BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meslek odaları ne iş yapar?

Meslek odaları ne iş yapar?

Ülkemizde her mesleğin bir odası ya da örgütü bulunuyor. Meslek elemanlarının bir araya gelmesi, örgütlenmeleri, mesleki problemlere elbirliğiyle çare aramaları, dayanışma içinde bulunmaları elbette faydalıdır.



Ülkemizde her mesleğin bir odası ya da örgütü bulunuyor. Meslek elemanlarının bir araya gelmesi, örgütlenmeleri, mesleki problemlere elbirliğiyle çare aramaları, dayanışma içinde bulunmaları elbette faydalıdır. Zaten teşkilatlanmalara da bu amaçlarla gidilmiş. Belki başlangıçta kuruluş amaçları doğrultusunda çalışmış da olabilirler. Ama geldiğimiz noktada, bu amaçlarını devam ettiren kaç meslek kuruluşu kaldı? Belli gruplar bu kuruluşlara yerleşti, kurdukları düzenden dolayı değiştirilmeleri pek mümkün olmuyor. Yüksek maaşlar alınıyor, üyelerin katkıları birilerinin nemalanmasından başka işe yaramıyor. Zaten sıradan vatandaşın etki etme gücü de bulunmuyor. Bazıları da ideolojik üs haline gelmiş. Mesleki faaliyetlerin yerini marjinal ve çağın gerisinde kalmış ideolojilerin militanlığı almış... Mesleki kuruluşların bu halleri ve bu mevzuatla ıslah edilmeleri de pek mümkün görülmüyor. Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, haklı olarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a resmi yazı yazıp “oda başkanlığı ve saltanatına” son verilmesini istemiş. Meslek odalarının çoğunun anlamsız ve getirisinin olmadığını savunan Göktaş, aidat almaktan başkaca hiçbir iş yapılmadığını belirterek, manasız ve anlamsız odaların bir an evvel kanunla iptal edilmesini istiyor, şimdi de bunun için imza kampanyası başlatmış... 8-10- 25 bin YTL. aylık alan oda başkanları bulunduğunu, esnaf ve sanayici için bir şey yapılmadığını, bir defa seçilenlerin, delegeleri ayarlayarak bir daha gitmediğini ve buraların birer arpalığa dönüştürüldüğünü belirten Mustafa Göktaş haksız mı? Meslek odaları ya ıslah edilmeli, kuruluş amaçları doğrultusunda çalışacak hale getirilmeli, demokratik hale getirilmeli; ya da meslek erbabı bu yüklerden ve istismardan kurtarılmalıdır. > Bu haksızlık ne zaman düzeltilecek? Maliye Bakanlığı’na; Bilindiği üzere, Kamu İdarelerinin İç Denetçi kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre istihdam edilenlere yapılacak ek ödemeye ilişkin usul ve esaslar, 05.08.2006 tarih ve 26250 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2006/10808 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenmiştir. Bu kararla, iç denetçiler kamu idarelerindeki Müfettişlere nazaran 700 YTL civarında ek ödemeye kavuşmuşlardır. Ancak bu kararın, kamu idarelerinde iç denetçilere göre daha yüksek statüde olan Müfettişlere yapılan bir haksızlık, eşitsizlik ve adaletsizlik mânâsı taşıdığını düşünmekteyim. Bundan dolayı, iç denetçilerin bu ek ödemeyi neden ve nasıl hakettikleri düşünce konusudur. Daha yüksek statüdeki Müfettişlerin bu ek ödemeden neden yararlanmadıkları da zihinlerde istifham olarak durmaktadır. Yukarıda belirttiğim konu, yani, 2006/10808 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla iç denetçiler lehine getirilen düzenlemelerin, Müfettişleri neden kapsamadığı; kamu idarelerinde iç denetçilere nispeten daha yüksek görevdeki Müfettişlere yapılan bir adaletsizlik olan bu farklılığın, bu adaletsizliğin, bu eşitsizliğin ne zaman düzeltileceği hususunda Maliye Bakanlığı’ndan makul bir cevap beklemekteyim. > Cemil Sayar > Trafik Vakfı’nın bu yaptıkları doğru mu? Yanlış yere park ettikleri gerekçesiyle, çekiciyle yüklenip götürülen araç sahiplerinden çok şikayetler geldi. Zaman zaman bu köşede de yer verdim. Fatih Kocasinan Caddesi sakinlerinin şikayetleri ise bitmiyor. Bu caddede bir tarafta park yasağı bulunduğunu, diğer tarafta bulunmadığını belirten vatandaşlar; park yasağı bulunan kısma park eden araçların bir kısmının götürülüp, diğerlerine dokunulmamasına bir anlam veremediklerini belirtiyorlar. Koca Sinan Caddesi’nin ana artel olmadığını, tali bir yol olduğunu, buna rağmen çekici keşmekeşliğinin bir türlü bitmediğini, anonslar ve gürültüden rahatsız olduklarını anlatan vatandaşlar, çözüm yolunu da gösteriyor: “Caddenin bir tanrafında araçlar park etmiş, diğer tarafında da yasağı dinlemeden park eden araçlar bulunuyor. Çekiciler de bunları kaldırmak amacıyla orta şeridi işgal edince, zaten dar olan caddemizde trafık tamamen duruyor. Daracık yola giren kocaman kamyon, başka araçların çizilmesine de sebep oluyor. Bir yanlışı düzeltmenin tek yolu bu olmamalı. İlle yanlış park edenlere ceza verilecekse, bunların tamamına ceza yazılmalı. İltimas kuşkularını da bitirebilecek böyle bir uygulama, çok daha caydırıcı olur.” Bu uygulamanın polisimizin imajına da zarar verdiğini belirten vatandaşlar, yetkililerin artık buna bir çare bulmalarını istiyorlar... > Devletin bütün derdi çam ise, çamını alsın, arazimizi geri versin Sayın Orman Bakanı’nın dikkatine; 150 senedir tapulu, tapusunda “içinde palamut bulunan arazi” diye yazıyor. 1947 yılında havadan çekilen fotoğraflarda, bu arazinin palamutla kaplı olduğu görülüyor. Palamut değerini yitirince, 1970’li yıllarda kesildi. 1980’de tapu kadastro ölçümü yapılınca, orman idaresi itirazda bulunuyor, çam ağacı bulunan kısımlarını alıyor. 150 yıl boyunca, tapusu ve mülkiyeti bizde bulunan bir araziyi Orman idaresi nasıl alır? Aynı arazi içinde, palamut bulunan kısmının vatandaşa, çam olan kısmının devlete verilmesi nasıl izah edilebilir? Devletin bütün derdi çam ise, alsın çamını, arazimizi bize versin. Zirai verimlilikte süper olan bir sahayı, devletin kurumu alıp, başkalarına kiralıyor. 27 yıldır avukat parasını ödemekten usandık. Lütfen hukuk biraz da vatandaştan yana işlesin, tapu senetlerimizin gereği yapılsın. > Ahmet Taha > Orman yangınları, yanlış politikaların mahsulüdür Her sene yaz aylarında ormanlarımız cayır cayır yanıyor. İlgililerin bütün söndürme gayretlerine rağmen, yeşillikler küle dönüşüyor. Dikkatsizlik de bulunmakla birlikte, orman yangınlarının çoğunun rant için bilinçli bir şekilde çıkarıldığını düşünüyorum. Anayasamızdaki ormanla ilgili 168 ve 169. maddeler, 6831 sayılı Orman Yasası ve 2/B (orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışı) gibi düzenlemelerin vetoyla engellenmesi, akamete uğratılması ülke için büyük kayıp olmuştur. İlgili bakan bir basın toplantısında; 200 binden fazla dava dosyası bulunduğunu, 40-50 senelik fındık bahçelerinin orman olarak gözüktüğünü, ülkemizdeki ormanların yüzde 99,9’unun devlete ait olduğunu, oysa Avrupa’da bu rakkamın %35 olduğunu belirtmişti. Küresel ısınma ve kuraklığın da körüklediği orman yangınlarını asgariye indirmek için yanlış politikalardan vaz geçmek gerekmektedir. 1. Kadastro çalışmalarında orman hudutlarına dahil edilen tapu belgeli araziler sahiplerine iade edilmelidir. Vatandaş daha iyi sahiplenmesini bilir. 2. Her bölgede, çıplak hazine arazileri, ağaçlandırılması şartıyla kişi ve kuruluşlara cüzi bir bedelle, hatta bedelsiz olarak verilmelidir. 3. Orman muhafaza memurlarının sayısı arttırılmalı, ormanlar bunlara zimmetlenmeli, başarılı memurlar da taltif edilmelidir. 4. Turistik tesisler kurmak şartıyla bazı orman alanlarının özelleştirilmesi, hem turizm hem de sahiplenme bakımlarından faydalı olur. 5. Yangınlara zamanında müdahale edilebilmesi için, orman içinde motorlu araçlarla ulaşımın sağlanması gerekir. > Necdet Akman
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT