ve kimi işletmesini kapatıyor, kimi de kendini kayıt dışına atmakta buluyor çareyi. Nevşehir Vali Yardımcısı Hüseyin Ergi, Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver ve ayrıca Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Ortahisar beldeleri belediye başkanları ile turizm yatırımcıları ve kamu görevlileri bir araya gelip “Bölge Turizmi”nin iyileştirilmesi için ne yapılması gerektiğini tartıştı geçen hafta sonunda. “Ziyaretçi ve kalınan gün sayısını nasıl arttırırız?” sorusuna cevap arandı bu platformda. Eee, Burası Türkiye!.. Hah, deyince çare bulunmuyor ki. Önce tartışacaksın. Sonra bir daha, bir daha tartışacaksın ve böyle sürüp gidecek bu havanda su dövme hali!.. Tartışma, netice getirmiyor elbette ki ama problemin varlığı hususunda mutabakat sağlamak gibi bir faydası var. Sektör problemi görmüş. Çare arıyor fakat, bu arayışlar mahalli kalıyor maalesef! Bugünlere bir misyon ve planlama ile gelinmemiş ki. Yok öyle bir alışkanlık! Gelişmenin önemli bir kısmı gelişigüzel olmuş. Bu da beraberinde tıkınmayı getirmiş tabii. Yatırımcı olsun, işletme sahipleri ve belediyeler olsun...hepsinin global düşünmesi lazım. Zaman globalleşme zamanı. Mahalli vizyonu bir kenara bırakıp geniş bir perspektiften bakmaları gerekiyor. Ayrıca, profesyonellerden istifade etmesi de lazım bölgenin. Şayet, bu yapılırsa Kapadokya bölgesi değil 500 bin senede 5 milyon turist çekebilecek bir kapasiteye sahip. Yeter ki, 15-20 senelik master plan yapılsın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT