BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yargıya güven sarsılmamalı

Yargıya güven sarsılmamalı

Yargıtay Başkanı Osman Arslan: Hukuka olan güvenin artması, toplumsal barışın ve düzenin sağlanmasının ön şartıdır. Yargıya güven konusunda, adalet dağıtanlardan başka, basına, politikacılara, kurum ve kuruluşlara da görevler düşmektedir.



>>> Sıcak karşılama: Adli yılın açılış törenine Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Baykal da katıldı. Baykal, Gül’ü oldukça sıcak bir şekilde karşıladı. >>> Yargının uçuşa geçme zamanı: İKTİDARLARI döneminde yargının şartlarının iyileştirilmesi için önemli adımlar attıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, “Bu dönem yargının uçuşa geçme zamanıdır” dedi. Adli yılın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Arslan da yargıya güvenin sarsılmaması gerektiğini belirterek, “Bu konuda herkese görev düşmektedir” diye konuştu. ---------- ANKARA - Adli yıl dün Yargıtay Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle başladı. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yanı sıra TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcıları, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Bakanlar ve çok sayıda yargı mensubu katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış konuşmasını yapan Yargıtay 1. Başkanı Osman Arslan, terör ve üniter yapının korunması konusunda önemli mesajlar verdi. Cumhuriyetin temel niteliklerine herkesin sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Arslan, Cumhuriyeti, Atatürk ilke ve inkılâpları ile cumhuriyetin kazanımlarını koruma konusunda her kurum ve yurttaşın kendisini görevli sayması gerektiğine dikkat çekti. Kuvvetler ayrımının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş bölümü olduğunun altını çizen Arslan, “Anayasa’nın bu açık hükmü kuvvetlerin çatışmasını değil, uyumlu çalışmasını zorunlu kılmaktadır” dedi. ‘Terör insanlık suçudur’ Türkiye’de ve dünyada terörün insan hakları ve demokrasiler için büyük tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Arslan, şöyle konuştu: “Terörün doğrudan hedefi insandır. İnsanların yaşama hakkını ortadan kaldırmaktır. Terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı bireylerin, kurum ve kuruluşlar ile bütün devletlerin mücadele ederek birlikte davranmaları zorunluluktur. Bugün bazı devletlerin doğrudan ve dolaylı olarak teröre destek verdikleri bilinen bir olgudur. Terör örgütlerinin kullandıkları araç, gereç, silah ve mühimmatın devletlerin tekel ve denetiminde olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Terörle mücadelede devletlere önemli görevler düşmektedir. Devletler silah ve mühimmatın terör örgütlerinin eline geçmesini önleyici tedbirleri almak zorundadırlar. Bu önlemleri almamak, teröre açık destek vermekle eşdeğerdir.” ‘Sabrın da sınırı var’ Teröre destek veren ülkelerin bu silahların bir gün kendilerine çevrilebileceğini bilmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, “Terörün acısını derinden yaşayan ülkemiz, bunun üstesinden gelecek güce fazlası ile sahiptir. Sabırlı ve hoşgörülü Türk Milletinin sabrının bir sınırı olduğu da unutulmamalıdır. Teröre karşı mücadele ülkemizin en doğal ve meşru hakkıdır. Devletimiz hukuk kurallarından vazgeçmeden terörle mücadeleyi sürdürmektedir ve sürdürecektir. Silahlı Kuvvetlerimiz ile güvenlik güçlerimiz terörle mücadelede üstün çaba ve gayret göstermektedirler. Ancak bu konuda diğer kuruluşlarımıza ve yurttaşlarımıza da görevler düşmektedir. Daha güzel bir dünyada ve ülkede yaşamak istiyorsak terörü bitirmek için herkes görevini eksiksiz yerine getirmelidir” dedi. Hukuka güven artmalı Adalet dağıtımında görev alanların, sorumluluk bilinci içinde hareket ederek kendisine ve topluma saygı duyması, kişisel görüş, tercih ve düşüncelerini görevine yansıtmaması gerektiğine dikkat çeken Arslan, “Hukuka olan güvenin artması, toplumsal barışın ve düzenin sağlanmasının ön şartıdır. Yargıya güven konusunda, adalet dağıtanlardan başka, basına, politikacılara, kurum ve kuruluşlara da görevler düşmektedir” diye konuştu. Yargı kararlarının bütün kesimler tarafından beğenilmesinin beklenemeyeceğine dikkat çeken Arslan, şöyle devam etti: “Kesinleşen kararların eleştirilmesi ve değerlendirilmesi doğaldır. Ancak, yargıya yönelik eleştiriler bilimsel ve hukuki olmalı, kararı verenler değil, karar eleştirilmelidir. Münferit kararlar gündeme getirilerek, toplumda yargı sürekli yanlış karar veriyor endişesi oluşturulmamalıdır. Yargı herkese lâzımdır. Yıpratılmış bir yargı görevini ve işlevini tam olarak yerine getiremez. Bundan en büyük zararı da ülke görür.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT