BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hedefteki ülke Türkiye

Hedefteki ülke Türkiye

Geçmişte, İslam Dünyasının zenginliklerine göz dikenler günümüzde İslam Dini’ne göz dikmiştir. Sadece Müslüman ülkelerde değil dünyanın her köşesinde İslam dinine karşı yeni bir haçlı seferi başlatanlar, meşhur İngiliz tarihci Arnold Toynbee’nin 1940’larda dile getirdiği şu sözleri kendilerine destur edinmiştir: “Açıkça itiraf etmek gerekirse, Hristiyanlık asırlarca ülkeleri ve insanları hoyratça sömürdü ve katliamlar yaptı. Hristiyanlığın insanlığa vereceği hiçbir şey yoktur. Ama İslamiyet’in insanlara vereceği sayısız şeyler vardır. Her çareye başvurarak İslamiyet kötülenmelidir. Aksi halde 21’inci asrın İslamiyet’in asrı olması önlenemez.”



Geçmişte, İslam Dünyasının zenginliklerine göz dikenler günümüzde İslam Dini’ne göz dikmiştir. Sadece Müslüman ülkelerde değil dünyanın her köşesinde İslam dinine karşı yeni bir haçlı seferi başlatanlar, meşhur İngiliz tarihci Arnold Toynbee’nin 1940’larda dile getirdiği şu sözleri kendilerine destur edinmiştir: “Açıkça itiraf etmek gerekirse, Hristiyanlık asırlarca ülkeleri ve insanları hoyratça sömürdü ve katliamlar yaptı. Hristiyanlığın insanlığa vereceği hiçbir şey yoktur. Ama İslamiyet’in insanlara vereceği sayısız şeyler vardır. Her çareye başvurarak İslamiyet kötülenmelidir. Aksi halde 21’inci asrın İslamiyet’in asrı olması önlenemez.” Gerçekten de, insanlık tarihinin hiçbir döneminde 20. asır kadar katliam, soykırım yaşanmadı. Ancak 21. asır, Allah’ın izniyle İslam’ın yükseleceği ve tüm dünyayı kucaklayacağı asır olacaktır. Tonybee’nin sözlerini vasiyet kabul eden Batı’nın hain planları Türkiye üzerinden tezgahlanmaktadır. Bazıları doğrudan İslam dinine dil uzatırken, doğrudan İslamiyet’e saldırmaktan çekinenler de AK Parti’nin şahsında İslamiyet’e saldırıyorlar. Dünyada ise İslamiyet’e saldıranlar Müslümanları kasten terörist olarak hedef gösteriyor. Gerçekte, çok iyi bilmektedirler ki; başta Irak olmak üzere bütün İslam çoğrafyasında terör eylemlerini planlayan hatta terörist grupları finanse eden yine Batılı dış güçlerdir. 1981’den bu yana yaşanan sosyo-kültürel ve siyasal gelişmeleri inceleyen “Dünya Değerleri Araştırması”nın son raporuna göre, günümüzde dünya nüfusunun yüzde 22’sini oluşturan ancak önümüzdeki 30 yıl içinde nüfusu yüzde 8 oranında azalacak olan Batı dünyası, dünya kaynaklarının toplam yüzde 70’ine sahiptir. Batı, bu sömürü ve tüketim sistemini kaybetmekten endişe ettiği için Müslüman kimliğine yönelen saldırılar dalga dalga tüm dünyaya yayılmaktadır. Batı, hain planlarını ise Türkiye üzerinden tezgahlamaktadır. Çünkü Türkiye, gerek batı ile doğu arasında köprü kuran stratejik konumu, gerek yer altı ve yer üstü kaynakları, gerekse sosyo-kültürel kazanımları ile İslam Dünyası’nın beyni ve kalbidir. Bu sebebledir ki; misyoner faaliyetleri doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye’de hızla yayılmaktadır. Müslümanın şuursal uyanışı! İslam dinini hedef alan saldırılara kalkan olmak için her şuurlu Müslüman önce zihin gücüyle mücadele etmelidir. ABD merkezli “Middle East Quarterly” dergisinde çıkan bir yorumda, Arap dilinin Kur’an-ı Kerim’in izlerini taşıdığı, bu yüzden Arapça düşünmeyi öğrenen her kişinin, İslami şuura ererek her şeyi İslam’a göre düşündüğü açıklandı. Daha açık bir ifadeyle, İslam Dünyasında Arapça eğitim alanlar ile batılı bir dilde eğitim alanlar arasında dağlar kadar fark vardır. İngilizce, Fransızca, Almanca ya da başka bir Batı dilinde eğitim gören öğrencilerin, İslami değerlerden hızla uzaklaşırken Batının değerlerini büyük bir hızla kabul ettiklerine dair örnekler artık reddedilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Bir ülkeyi işgal etmek her zaman topla, tüfekle olmaz. Toplumun kılcal damarlarından girerek beyninin kıvrımlarını ele geçirmek de bir başka işgal türüdür. Bunun için önce ana dili tahrif edilmeli, yabancı kelimelerle kirletilmelidir. İşte sadece bu sebeble İslam ülkelerinde Batı dilleri özendirildi. Hatta Cezayir örneğinde olduğu gibi bir başka batı dilinde eğitim verilmesi şart koşuldu. Zaman artık silkinip, toparlanma sonra da geçmişle kucaklaşma vaktidir. İslami değerlerden bütünüyle koparılmış, maddi ve manevi değerleri boşaltılmış, Batının ekmeğine yağ sürecek düşünce sistemiyle donatılmış tek tip Müslüman nesil yetiştirme projesi, uzun vadede Anadolu üzerinden Kafkaslar’a hatta Asya’ya açılmak Hristiyan misyonerlerin öncelikli hedefidir. Türkiye, farkındadır ya da değildir, ancak Batı merkezli bir kültürel işgalin göbeğine çekilmiştir. Ne acıdır ki; geçmişte Sovyet dönemi diktatörü Lenin’in en büyük hayali olan homo sovyetikus (tek tik Rus yetiştirme) bile bu kadar başarılı olmamıştı!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT